Faiz

Alışveriş

  1. عَنْ جَابِرٍ - رضى الله عنه - قَالَ: لَعَنَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - آكِلَ اَلرِّبَا, وَمُوكِلَهُ, وَكَاتِبَهُ, وَشَاهِدَيْهِ, وَقَالَ: " هُمْ سَوَاءٌ " رَوَاهُ مُسْلِمٌ .

    وَلِلْبُخَارِيِّ نَحْوُهُ مِنْ حَدِيثِ أَبِي جُحَيْفَةَ .

    «Câbir radıyallahü anh'ten rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: Faizi yiyene, yedirene yazana ve şâhidlerine lâ'net etti ve : — Onlar müsavidir; buyurdular.» Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir. Buhârî'nin de Ebu Cuhayfe'den buna benzer bir rivayeti vardır.

  2. وَعَنْ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ - رضى الله عنه - عَنْ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: اَلرِّبَا ثَلَاثَةٌ وَسَبْعُونَ بَابًا أَيْسَرُهَا مِثْلُ أَنْ يَنْكِحَ اَلرَّجُلُ أُمَّهُ, وَإِنَّ أَرْبَى اَلرِّبَا عِرْضُ اَلرَّجُلِ اَلْمُسْلِمِ رَوَاهُ اِبْنُ مَاجَهْ مُخْتَصَراً, وَالْحَاكِمُ بِتَمَامِهِ وَصَحَّحَهُ .

    «Abdullah b. Mes'ud radıyallahü anh'den Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem'den işitmiş olarak rivayet edildiğine göre Resûlüllah (S.A.V.) : — Faiz yetmiş üç bâbtır. Bunların (günâh i'tibâriyle) en ehveni bir kimsenin annesi ile cinsî münâsebet'te bulunması gibidir. Şüphesiz ki faizin en fazlası müslüman bir adamın ırzıdır; buyurmuşlardır.» Bu hadisi muhtasaran İbni Mâce; tamamı ile de Hâkim rivayet etmiş ve onu sahîhlemiştir.

  3. وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ اَلْخُدْرِيِّ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: لَا تَبِيعُوا اَلذَّهَبَ بِالذَّهَبِ إِلَّا مِثْلًا بِمِثْلٍ, وَلَا تُشِفُّوا بَعْضَهَا عَلَى بَعْضٍ, وَلَا تَبِيعُوا اَلْوَرِقَ بِالْوَرِقِ إِلَّا مِثْلًا بِمِثْلٍ, وَلَا تُشِفُّوا بَعْضَهَا عَلَى بَعْضٍ, وَلَا تَبِيعُوا مِنْهَا غَائِباً بِنَاجِزٍ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .

    «Ebu Sâîd-i Hudrî radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna göre; Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: — Altın ile altını, ancak misli misline olursa satın : birbirleri üzerine fazla yapmayın; gümüş ile gümüşü de, ancak misli misline olursa satın; birbirleri üzerine fazla yapmayın. Onlardan gaib olanı hazırla dahi satmayın; buyurmuşlardır.» Müttefekun aleyh'tir.

  4. وَعَنْ عُبَادَةَ بْنِ اَلصَّامِتِ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اَلذَّهَبُ بِالذَّهَبِ, وَالْفِضَّةُ بِالْفِضَّةِ, وَالْبُرُّ بِالْبُرِّ, وَالشَّعِيرُ بِالشَّعِيرِ, وَالتَّمْرُ بِالتَّمْرِ, وَالْمِلْحُ بِالْمِلْحِ, مِثْلًا بِمِثْلٍ, سَوَاءً بِسَوَاءٍ, يَدًا بِيَدٍ, فَإِذَا اِخْتَلَفَتْ هَذِهِ اَلْأَصْنَافُ فَبِيعُوا كَيْفَ شِئْتُمْ إِذَا كَانَ يَدًا بِيَدٍ رَوَاهُ مُسْلِمٌ .

    «Ubâdetû'bnü's-Sâmit radıyallahü anh'ten rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: — Altın ile altın, gümüş'le gümüş, buğday ile buğday, arpa ile arpa, hurma ile hurma ve tuz ile tuz, misli misline, birbirine müsâvî ve peşin olarak satılırlar. Bu nev'iler değişirse peşin olduğu takdirde nasıl istersiniz öyle satın; buyurdular.» Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.

