İhram
Hac
عَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: مَا أَهَلَّ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِلَّا مِنْ عِنْدِ اَلْمَسْجِدِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«İbni Ömer radıyallahü anhüma'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki : Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem, ancak mescidin yanında ihrama girmiştir.» Hadîs, müttefekun aleyhdir.
وَعَنْ خَلَّادِ بْنِ اَلسَّائِبِ عَنْ أَبِيهِ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: أَتَانِي جِبْرِيلُ, فَأَمَرَنِي أَنْ آمُرَ أَصْحَابِي أَنْ يَرْفَعُوا أَصْوَاتَهُمْ بِالْإِهْلَالِ رَوَاهُ اَلْخَمْسَةُ، وَصَحَّحَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ, وَابْنُ حِبَّانَ .
«Hallâd ibni Saib'ten, o da babası radıyallahü anh'den duymuş olarak rivayet olunmuştur ki; Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : — Bana Cibril geldi de, ashabıma telbiye yaparken, seslerini kaldırmalarını emretmemi emretti; buyurmuşlardır.» Bu hadîsi, Beşler tahrîc etmişlerdir. Tirmizî ile İbni Hibban onu sahîhlemişlerdir.
وَعَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - تَجَرَّدَ لِإِهْلَالِهِ وَاغْتَسَلَ رَوَاهُ اَلتِّرْمِذِيُّ وَحَسَّنَهُ .
«Zeyd ibni Sabit radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna göre; Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem telbiyesini yapmak için soyunmuş ve yıkanmıştır.» Bu hadîsi, Tirmizî rivayet etmiş ve hasen bulmuştur.
وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا: أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - سُئِلَ: مَا يَلْبَسُ اَلْمُحْرِمُ مِنْ اَلثِّيَابِ? فَقَالَ: " لَا تَلْبَسُوا الْقُمُصَ, وَلَا اَلْعَمَائِمَ, وَلَا السَّرَاوِيلَاتِ, وَلَا اَلْبَرَانِسَ, وَلَا اَلْخِفَافَ, إِلَّا أَحَدٌ لَا يَجِدُ اَلنَّعْلَيْنِ فَلْيَلْبَسْ اَلْخُفَّيْنِ وَلْيَقْطَعْهُمَا أَسْفَلَ مِنَ اَلْكَعْبَيْنِ, وَلَا تَلْبَسُوا شَيْئًا مِنْ اَلثِّيَابِ مَسَّهُ اَلزَّعْفَرَانُ وَلَا اَلْوَرْسُ" مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ وَاللَّفْظُ لِمُسْلِمٍ .
«İbni Ömer radıyallahü anhüma'dan rivayet olduğuna göre, Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem'e ihramlı ne gibi elbise giyecek diye sorulmuş; O da : — Gömlekleri, sarıkları, donları, külahları ve mestleri giyemez; yalnız bir kimse ayakkabı bulamazsa mestleri giyiversin ve onları topuklardan aşağı kessin. Zağferan veya vers sürülmüş elbiseden hiç bir şey giymeyin; buyurmuşlardır.» Hadîs, müttefekun aleyh'dir. Lâfız Müslimindir.
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: كُنْتُ أُطَيِّبُ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - لِإِحْرَامِهِ قَبْلَ أَنْ يُحْرِمَ, وَلِحِلِّهِ قَبْلَ أَنْ يَطُوفَ بِالْبَيْتِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Âişe radıyallahü anha'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Ben Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem'i ihramı için ihrama girmezden evvel, (İhramdan) Hill'e çıkması için de beyti tavaf etmezden önce kokulardım.» Hadîs, müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَفَّانَ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: لَا يَنْكِحُ اَلْمُحْرِمُ, وَلَا يُنْكِحُ, وَلَا يَخْطُبُ رَوَاهُ مُسْلِمٌ .
«Osman ibni Affan radıyallahü anh'den rivayet edildiğine göre; Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: — İhramlı ne evlenir, ne evlendirir, ne de dünürlük yapar; buyurmuşlardır.» Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir.
