Cinayetler
Cinayetler
عَنْ اِبْنِ مَسْعُودٍ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - لَا يَحِلُّ دَمُ اِمْرِئٍ مُسْلِمٍ; يَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اَللَّهُ, وَأَنِّي رَسُولُ اَللَّهِ, إِلَّا بِإِحْدَى ثَلَاثٍ: اَلثَّيِّبُ اَلزَّانِي, وَالنَّفْسُ بِالنَّفْسِ, وَالتَّارِكُ لِدِينِهِ; اَلْمُفَارِقُ لِلْجَمَاعَةِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«İbni Mes'ud radıyallahu anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : — Allah'tan başka ilâh olmadığına ve benim Resûlüllah olduğuma şehâdet eden müslüman bir kimsenin kanı ancak üç sebepten biri ile helâl olur: Dul zenpâre olmak, cana karşı canla mukabele etmek ve dînini bırakıp, cemâati terkeder olmak sebeblerinden biri ile; buyurdular.» Hadîs müttefekun aleyh'tir.
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا, عَنْ رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: لَا يَحِلُّ قَتْلُ مُسْلِمٍ إِلَّا فِي إِحْدَى ثَلَاثِ خِصَالٍ: زَانٍ مُحْصَنٌ فَيُرْجَمُ, وَرَجُلٌ يَقْتُلُ مُسْلِمًا مُتَعَمِّدًا فَيُقْتَلُ, وَرَجُلٌ يَخْرُجُ مِنْ اَلْإِسْلَامِ فَيُحَارِبُ اَللَّهَ وَرَسُولَهُ, فَيُقْتَلُ, أَوْ يُصْلَبُ, أَوْ يُنْفَى مِنْ اَلْأَرْضِ . رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ, وَالنَّسَائِيُّ, وَصَحَّحَهُ اَلْحَاكِمُ .
«Âişe radıyallahü anhâ'dan Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: — Bir müslümanın katli ancak üç hasletten biri sebebiyle helâl olabilir: Ya Muhsan zânîdir de recmedilir. Yâhud bir müslümanı kasden öldüren adamdır; katledilir. Yâhud'da İslâmdan çıkıp Allah ve Resulüne karşı harb eden ve binnetice öldürülen veya asılan yâhud o yerden sürgün edilen adamdır». Bu hadisi Ebû Dâvud ile Nesaî rivayet etmişlerdir. Hâkim onu sahîhlemiştir.
وَعَنْ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - أَوَّلُ مَا يُقْضَى بَيْنَ اَلنَّاسِ يَوْمَ اَلْقِيَامَةِ فِي اَلدِّمَاءِ . مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Abdullah b. Mes'ud radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Kıyamet gününde insanlar arasında ilk hüküm kanlar hakkında verilecektir; buyurdular.» Hadîs müttefekun aleyh'tir.
وَعَنْ عُمَرَ بْنِ اَلْخَطَّابِ - رضى الله عنه - قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقُولُ: لَا يُقَادُ اَلْوَالِدُ بِالْوَلَدِ رَوَاهُ أَحْمَدُ, وَاَلتِّرْمِذِيُّ, وَابْنُ مَاجَهْ, وَصَحَّحَهُ اِبْنُ اَلْجَارُودِ وَالْبَيْهَقِيُّ, وَقَالَ اَلتِّرْمِذِيُّ: إِنَّهُ مُضْطَرِبٌ .
«Ömer b. Hattâb radıyallahü anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki : Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'i: — Çocuğa mukabil baba kısas edilmez; derken işittim.» Bu hadisi Ahmed, Tirmizî ve İbni Mâce rivayet etmişlerdir. Onu İbnü'l-Cârûd ile Beyhakî sahihlemiştir. Tirmizî: «Bu hadîs muztaribtir» demiştir.
وَعَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ - رضى الله عنه - أَنَّ جَارِيَةً وُجَدَ رَأْسُهَا قَدْ رُضَّ بَيْنَ حَجَرَيْنِ, فَسَأَلُوهَا: مَنْ صَنَعَ بِكِ هَذَا? فُلَانٌ. فُلَانٌ. حَتَّى ذَكَرُوا يَهُودِيًّا. فَأَوْمَأَتْ بِرَأْسِهَا, فَأُخِذَ اَلْيَهُودِيُّ, فَأَقَرَّ, فَأَمَرَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - أَنْ يُرَضَّ رَأْسُهُ بَيْنَ حَجَرَيْنِ. مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ, وَاللَّفْظُ لِمُسْلِمٍ. .
«Enes b. Mâlik radıyallahü anh'den rivayet edildiğine göre bir câriye, kafası iki taş arasında ezilmiş bir halde bulunmuş da kendisine : — Bunu sana kim yaptı? filân mı, filân mı? diye sormuşlar. Nihayet bir yahûdî'yi söyleyince cariye başı ile (evet diye) işaret etmiş. Bunun üzerine Yahûdî tevkif edilmiş ve hemen (suçunu) ikrar etmiş. Resülüllah (S.A.V.) onun başının da iki taş arasında ezilmesini emir buyurmuştur.» Hadîs müttefekun aleyh'tir. Lâfız Müslim'indir.
وَعَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ - رضى الله عنه - أَنَّ غُلَامًا لِأُنَاسٍ فُقَرَاءَ قَطَعَ أُذُنَ غُلَامٍ لِأُنَاسٍ أَغْنِيَاءَ, فَأَتَوا اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - فَلَمْ يَجْعَلْ لَهُمْ شَيْئًا. رَوَاهُ أَحْمَدُ, وَالثَّلَاثَةُ, بِإِسْنَادٍ صَحِيحٍ .
«İmran b. Husayn radıyallahü anhümâ'dan rivayet olunduğuna göre, fakir bir takım insanlara âid bir gulâm, zengin insanlara ait bir gulâmın kulağını kesmiş. Bunun üzerine zenginler Peygamber (S.A.V.)'e gelmişler. Fakat Peygamber (S.A.V.) onlara hiç bir şey vermemişdir.» Bu hadîsi Ahmed ile Üçler sahîh bir isnadla rivayet etmişlerdir.
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: اِقْتَتَلَتِ اِمْرَأَتَانِ مِنْ هُذَيْلٍ, فَرَمَتْ إِحْدَاهُمَا اَلْأُخْرَى بِحَجَرٍ, فَقَتَلَتْهَا وَمَا فِي بَطْنِهَا, فَاخْتَصَمُوا إِلَى رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - فَقَضَى رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - أَنَّ دِيَةَ جَنِينِهَا: غُرَّةٌ; عَبْدٌ أَوْ وَلِيدَةٌ, وَقَضَى بِدِيَةِ اَلْمَرْأَةِ عَلَى عَاقِلَتِهَا. وَوَرَّثَهَا وَلَدَهَا وَمَنْ مَعَهُمْ. فَقَالَ حَمَلُ بْنُ اَلنَّابِغَةِ اَلْهُذَلِيُّ: يَا رَسُولَ اَللَّهِ! كَيْفَ يَغْرَمُ مَنْ لَا شَرِبَ, وَلَا أَكَلَ, وَلَا نَطَقَ, وَلَا اِسْتَهَلَّ, فَمِثْلُ ذَلِكَ يُطَلُّ, فَقَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - "إِنَّمَا هَذَا مِنْ إِخْوَانِ اَلْكُهَّانِ"; مِنْ أَجْلِ سَجْعِهِ اَلَّذِي سَجَعَ. مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
وَأَخْرَجَهُ أَبُو دَاوُدَ, وَالنَّسَائِيُّ: مِنْ حَدِيثِ اِبْنِ عَبَّاسٍ; أَنَّ عُمَرَ - رضى الله عنه - سَأَلَ مَنْ شَهِدَ قَضَاءَ رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - فِي اَلْجَنِينِ? قَالَ: فَقَامَ حَمَلُ بْنُ اَلنَّابِغَةِ, فَقَالَ: كُنْتُ بَيْنَ اِمْرَأَتَيْنِ, فَضَرَبَتْ إِحْدَاهُمَا اَلْأُخْرَى... فَذَكَرَهُ مُخْتَصَرًا. وَصَحَّحَهُ اِبْنُ حِبَّانَ, وَالْحَاكِمُ. 11 -
«Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki; Hüzeyl (kabilesi) nden iki kadın kavga ettiler. Ve biri diğerine bir taş atarak onu ve karnındakini öldürdü. Bunun üzerine Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'in huzuruna dâvaya çıktılar. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem, kadının cenini için : bir gurre (yani) bir köle veya câriye diyet hükmetti. Kadının diyetini de âkilesine hükmetti. Ve çocukları ile onların beraberindekileri ona mirasçı yaptı. Derken Hamel b. Nâbigâ-i Hüzelî: — Yâ Resûlallah, yiyip içmeyen, konuşmayan, avazı işitilmeyen bir cenin nasıl ödenir? Böylesi heder olmalıdır; dedi. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Bu (lâfazan) şu yaptığı seci'den dolayı ancak ve ancak kâhinlerin arkadaşlarındandır; buyurdular.» Hadîs müttefekun aleyh'tir. Bu hadîsi Ebu Dâvud ile Nesaî, İbni Abbas'dan şu lâfızlarla tahrîc etmişlerdir. «Ömer Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'in cenin hakkında nasıl hüküm verdiğini gören birini sordu. Ravî demiştir ki, bunun üzerine Hamel b. Nâbigâ ayağa kalkarak : — Ben iki kadının arasında idim. Biri diğerine vurdu; demiş; ve hâdiseyi kısaca anlatmıştır.» Bu hadîsi İbni Hibban ile Hâkim sahîhlemişlerdir.
وَعَنْ أَنَسٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلرُّبَيِّعَ بِنْتَ اَلنَّضْرِ -عَمَّتَهُ- كَسَرَتْ ثَنِيَّةَ جَارِيَةٍ, فَطَلَبُوا إِلَيْهَا اَلْعَفْوَ, فَأَبَوْا, فَعَرَضُوا اَلْأَرْشَ, فَأَبَوْا, فَأَتَوْا رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - وَأَبَوْا إِلَّا اَلْقِصَاصَ, فَأَمَرَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - بِالْقِصَاصِ, فَقَالَ أَنَسُ بْنُ اَلنَّضْرِ: يَا رَسُولَ اَللَّهِ! أَتُكْسَرُ ثَنِيَّةُ اَلرُّبَيِّعِ? لَا, وَاَلَّذِي بَعَثَكَ بِالْحَقِّ, لَا تُكْسَرُ ثَنِيَّتُهَا, فَقَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - "يَا أَنَسُ! كِتَابُ اَللَّهِ: اَلْقِصَاصُ". فَرَضِيَ اَلْقَوْمُ, فَعَفَوْا, فَقَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - : "إِنَّ مِنْ عِبَادِ اَللَّهِ مَنْ لَوْ أَقْسَمَ عَلَى اَللَّهِ لَأَبَرَّهُ". مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ, وَاللَّفْظُ لِلْبُخَارِيِّ .
«Enes b. Mâlik radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna göre halası Rübeyy'i binti Nadr bir genç kadının ön dişini kırmış. Rübeyyi'nin yakınları kadından afv istemişler; fakat kadın tarafı buna razı olmamışlar; arkasından diyet verme teklifinde bulunmuşlar, (ona da) razı olmamışlar. Nihayet, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'e gelmişler. Fakat onlar kısâsdan başka bir şeye razı olmamıştır. Derken Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem kısas emrini vermiş. Bunun üzerine Enes b. Nadr ayağa kalkarak : — Yâ Resûlüllah, şimdi Rübeyyi'in ön dişi kırılacak mı? Olamaz, seni hak (dîn) le gönderen Allah'a yemin ederim ki, onun ön dişi kırılamaz; demiş. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : — Yâ Enes Kitâbullah kısastır; buyurmuş, karşı taraf da razı olarak afvetmişler. Bunun üzerine Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : — Hakikaten Allah'ın kullarından öyleleri var ki Allah'a yemîn ederse Allah kendisini yemininde sabit kılar? buyurmuşlardır. Hadîs müttefekun aleyh'tir. Lâfız Buhari'nindir.
وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا, عَنْ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: إِذَا أَمْسَكَ اَلرَّجُلُ اَلرَّجُلَ, وَقَتَلَهُ اَلْآخَرُ, يُقْتَلُ اَلَّذِي قَتَلَ, وَيُحْبَسُ اَلَّذِي أَمْسَكَ رَوَاهُ اَلدَّارَقُطْنِيُّ مَوْصُولًا وَمُرْسَلًا, وَصَحَّحَهُ اِبْنُ اَلْقَطَّانِ, وَرِجَالُهُ ثِقَاتٌ, إِلَّا أَنَّ اَلْبَيْهَقِيَّ رَجَّحَ اَلْمُرْسَلَ .
«İbni Ömer radıyallahü anhümâ'dan Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'den işitmiş olarak rivayet olunduğuna göre Peygamber (S.A.V.) : — Bir adam bir adamı tutar da onu diğeri öldürürse, öldüren öldürülür, tutan da hapsedilir; buyurmuşlardır.» Bu hadîsi Dâre Kutnî mevsul ve mürsel olarak rivayet etmiştir. İbni'l-Kattan onu sahîhlemiştir. Râvîleri sikadır. Şu kadar var ki Beyhaki mürsel olduğunu tercih etmiştir.
وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: قُتِلَ غُلَامٌ غِيلَةً, فَقَالَ عُمَرُ: لَوْ اِشْتَرَكَ فِيهِ أَهْلُ صَنْعَاءَ لَقَتَلْتُهُمْ بِهِ . أَخْرَجَهُ اَلْبُخَارِيُّ 11 -
«İbni Ömer radıyallahü anhümâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Bir çocuk tuzağa düşürülerek öldürüldü. Bunun üzerine Ömer : — Bu işe (bütün) San'a ahâlisi iştirak etse bu çocuk sebebiyle hepsini katlederdim; dedi.» Bu hadîsi Buharî tahrîc etmiştir.
وَعَنْ أَبِي شُرَيْحٍ اَلْخُزَاعِيِّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - فَمَنْ قُتِلَ لَهُ قَتِيلٌ بَعْدَ مَقَالَتِي هَذِهِ, فَأَهْلُهُ بَيْنَ خِيَرَتَيْنِ: إِمَّا أَنْ يَأْخُذُوا اَلْعَقْلِ. أَوْ يَقْتُلُوا أَخْرَجَهُ أَبُو دَاوُدَ, وَالنَّسَائِيُّ .
وَأَصْلُهُ فِي "اَلصَّحِيحَيْنِ" مِنْ حَدِيثِ أَبِي هُرَيْرَةَ بِمَعْنَاهُ 11 - رواه البخاري (6880)، ومسلم (1355) عن أبي هريرة من حديث طويل، وفيه: "ومن قتل له قتيل، فهو بخير النظرين؛ إما أن يودى، وإما أن يقاد" لفظ البخاري. ولفظ مسلم: "إما أن يفدى، وإما أن يقتل".
«Ebu Şüreyh-i Huzai radıyallahü anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — İmdi benim bu sözümden sonra bir kimsenin bir ölüsü öldürülürse ölenin ailesi iki şey arasında muhayyerdir. Ya diyeti alırlar; yâhud öldürürler; buyurdular.» Bu hadîsi Ebu Dâvud ile Nesaî tahrîc etmişlerdir. Aslı, Sahiheyn'de bu mânâda rivayet olunan Ebu Hüreyre hadisindedir.