  5. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اَلذَّهَبُ بِالذَّهَبِ وَزْناً بِوَزْنٍ مِثْلًا بِمِثْلٍ، وَالْفِضَّةُ بِالْفِضَّةِ وَزْناً بِوَزْنٍ مِثْلًا بِمِثْلٍ, فَمَنْ زَادَ أَوْ اِسْتَزَادَ فَهُوَ رِبًا رَوَاهُ مُسْلِمٌ .

    «Ebu Hüreyre radıyallahü anh'ten rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: — Altın ile altın, tartısı tartısına, misli misline; gümüş ile gümüş dahi tartısı tartısına, misli misline satılır. Her kim ziyâde verir veya ziyâde alırsa bu ribâ'dır; buyurdular.» Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.

  6. وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ, وَأَبِي هُرَيْرَةَ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- ;أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اِسْتَعْمَلَ رَجُلًا عَلَى خَيْبَرٍ, فَجَاءَهُ بِتَمْرٍ جَنِيبٍ, فَقَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - أَكُلُّ تَمْرِ خَيْبَرَ هَكَذَا? " فَقَالَ: لَا, وَاَللَّهِ يَا رَسُولَ اَللَّهِ, إِنَّا لَنَأْخُذُ اَلصَّاعَ مِنْ هَذَا بِالصَّاعَيْنِ وَالثَّلَاثَةِ فَقَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - " لَا تَفْعَلْ، بِعِ اَلْجَمْعَ بِالدَّرَاهِمِ, ثُمَّ اِبْتَعْ بِالدَّرَاهِمِ جَنِيبًا وَقَالَ فِي اَلْمِيزَانِ مِثْلَ ذَلِكَ. مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .

    وَلِمُسْلِمٍ: " وَكَذَلِكَ اَلْمِيزَانُ " .

    «Ebû Said-i Hudrî ile Ebû Hüreyre radıyallâhü anhümâ'dan rivayet olunduğuna göre Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem Hayber üzerine bir adam'ı memur göndermiş; o zât da Peygamber (S.A.V.)'e seçkin kuru hurma getirmiş. Derken Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : — Hayber'in bütün hurmaları böyle mi? diye sormuş? Adam : — Hayır yâ Resûlâllah! Biz bunun bir ölçeğini iki ve iki ölçeğini üç ölçeğe alıyoruz; demiş. Bunun üzerine Peygamber (S.A.V.) : — (Bunu) yapma, kötü hurmayı para ile sat, sonra para ile seçkin hurma satın al; buyurmuş; tartı hakkında da böyle bir şey söylemişlerdir.» Müttefekun aleyh'tir. Müslim'in rivayetinde «Mîzan'da böyle» buyurulmuştur.

  7. وَعَنْ مَعْمَرِ بْنِ عَبْدِ اَللَّهِ - رضى الله عنه - قَالَ: إِنِّي كُنْتُ أَسْمَعُ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقُولُ: اَلطَّعَامُ بِالطَّعَامِ مِثْلاً بِمِثْلٍ " وَكَانَ طَعَامُنَا يَوْمَئِذٍ اَلشَّعِيرَ رَوَاهُ مُسْلِمٌ .

    «Ma'mer b. Abdillâh radıyallâhü anh'ten rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Gerçekten ben Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'i; — Zahire ile zahîre misli misline satılır; derken işitiyordum. O gün bizim yediğimiz arpa idi». Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.

  8. وَعَنْ فَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ - رضى الله عنه - قَالَ: اِشْتَرَيْتُ يَوْمَ خَيْبَرَ قِلَادَةً بِاِثْنَيْ عَشَرَ دِينَاراً, فِيهَا ذَهَبٌ وَخَرَزٌ، فَفَصَلْتُهَا فَوَجَدْتُ فِيهَا أَكْثَرَ مِنْ اِثْنَيْ عَشَرَ دِينَاراً, فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - فَقَالَ: " لَا تُبَاعُ حَتَّى تُفْصَلَ رَوَاهُ مُسْلِمٌ .

    «Fedâle b. Ubeyd radıyallâhü anh'den rivâyet edilmiştir. Demiştir ki: Hayber günü on iki dînâra, içinde altın ve boncuk bulunan bir gerdanlık satın aldım. Sonra onu bozdum ve içinde on iki dinardan daha fazlasını buldum. Müteakiben bunu Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'e anlattım. «— Gerdanlık bozulmadıkça satılamaz; buyurdular.» Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir.