وَعَنْ أَبِي قَتَادَةَ اَلْأَنْصَارِيِّ - رضى الله عنه - فِي قِصَّةِ صَيْدِهِ اَلْحِمَارَ اَلْوَحْشِيَّ, وَهُوَ غَيْرُ مُحْرِمٍ, قَالَ: فَقَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - لِأَصْحَابِهِ, وَكَانُوا مُحْرِمِينَ: " هَلْ مِنْكُمْ أَحَدٌ أَمَرَهُ أَوْ أَشَارَ إِلَيْهِ بِشَيْءٍ ? " قَالُوا: لَا. قَالَ: " فَكُلُوا مَا بَقِيَ مِنْ لَحْمِهِ " مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Ebu Katadetü'l-Ensârî radıyallahü anh'den ihramsız iken yaban eşeğini avlaması kıssası hakkında rivayet edilmiştir. Demiştir ki : «Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem, ihramlı olan arkadaşlarına: — Sizden buna emreden veya bir şeyle işaret eden oldu mu? dedi. Ashâb : — Hayır; dediler. — O halde kalan etinden yeyin; buyurdular.» Bu hadîs, müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ اَلصَّعْبِ بْنِ جَثَّامَةَ اَللَّيْثِيِّ - رضى الله عنه - أَنَّهُ أَهْدَى لِرَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - حِمَارًا وَحْشِيًّا, وَهُوَ بِالْأَبْوَاءِ, أَوْ بِوَدَّانَ، فَرَدَّهُ عَلَيْهِ, وَقَالَ: " إِنَّا لَمْ نَرُدَّهُ عَلَيْكَ إِلَّا أَنَّا حُرُمٌ " مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Saâb b. Cessametü'l-Leysî radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna göre, kendisi Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem'e Ebva'da yahut Veddan'da iken bir yaban eşeği hediye etmiş, fakat Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem onu hemen geri çevirmiş ve : — Biz bunu sana iade edecek değildik. Şu varki biz ihramlıyız; buyurmuşlardır.» Hadîs, müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - خَمْسٌ مِنَ اَلدَّوَابِّ كُلُّهُنَّ فَاسِقٌ, يُقْتَلْنَ فِي اَلْحَرَمِ: اَلْغُرَابُ, وَالْحِدَأَةُ, وَالْعَقْرَبُ, وَالْفَأْرَةُ، وَالْكَلْبُ اَلْعَقُورُ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Âişe radıyallahü anha'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: — Hayvanlardan beş nev'i vardır. Bunların hepsi fâsıklardır. Hil'de de, haremde de öldürülürler. Akrep, çaylak, karga, fare ve kuduz köpek; buyurdular.» Hadîs, müttefekun aleyh'dir.
وَعَنِ اِبْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا; أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - اِحْتَجَمَ وَهُوَ مُحْرِمٌ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
İbni Abbas radıyallahü anhüma'dan rivayet olunduğuna göre, Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, ihramlı iken kan aldırmıştır.» Hadîs müttefekun aleyhdir.
وَعَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: حُمِلْتُ إِلَى رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - وَالْقَمْلُ يَتَنَاثَرُ عَلَى وَجْهِي, فَقَالَ: " مَا كُنْتُ أَرَى اَلْوَجَعَ بَلَغَ بِكَ مَا أَرَى, تَجِدُ شَاةً ? قُلْتُ: لَا. قَالَ: " فَصُمْ ثَلَاثَةَ أَيَّامٍ, أَوْ أَطْعِمْ سِتَّةَ مَسَاكِينَ, لِكُلِّ مِسْكِينٍ نِصْفُ صَاعٍ " مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Kâ'b ibni Ücra radıyallahü anh'den rivâyet olunmuştur. Demiştir ki: Bitler yüzüme saçılır bir halde beni Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem'e götürdüler, (hâlimi görünce) : — Rahatsızlığının gördüğüm dereceye varacağını tahmin etmezdim. Bir koyun bulabilirmisin? dedi. — Hayır dedim. — O halde üç gün oruç tut. Yahut her biri için yarım sa' olmak üzere altı fakir doyur; buyurdular.» Hadîs, müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: لَمَّا فَتَحَ اَللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ - صلى الله عليه وسلم - مَكَّةَ, قَامَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - فِي اَلنَّاسِ، فَحَمِدَ اَللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ, ثُمَّ قَالَ: " إِنَّ اَللَّهَ حَبَسَ عَنْ مَكَّةَ اَلْفِيلَ, وَسَلَّطَ عَلَيْهَا رَسُولَهُ وَالْمُؤْمِنِينَ, وَإِنَّهَا لَمْ تَحِلَّ لِأَحَدٍ كَانَ قَبْلِي, وَإِنَّمَا أُحِلَّتْ لِي سَاعَةٌ مِنْ نَهَارٍ, وَإِنَّهَا لَنْ تَحِلَّ لِأَحَدٍ بَعْدِي, فَلَا يُنَفَّرُ صَيْدُهَا, وَلَا يُخْتَلَى شَوْكُهَا, وَلَا تَحِلُّ سَاقِطَتُهَا إِلَّا لِمُنْشِدٍ, وَمَنْ قُتِلَ لَهُ قَتِيلٌ فَهُوَ بِخَيْرِ اَلنَّظَرَيْنِ " فَقَالَ اَلْعَبَّاسُ: إِلَّا اَلْإِذْخِرَ, يَا رَسُولَ اَللَّهِ, فَإِنَّا نَجْعَلُهُ فِي قُبُورِنَا وَبُيُوتِنَا, فَقَالَ: " إِلَّا اَلْإِذْخِرَ " مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Allah, Peygamberi Sallallahü aleyhi ve sellem'e, Mekke fethettiği vakit, Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem, cemâatin içinde ayağa kalkarak, Allah'a hamd-ü sena etti sonra şöyle buyurdular: — Şüphesiz Allah fili Mekkeye girmekten men etmiş, ama ona Resulünü ve mü'minleri musallat kılmıştır. Gerçekten Mekke benden önce hiç bir kimseye helâl olmuş değildir. Bana dahi ancak günün bir saatinde helâl oldu. Benden sonra o hiçbir kimseye helâl olmayacaktır. Binaenaleyh onun avı ürkütülmez; dikeni kesilmez, kayıb malı, ancak sahibini arayıp, soran için helâldir. Her kimin bir yakını öldürülürse, o kimse iki nokta-i nazar arasında muhayyerdir; Abbas : — Yalnız İzhir müstesna Yâ Resûlüllah, çünkü biz onu kabirlerimize ve evlerimize koyuyoruz; dedi. Bunun üzerine Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : — (Evet) yalnız İzhir müstesna; buyurdular.» Bu hadîs, müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَاصِمٍ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: إِنَّ إِبْرَاهِيمَ حَرَّمَ مَكَّةَ وَدَعَا لِأَهْلِهَا, وَإِنِّي حَرَّمْتُ اَلْمَدِينَةَ كَمَا حَرَّمَ إِبْرَاهِيمُ مَكَّةَ، وَإِنِّي دَعَوْتُ فِي صَاعِهَا وَمُدِّهَا بِمِثْلَيْ مَا دَعَا إِبْرَاهِيمُ لِأَهْلِ مَكَّةَ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Abdullah İbni Zeyd b. Âsim radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna göre, Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: — Şüphesiz İbrahim Mekke'yi haram kıldı ve ehline duâ etti. İbrahim Mekke'yi nasıl haram kıldıysa, ben de Medine'yi haram kıldım ve gerçekten onun sa'ına ve müddine İbrahim'in Mekke'lilere yaptığı duanın iki misli duâ ettim; buyurmuşlardır.» Bu hadîs, Müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اَلْمَدِينَةُ حَرَمٌ مَا بَيْنَ عَيْرٍ إِلَى ثَوْرٍ رَوَاهُ مُسْلِمٌ .
«Ali İbni Ebi Talip radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: — Medîne Ayr'dan, Sevr'e kadar haremdir.» Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.