İ'tikâf ve Ramazan gecelerinde kıyam
Oruç
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: مَنْ قَامَ رَمَضَانَ إِيمَانًا وَاحْتِسَابًا, غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna göre, Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : — Kim ramazanı îmân etmek ve Allah'ın rızâsını dilemek için ihya ederse onun geçmiş günâhları kendisine affolunur; buyurmuşlardır. Hadîs, Müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا دَخَلَ اَلْعَشْرُ -أَيْ: اَلْعَشْرُ اَلْأَخِيرُ مِنْ رَمَضَانَ- شَدَّ مِئْزَرَهُ, وَأَحْيَا لَيْلَهُ, وَأَيْقَظَ أَهْلَهُ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Âişe radıyallahü anha'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem, on yani ramazanın son on (gün)ü girdi mi derlenir, toplanır, gecesini ihya eder; ailesi efradını uyandırırdı.» Bu hadîs müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْهَا: أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ يَعْتَكِفُ اَلْعَشْرَ اَلْأَوَاخِرَ مِنْ رَمَضَانَ, حَتَّى تَوَفَّاهُ اَللَّهُ, ثُمَّ اعْتَكَفَ أَزْوَاجُهُ مِنْ بَعْدِهِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«(Yine) Âişe radıyallahü anha'dan rivayet edildiğine göre. Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, tâ Allah ruhunu kabzedinceye kadar, hep ramazanın son on günlerinde i'tikâf yapıyordu. Ondan sonra zevceleri i'tikâf yapmaya başladılar.» Hadîs, Müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْهَا قَالَتْ: كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا أَرَادَ أَنْ يَعْتَكِفَ صَلَّى اَلْفَجْرَ, ثُمَّ دَخَلَ مُعْتَكَفَهُ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Yine Âişe radıyallahü anha'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, i'tikâfa girmek istedi mi (evvelâ) sabah namazını kılar; sonra i'tikâf yerine girerdi.» Hadîs, Müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْهَا قَالَتْ: إِنْ كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - لَيُدْخِلُ عَلَيَّ رَأْسَهُ -وَهُوَ فِي اَلْمَسْجِدِ- فَأُرَجِّلُهُ, وَكَانَ لَا يَدْخُلُ اَلْبَيْتَ إِلَّا لِحَاجَةٍ, إِذَا كَانَ مُعْتَكِفًا مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ, وَاللَّفْظُ لِلْبُخَارِيِّ .
«(yine) Âişe radıyallahü anha'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem, kendileri mescidde oldukları halde başını bana uzatırlar, ben de onu tarardım, i'tikâfta olduğu zaman eve ancak hacet görmek için girerdi.» Hadîs, müttefekun aleyh'dir. Lâfız Buhârî'nindir.
وَعَنْهَا قَالَتْ: اَلسُّنَّةُ عَلَى اَلْمُعْتَكِفِ أَنْ لَا يَعُودَ مَرِيضًا, وَلَا يَشْهَدَ جِنَازَةً, وَلَا يَمَسَّ امْرَأَةً, وَلَا يُبَاشِرَهَا, وَلَا يَخْرُجَ لِحَاجَةٍ, إِلَّا لِمَا لَا بُدَّ لَهُ مِنْهُ, وَلَا اعْتِكَافَ إِلَّا بِصَوْمٍ وَلَا اعْتِكَافَ إِلَّا فِي مَسْجِدٍ جَامِعٍ رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ, وَلَا بَأْسَ بِرِجَالِهِ, إِلَّا أَنَّ اَلرَّاجِحَ وَقْفُ آخِرِهِ .
«(yine) Âişe radıyallahü anha'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: İ'tikâfcı'ya sünnet olan: Hasta ziyaret etmemek, cenazeye gitmemek, kadına dokunmamak, mübaşeret etmemek ve kaçınılması mümkün olmayan şeyler müstesna hiç bir hacet için (dışarıya) çıkmamaktır. Oruçsuz i'tikâf yoktur. Büyük mescidden başka yerde de i'tikâf yoktur.» Bu hadîsi, Ebu Dâvud rivayet etmiştir. Râvileri zararsızdır. Şu kadar ki müraccah olan sonunun mevkuf olmasıdır.
وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا: أَنَّ رِجَالاً مِنْ أَصْحَابِ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - أُرُوا لَيْلَةَ اَلْقَدْرِ فِي اَلْمَنَامِ, فِي اَلسَّبْعِ اَلْأَوَاخِرِ, فَقَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - "أَرَى رُؤْيَاكُمْ قَدْ تَوَاطَأَتْ فِي اَلسَّبْعِ اَلْأَوَاخِرِ, فَمَنْ كَانَ مُتَحَرِّيَهَا فَلْيَتَحَرَّهَا فِي اَلسَّبْعِ اَلْأَوَاخِرِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«İbni Ömer radıyallahü anhüma'dan rivayet olunduğuna göre. Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem'in ashabından bir takım zevata kadir gecesi, rüyada ramazanın son yedi günleri (n) de gösterilmiş. Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem de: — Görüyorum ki rüyanız hep son yedi günlerde biribirini tutuyor. Şu halde onu kim arayacaksa, son yedi günlerde arasın; buyurmuşlardır.» Hadîs, müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ مُعَاوِيَةَ بْنَ أَبِي سُفْيَانَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا, عَنْ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ فِي لَيْلَةِ الْقَدْرِ: لَيْلَةُ سَبْعٍ وَعِشْرِينَ رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ, وَالرَّاجِحُ وَقْفُهُ . وَقَدْ اِخْتُلِفَ فِي تَعْيِينِهَا عَلَى أَرْبَعِينَ قَوْلًا أَوْرَدْتُهَا فِي " فَتْحِ اَلْبَارِي " .
«Muaviyetü'bnü Ebi Süfyan radıyallahü anhüma'dan Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem'den işitmiş olarak rivayet edilmiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem; Kadir gecesi hakkında: — Yirmiyedinci gecedir; buyurmuşlardır». Bu hadîsi Ebu Dâvud merfu' olarak rivayet etmiştir. Müraccah olan mevkuf olmasıdır. Filvaki kadîr gecesinin tayini hakkında kırk kavil üzerine ihtilâf edilmiştir. Ben onları «Fethü'l-Bârî» de naklettim.
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: قُلْتُ يَا رَسُولَ اَللَّهِ : أَرَأَيْتَ إِنْ عَلِمْتُ أَيَّ لَيْلَةٍ لَيْلَةُ اَلْقَدْرِ, مَا أَقُولُ فِيهَا? قَالَ: " قُولِي: اَللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ اَلْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي " رَوَاهُ اَلْخَمْسَةُ, غَيْرَ أَبِي دَاوُدَ, وَصَحَّحَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ, وَالْحَاكِمُ .
«Âişe radıyallahü anha'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki; Yâ Resûlellah: Kadîr gecesinin hangi gece olduğunu bilirsem onda ne okuyacağımı bana haber versene; dedim: — Allah'ım sen çok affedicisin; affı seversin; beni de affet! de; buyurdular». Bu hadîsi, Ebu Dâvud müstesna Beşler rivayet etmişlerdir. Tirmizî ile Hâkim de onu sahîhlemişlerdir.
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ اَلْخُدْرِيِّ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - : لَا تُشَدُّ اَلرِّحَالُ إِلَّا إِلَى ثَلَاثَةِ مَسَاجِدَ: اَلْمَسْجِدِ اَلْحَرَامِ, وَمَسْجِدِي هَذَا, وَالْمَسْجِدِ اَلْأَقْصَى مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Ebu Said-i Hudrî radıyallahü anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: — Semerler ancak üç mescide gitmek için bağlanır; Mescid-i harama, benim şu mescidime ve mescid-i aksaya; buyurdular.» Hadîs, müttefekun aleyh'dir.