  9. وَعَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - نَهَى عَنْ بَيْعِ اَلْحَيَوَانِ بِالْحَيَوَانِ نَسِيئَةً رَوَاهُ اَلْخَمْسَةُ, وَصَحَّحَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ, وَابْنُ اَلْجَارُودِ .

    «Semura b. Cündeb radıyallâhü anh'den rivayet olunduğuna göre, Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem; Hayvan mukabilinde hayvanı veresiye satmaktan nehî buyurmuştur.» Bu hadîsi Beşler rivayet etmiş, Tirmizî ile İbni Cârûd onu sahîhlemişlerdir.

  10. وَعَنِ اِبْنِ عُمَرَ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- : سَمِعْتُ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقُولُ: إِذَا تَبَايَعْتُمْ بِالْعِينَةِ, وَأَخَذْتُمْ أَذْنَابَ اَلْبَقَرِ, وَرَضِيتُمْ بِالزَّرْعِ, وَتَرَكْتُمْ اَلْجِهَادَ, سَلَّطَ اَللَّهُ عَلَيْكُمْ ذُلًّا لَا يَنْزِعُهُ حَتَّى تَرْجِعُوا إِلَى دِينِكُمْ رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ مِنْ رِوَايَةِ نَافِعٍ عَنْهُ, وَفِي إِسْنَادِهِ مَقَالٌ. .

    وَلِأَحْمَدَ: نَحْوُهُ مِنْ رِوَايَةِ عَطَاءٍ, وَرِجَالُهُ ثِقَاتٌ وَصَحَّحَهُ اِبْنُ اَلْقَطَّانِ .

    «İbni Ömer radıyallâhü anhümâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki : Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'i: «— Siz îne alış verişini yapar; sığırların kuyruklarına yapışır da ziraata razı olur ve cihâdı terkederseniz Allah üzerinize bir mezellet musallat eder de tâ dininize dönünceye kadar onu kaldırmaz; derken işittim.» Bu hadîsi Ebu Dâvud, Peygamber (S.A.V.) den Nâfi'in rivayet ettiği bir hadîsten tahrîc etmiştir. İsnadında söz vardır. Ahmed'in de Atâ rivayetinden buna benzer bir hadîsi vardır. Ricali sika'dırlar. Bu hadîsi İbn Kattan sahîhlemiştir.

  11. وَعَنْ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ عَمْرِوٍ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- قَالَ: لَعَنَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اَلرَّاشِي وَالْمُرْتَشِيَ رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ, وَاَلتِّرْمِذِيُّ وَصَحَّحَهُ .

    Abdullah b. Amr b. Âs radıyallâhü anhümâ'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem; rüşveti verene de alana da lanet buyurdu.» Bu hadîsi Ebu Dâvud ile Tirmizî rivayet etmişlerdir. Tirmizî onu sahîhlemiştir.

  12. وَعَنْ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ عَمْرٍو -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا-; أَنَّ رَسُولَ - صلى الله عليه وسلم - أَمَرَهُ أَنْ يُجَهِّزَ جَيْشًا فَنَفِدَتْ اَلْإِبِلُ، فَأَمَرَهُ أَنْ يَأْخُذَ عَلَى قَلَائِصِ اَلصَّدَقَةِ. قَالَ: فَكُنْتُ آخُذُ اَلْبَعِيرَ بِالْبَعِيرَيْنِ إِلَى إِبِلِ اَلصَّدَقَةِ رَوَاهُ اَلْحَاكِمُ وَالْبَيْهَقِيُّ, وَرِجَالُهُ ثِقَاتٌ .

    «(Yine) İbni Amr radıyallâhü anhümâ'dan rivayet olunduğuna göre: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem kendisine bir ordu hazırlamasını emretmiş. Derken (Orduya alacak) develer bitmiş de Peygamber (S.A.V.) ona genç sadaka develerini vermek şartı ile deve almasını emretmiştir. İbni Amr demiştir ki : — Bunun üzerine ben de sadaka develerinden iki deve verilmek üzere bir deve almağa başladım». Bu hadîsi Hâkim ile Beyhakî rivayet etmişlerdir. Ricâli sikadırlar.