Mîkatlar
Hac
عَنِ اِبْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا; أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - وَقَّتَ لِأَهْلِ اَلْمَدِينَةِ: ذَا الْحُلَيْفَةِ, وَلِأَهْلِ اَلشَّامِ: اَلْجُحْفَةَ, وَلِأَهْلِ نَجْدٍ: قَرْنَ اَلْمَنَازِلِ, وَلِأَهْلِ اَلْيَمَنِ: يَلَمْلَمَ, هُنَّ لَهُنَّ وَلِمَنْ أَتَى عَلَيْهِنَّ مِنْ غَيْرِهِنَّ مِمَّنْ أَرَادَ اَلْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ, وَمَنْ كَانَ دُونَ ذَلِكَ فَمِنْ حَيْثُ أَنْشَأَ, حَتَّى أَهْلُ مَكَّةَ مِنْ مَكَّةَ مُتَّفَقٌ عَلَيْه ِ .
«İbni Abbas radıyallahü anhüma'dan rivayet olunduğuna göre. Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, Medîneliler için Zülhüleyfe'yi, Şamlılar için El-Cühfe'yi, Necid'liler için Karnü'l-Menazil'i, Yemenliler için Yelemlem'i mikat tâyin etmişlerdir. Bu mîkatlar mezkûr yerler halkı ile başka yerlerden hac ve omra yapmak istiyerek buralara uğrayanların mikatıdır. Bunlardan daha yakında bulunanlar oldukları yerden, hattâ Mekke'liler Mekke'den ihrama girerler.» Hadîs, Müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا: أَنَّ أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - وَقَّتَ لِأَهْلِ اَلْعِرَاقِ ذَاتَ عِرْقٍ رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ, وَالنَّسَائِيّ ُ .
وَأَصْلُهُ عِنْدَ مُسْلِمٍ مِنْ حَدِيثِ جَابِرٍ إِلَّا أَنَّ رَاوِيَهُ شَكَّ فِي رَفْعِه ِ .
وَفِي اَلْبُخَارِيِّ: أَنَّ عُمَرَ هُوَ اَلَّذِي وَقَّتَ ذَاتَ عِرْقٍ .
«Âişe radıyallahü anha'dan rivayet olunduğuna göre; Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, Irak'lılar için zât-ı Irk'ı mikat tâyin etmiştir.» Bu hadîsi, Ebu Dâvud ile Nesâî rivayet etmişlerdir. Câbir'den rivayet edilen aslı Müslim'dedir. Şu kadar var ki, râvi bu hadîsin merfu' olup olmadığında şek etmiştir. Buhârî'nin sahihinde Zât-ı Irk'ı mikat tâyin edenin Ömer olduğu rivayet ediliyor.
عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: خَرَجْنَا مَعَ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - عَامَ حَجَّةِ اَلْوَدَاعِ, فَمِنَّا مَنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ, وَمِنَّا مَنْ أَهَلَّ بِحَجٍّ وَعُمْرَةٍ, وَمِنَّا مَنْ أَهَلَّ بِحَجٍّ, وَأَهَلَّ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - بِالْحَجِّ, فَأَمَّا مَنْ أَهَلَّ بِعُمْرَةٍ فَحَلَّ, وَأَمَّا مَنْ أَهَلَّ بِحَجٍّ, أَوْ جَمَعَ اَلْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ فَلَمْ يَحِلُّوا حَتَّى كَانَ يَوْمَ اَلنَّحْرِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Âişe radıyallahü anha'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Veda haccı yılında Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem ile birlikte çıktık. Kimimiz omra'ya niyet etmiş; kimimiz hac ile omra'ya; kimimiz de yalnız hac'ca niyetlenmiştik. Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem, yalnız hac'ca niyet etmişti. Omra'ya niyet eden hemen ihramdan çıktı. Fakat hac'ca niyet edenler, yahut hac ile omra'yı bir arada yapanlar, tâ kurban gününe kadar ihramdan çıkmadılar.» Hadîs, müttefekun aleyh'dir.