Nafakalar

Nikâh

  1. عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: دَخَلَتْ هِنْدُ بِنْتُ عُتْبَةَ -اِمْرَأَةُ أَبِي سُفْيَانَ- عَلَى رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - . فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اَللَّهِ! إِنَّ أَبَا سُفْيَانَ رَجُلٌ شَحِيحٌ لَا يُعْطِينِي مِنْ اَلنَّفَقَةِ مَا يَكْفِينِي وَيَكْفِي بَنِيَّ, إِلَّا مَا أَخَذْتُ مِنْ مَالِهِ بِغَيْرِ عِلْمِهِ, فَهَلْ عَلَِيَّ فِي ذَلِكَ مِنْ جُنَاحٍ? فَقَالَ: "خُذِي مِنْ مَالِهِ بِالْمَعْرُوفِ مَا يَكْفِيكِ, وَيَكْفِي بَنِيكِ". مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .

    «Âişe radıyallahü anhâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Ebu Süfyan'ın karısı Hind binti Utbe Resülüllah sallallahü aleyhi ve sellem'in yanına girdi ve: — Yâ Resûlallah, gerçekten Ebu Süfyan pek cimri bir adamdır. Bana kendime ve çocuklarıma yetecek kadar nafaka vermiyor. Ancak onun haberi olmaksızın malından bir şey alırsam o başka, Acaba bana bunda bir günah var mıdır? dedi. Resûlüllah (S.A.V.): — Onun malından sana ve çocuklarına yetecek kadarını ma'ruf vecihle al; buyurdular.» Hadis müttefekun aleyh'tir.

  2. وَعَنْ طَارِقِ الْمُحَارِبِيِّ قَالَ: قَدِمْنَا اَلْمَدِينَةَ, فَإِذَا رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَائِمٌ يَخْطُبُ وَيَقُولُ: "يَدُ اَلْمُعْطِي اَلْعُلْيَا, وَابْدَأْ بِمَنْ تَعُولُ: أُمَّكَ وَأَبَاكَ, وَأُخْتَكَ وَأَخَاكَ, ثُمَّ أَدْنَاكَ أَدْنَاكَ". رَوَاهُ النَّسَائِيُّ, وَصَحَّحَهُ اِبْنُ حِبَّانَ, وَاَلدَّارَقُطْنِيُّ .

    «Târık-ı Muharibi radıyallahü anh'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Medine'ye geldik. Bir de baktık Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem minberin üzerinde ayakta halka hutbe irâd ediyor ve: — Verenin eli yüksektir. Hem nafakasını verdiğin kimselerden başla! Anneni, babanı, kız kardeşini, kardeşini, sonra sana en yakın ve ondan sonra en yakın olanları gör gözet; diyordu.» Bu hadîsi Nesaî tahrîc etmiştir. İbni Hibban ile Dâre Kutnî onu sahîhlemişlerdir.

  3. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - لِلْمَمْلُوكِ طَعَامُهُ وَكِسْوَتُهُ, وَلَا يُكَلَّفُ مِنْ اَلْعَمَلِ إِلَّا مَا يُطِيقُ. رَوَاهُ مُسْلِمٌ .

    «Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Kölenin yiyeceği ve giyeceği hakkıdır. Gücünün yetmiyeceği iş de kendisine yüklenmez; buyurdular.» Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir.

  4. وَعَنْ جَابِر بْنِ عَبْدِ اَللَّهِ - رضى الله عنه - عَنْ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - -فِي حَدِيثِ اَلْحَجِّ بِطُولِهِ- قَالَ فِي ذِكْرِ اَلنِّسَاءِ: وَلَهُنَّ عَلَيْكُمْ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ. أَخْرَجَهُ مُسْلِمٌ .

    «Câbir b. Abdillah radıyallahü anhümâ'dan Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'den duymuş olarak rivayet edildiğine göre Peygamber (S.A.V.) hacc hakkındaki uzun hadiste kadınları zikrederken : — Sizin üzerinizde onların ma'ruf vecihle yiyecek ve giyecek hakları vardır; buyurmuşlardır.» Bu hadisi Müslim tahrîc etmiştir.

  5. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اَلْيَدِ اَلْعُلْيَا خَيْرٌ مِنْ اَلْيَدِ اَلسُّفْلَى, وَيَبْدَأُ أَحَدُكُمْ بِمَنْ يَعُولُ. تَقُولُ اَلْمَرْأَةُ: أَطْعِمْنِي, أَوْ طَلِّقْنِي. رَوَاهُ اَلدَّارَقُطْنِيُّ, وَإِسْنَادُهُ حَسَنٌ 11 - رواه الدارقطني (39791) من طريق عاصم بن بهدلة، عن أبي صالح، عن أبي هريرة، وزاد: "ويقول عبده: أطعمني واستعملني، ويقول ولده: إلى من تكلنا". ونعم هذا إسناد

    «Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Yüksek el, alçak elden hayırlıdır. Biriniz nafakası kendisine âit olanlardan başlar. Kadın: beni ya doyur ya boşa; der» buyurdular. Bu hadîsi Dare Kutnî rivayet etmiştir. İsnadı hasendir.

  6. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: جَاءَ رَجُلٌ إِلَى اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - فَقَالَ: يَا رَسُولَ اَللَّهِ! عِنْدِي دِينَارٌ? قَالَ: "أَنْفِقْهُ عَلَى نَفْسِكَ". قَالَ: عِنْدِي آخَرُ? قَالَ: "أَنْفِقْهُ عَلَى وَلَدِكَ". قَالَ: عِنْدِي آخَرُ? قَالَ: "أَنْفِقْهُ عَلَى أَهْلِكَ". قَالَ: عِنْدِي آخَرُ, قَالَ: "أَنْفِقُهُ عَلَى خَادِمِكَ". قَالَ عِنْدِي آخَرُ, قَالَ: "أَنْتَ أَعْلَمَ". أَخْرَجَهُ اَلشَّافِعِيُّ وَاللَّفْظُ لَهُ, وَأَبُو دَاوُدَ, وَأَخْرَجَهُ النَّسَائِيُّ وَالْحَاكِمُ بِتَقْدِيمِ . اَلزَّوْجَةِ عَلَى اَلْوَلَدِ .

    «Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'e bir adam geldi ve : — Yâ Resûlallah bende bir dinar var (onu ne yapayım?) dedi. Resûlüllah (S.A.V.) : — Onu kendin için harca! buyurdu. Adam : — Bende bir başkası var? dedi. Peygamber (S.A.V.) : — Onu çocuklarına harca! buyurdu. Adam : — Bende bir başkası var? dedi. Resûlüllah (S.A.V.) : — Onu ailene harca! buyurdu. Adam: — Bende bir başkası var? dedi. Peygamber (S.A.V.) : — Onu hizmetçine harca; buyurdu. Adam: — Bende bir başkası var? dedi. Fahr-i Kâinat (S.A.V.) : — Sen bilirsin; buyurdular.» Bu hadîsi Şafiî tahrîc etmiştir. Lâfız onundur. Onu Ebu Dâvud dahî tahrîc eylemiştir. Nesâî ile Hâkim dahî, zevceyi çocuklarından evvel zikrederek tahrîc etmişlerdir.