Hadâne (çocuğun bakımı)

Nikâh

  1. عَنْ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ عَمْرِوٍ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا; أَنَّ اِمْرَأَةً قَالَتْ: يَا رَسُولَ اَللَّهِ! إِنَّ اِبْنِي هَذَا كَانَ بَطْنِي لَهُ وِعَاءً, وَثَدْيِي لَهُ سِقَاءً, وَحِجْرِي لَهُ حِوَاءً, وَإِنَّ أَبَاهُ طَلَّقَنِي, وَأَرَادَ أَنْ يَنْتَزِعَهُ مِنِّي. فَقَالَ لَهَا رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - "أَنْتِ أَحَقُّ بِهِ, مَا لَمْ تَنْكِحِي". رَوَاهُ أَحْمَدُ, وَأَبُو دَاوُدَ, وَصَحَّحَهُ اَلْحَاكِمُ .

    «Abdullah b. Amr radıyallahu anhümâ'dan rivayet olunduğuna göre bir kadın : — Yâ Resûlallah şüphesiz ki şu oğlum için karnım bir kap, memem su tulumu, sinem de mahfaza idi. Şimdi babası beni boşadı ve beni ondan çekip almak istedi; demiş. Bunun üzerine Resûlüllah (S.A.V.) : — Sen kocaya varmadıkça çocuğu almağa daha haklısın; buyurmuşlardır.» Bu hadîsi Ahmed ile Ebu Dâvud rivayet etmişlerdir. Hâkim onu sahîhlemiştir.

  2. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - أَنَّ اِمْرَأَةً قَالَتْ: يَا رَسُولَ اَللَّهِ! إِنَّ زَوْجِي يُرِيدُ أَنْ يَذْهَبَ بِابْنِي, وَقَدْ نَفَعَنِي, وَسَقَانِي مِنْ بِئْرِ أَبِي عِنَبَةَ فَجَاءَ زَوْجُهَا, فَقَالَ اَلنَّبِيُّ - صلى الله عليه وسلم - "يَا غُلَامُ! هَذَا أَبُوكَ وَهَذِهِ أُمُّكَ, فَخُذْ بِيَدِ أَيُّهُمَا شِئْتَ" فَأَخَذَ بِيَدِ أُمِّهِ, فَانْطَلَقَتْ بِهِ. رَوَاهُ أَحْمَدُ, وَالْأَرْبَعَةُ, وَصَحَّحَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ 31 - تحرف في "أ" إلى "عتبة".2 - تحرف في "أ" إلى: "وهذا".3 -

    «Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna göre bir kadın gelerek : — Yâ Resûlâllah, gerçekten kocam oğlumu götürmek istiyor. Halbuki oğlumun bana faydası dokunmaya başlamıştı; bana Ebu İnebe kuyusundan su taşıyordu: demiş. Arkasından kocası gelmiş. Derken Peygamber (S.A.V.) : — Ey çocuk! şu baban şu da annen! (Haydi bakalım) hangisini istersen onun elinden tut; demiş; çocuk hemen annesinin eline yapışmış; annesi de onu alıp götürmüştür.» Bu hadîsi Ahmed ile Dörtler rivayet etmişlerdir. Tirmizî onu sahîhlemiştir.

  3. وَعَنْ رَافِعِ بْنِ سِنَانٍ; أَنَّهُ أَسْلَمَ, وَأَبَتِ اِمْرَأَتُهُ أَنْ تُسْلِمَ. فَأَقْعَدَ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - اَلْأُمَّ نَاحِيَةً, وَالْأَبَ نَاحِيَةً, وَأَقْعَدَ اَلصَّبِيَّ بَيْنَهُمَا. فَمَالَ إِلَى أُمِّهِ, فَقَالَ: "اَللَّهُمَّ اِهْدِهِ". فَمَالَ إِلَى أَبِيهِ, فَأَخَذَهُ. أَخْرَجَهُ أَبُو دَاوُدَ, وَالنَّسَائِيُّ, وَصححه الْحَاكِمُ .

    «Râfi' b. Sinan radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna göre kendisi müslüman olmuş karısı ise müslüman olmayı kabul etmemiş. Bunun üzerine Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem, anneyi bir tarafa, babayı da bir tarafa oturtmuş. Çocuğu dahî aralarına oturtmuş, derken çocuk annesine meyledivermiş. Resûlüllah (S.A.V.) : — Yâ Rab buna hidâyet ver; de (yerek duâ et) miş. (Bu sefer) çocuk hemen babasına meyletmiş. O da onu almış.» Bu hadîsi Ebu Dâvud ile Nesaî tahrîc etmişlerdir. Hâkim onu sahîhlemiştir.

  4. وَعَنْ اَلْبَرَاءِ بْنِ عَازِبِ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا; أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - قَضَى فِي اِبْنَةِ حَمْزَةَ لِخَالَتِهَا, وَقَالَ: اَلْخَالَةُ بِمَنْزِلَةِ اَلْأُمِّ. أَخْرَجَهُ اَلْبُخَارِيُّ .

    وَأَخْرَجَهُ أَحْمَدُ: مِنْ حَدِيثِ عَلَيٍّ فَقَالَ: وَالْجَارِيَةُ عِنْدَ خَالَتِهَا, فَإِنَّ اَلْخَالَةَ وَالِدَةٌ 11 -

    «Bera b. Âzib radıyallahu anh'den rivayet olunduğuna göre; Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Hamza'nın kızı için teyzesine verilmesine hükmetmiş ve: — Teyze anne mesabesindedir; buyurmuştur.» Bu hadîsi Buharî tahrîc etmiştir. Onu Ahmed, Hz. Ali hadisinden tahrîc etmiştir. O hadîsde Peygamber (S.A.V.) : — Kız da teyzesinin yanında olacak. Çünkü teyze annedir; buyurmuştur.

  5. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا أَتَى أَحَدَكُمْ خَادِمُهُ بِطَعَامِهِ, فَإِنْ لَمْ يُجْلِسْهُ مَعَهُ, فَلْيُنَاوِلْهُ لُقْمَةً أَوْ لُقْمَتَيْنِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ, وَاللَّفْظُ لِلْبُخَارِيِّ .

    «Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : — Birinize hizmetçisi yemeğini getirdiği vakit onu kendisi ile beraber (yemeğe) oturtmazsa bir veya iki lokma bârî versin; buyurdular.» Hadîs müttefekun aleyh'tir. Lâfız Buharî'nindir.

  6. وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا; عَنْ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: عُذِّبَتْ اِمْرَأَةٌ فِي هِرَّةٍ سَجَنَتْهَا حَتَّى مَاتَتْ, فَدَخَلْتِ اَلنَّارَ فِيهَا, لَا هِيَ أَطْعَمَتْهَا وَسَقَتْهَا إِذْ هِيَ حَبَسَتْهَا, وَلَا هِيَ تَرَكَتْهَا, تَأْكُلُ مِنْ خَشَاشِ اَلْأَرْضِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .

    «İbni Ömer radıyallahü anhümâ'dan Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'den işitmiş olmak üzere rivayet edildiğine göre Resûlüllah (S.A.V.) : — Bir kadın ölünceye kadar hapsettiği bir dişi kedi hakkında azâb olunmuş; ve onun sebebiyle cehenneme girmiştir. Kadın onu hapsettiği vakit doyurup sulamamış; yerin böceklerini yemeye de müsaade etmemiştir; buyurmuşlardır.» Hadîs müttefekun aleyh'tir.