Îlâ, zıhâr ve keffâret

Nikâh

  1. وَعَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ قَالَ: أَدْرَكْتُ بِضْعَةَ عَشَرَ مِنْ أَصْحَابِ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - كُلُّهُمْ يَقِفُونَ اَلْمُؤْلِي . رَوَاهُ اَلشَّافِعِيّ ُ .

    «Süleyman b. Yesâr radıyallahu anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'in eshabından on küsur kişiye yetiştim. Hepsi mûlîyi durduruyordu.» Bu hadîsi Şâfiî rivayet etmiştir.

  2. وَعَنِ اِبْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: كَانَ إِيلَاءُ اَلْجَاهِلِيَّةِ اَلسَّنَةَ وَالسَّنَتَيْنِ, فَوَقَّتَ اَللَّهُ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ, فَإِنْ كَانَ أَقَلَّ مِنْ أَرْبَعَةِ أَشْهُرٍ, فَلَيْسَ بِإِيلَاءٍ أَخْرَجَهُ اَلْبَيْهَقِيُّ . .

    «İbni Abbas radıyallahü anhümâ'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Câhiliyyet devrinin îlâsı bir sene, iki sene idi. Allah dört ayı (ona) vakit tayin etti. Binâenaleyh dört aydan az olursa îlâ değildir.» Bu hadîsi Beyhakî tahrîc etmiştir.

  3. وَعَنْهُ رَضِيَ اَللَّهُ تَعَالَى عَنْهُمَا; أَنَّ رَجُلًا ظَاهَرَ مِنِ اِمْرَأَتِهِ, ثُمَّ وَقَعَ عَلَيْهَا, فَأَتَى اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - فَقَالَ: إِنِّي وَقَعْتُ عَلَيْهَا قَبْلَ أَنْ أُكَفِّرَ, قَالَ: "فَلَا تَقْرَبْهَا حَتَّى تَفْعَلَ مَا أَمَرَكَ اَللَّهُ". رَوَاهُ اَلْأَرْبَعَةُ وَصَحَّحَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ, وَرَجَّحَ النَّسَائِيُّ إِرْسَالَه ُ .

    وَرَوَاهُ اَلْبَزَّارُ: مِنْ وَجْهٍ آخَرَ, عَنِ اِبْنِ عَبَّاسٍ وَزَادَ فِيهِ: كَفِّرْ وَلَا تَعُدْ .

    «(Yine) İbni Abbas radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre bir adam karısına zıhâr yapmış; sonra ona cima' etmiş; ve Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'e gelerek : — Ben onunla keffâret vermezden önce cima' ettim; demiş. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : — O halde Allah'ın sana emrettiğini yapmadıkça ona yaklaşma; buyurmuşlardır». Bu hadisi Dörtler rivayet etmiştir. Tirmizî onu sahîhlemiş, Nesaî ise mürsel oluşunu tercih etmiştir. Aynı hadîsi Bezzar başka bir vecihten İbni Abbas'dan rivayet etmiş; ve ona : «keffâret ver de bir daha yapma» cümlesini ziyâde etmiştir.

  4. وَعَنْ سَلَمَةَ بْنِ صَخْرٍ قَالَ: دَخَلَ رَمَضَانُ, فَخِفْتُ أَنْ أُصِيبَ اِمْرَأَتِي, فَظَاهَرْتُ مِنْهَا, فَانْكَشَفَ لِي مِنْهَا شَيْءٌ لَيْلَةً, فَوَقَعَتْ عَلَيْهَا, فَقَالَ لِي رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - "حَرِّرْ رَقَبَةً" قُلْتُ: مَا أَمْلِكُ إِلَّا رَقَبَتِي. قَالَ: "فَصُمْ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ", قُلْتُ: وَهَلْ أَصَبْتُ اَلَّذِي أَصَبْتُ إِلَّا مِنْ اَلصِّيَامِ? قَالَ: "أَطْعِمْ عِرْقًا مِنْ تَمْرٍ بَيْنَ سِتِّينَ مِسْكِينًا". أَخْرَجَهُ أَحْمَدُ, وَالْأَرْبَعَةُ إِلَّا النَّسَائِيَّ, وَصَحَّحَهُ اِبْنُ خُزَيْمَةَ, وَابْنُ اَلْجَارُود ِ .

    «Selemetü'bnü Sahr radıyallahu anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Ramazan ayı girdi. Ben karıma cima' ederim diye korktum da ona zıhâr yaptım. Bir de bir gece onun bir tarafı bana açılıverdi. Hemen ona yakınlık ettim. Bunun üzerine Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem bana : — Bir köle âzâd et; dedi. Ben: Boynumdan başka hiç bir şeye mâlik değilim; dedim: — O halde iki ay birbiri ardına oruç tut; buyurdu. Ben : — Zâten başıma ne geldi ise oruçtan gelmedi mi? dedim. Resül-ü Ekrem (S.A.V.) : — Bir farak hurmayı altmış fakire yedir; buyurdular.» Bu hadisi Nesâi müstesna Dörtler'le Ahmed rivayet etmiştir. Onu İbni Hüzeyme ile İbni Cârûd sahihlemişlerdir.