Nâfile sadaka
Zekât
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - عَنِ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اَللَّهُ فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّهُ.... فَذَكَرَ اَلْحَدِيثَ وَفِيهِ: وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فَأَخْفَاهَا حَتَّى لَا تَعْلَمَ شِمَالُهُ مَا تُنْفِقُ يَمِينُهُ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem'den işitmiş olarak rivayet edilmiştir. Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuşlardır : — Yedi sınıf insan vardır ki, Allah onları kendi gölgesinden başka gölge bulunmadığı günde kendi gölgesinde gölgelendirir...» Müteakiben Ebu Hüreyre hadîsi zikretmiştir. Bu hadîste «bir sadaka verip de onu sağ elinin ne verdiğini sol eli bilmeyecek derecede gizleyen adam» cümlesi de vardır. Bu hadîs Müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ - رضى الله عنه - قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقُولُ: كُلُّ اِمْرِئٍ فِي ظِلِّ صَدَقَتِهِ حَتَّى يُفْصَلَ بَيْنَ اَلنَّاسِ رَوَاهُ اِبْنُ حِبَّانَ وَالْحَاكِمُ .
«Ukbetü'bünü Âmir radıyallahu anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem'i : — (Kıyamet gününde) herkes tâ insanlar arasındaki muhakeme hallüfasl edilinceye kadar sadakasının gölgesinde olacaktır; derken işittim.»
وَعَنْ حَكِيمِ بْنِ حِزَامٍ - رضى الله عنه - عَنِ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: اَلْيَدُ اَلْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ اَلْيَدِ اَلسُّفْلَى, وَابْدَأْ بِمَنْ تَعُولُ, وَخَيْرُ اَلصَّدَقَةِ عَنْ ظَهْرِ غِنًى, وَمَنْ يَسْتَعْفِفْ يُعِفَّهُ اَللَّهُ, وَمَنْ يَسْتَغْنِ يُغْنِهِ اَللَّهُ. مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ, وَاللَّفْظُ لِلْبُخَارِيِّ .
«Hakîm İbni Hizam radıyallahu anh'den Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem'den işitmiş olarak rivayet olunmuştur ki : Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem; şöyle buyurmuşlardır: — Yüksek el, alçak elden daha hayırlıdır. Geçindirdiklerinden başla sadakanın en hayırlısı fazla maldan verilenidir. Kim iffetli olmak isterse Allah onu afif kılar. Kim de kanaatkar olursa Allah onu ganî eyler.» Hadîs, müttefekun aleyh'dir. Lâfız Buhârî'nindir.
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قِيلَ يَا رَسُولَ اَللَّهِ: أَيُّ اَلصَّدَقَةِ أَفْضَلُ? قَالَ: "جُهْدُ اَلْمُقِلِّ, وَابْدَأْ بِمَنْ تَعُولُ" أَخْرَجَهُ أَحْمَدُ, وَأَبُو دَاوُدَ, وَصَحَّحَهُ اِبْنُ خُزَيْمَةَ, وَابْنُ حِبَّانَ, وَالْحَاكِمُ .
«Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki : — Yâ Resûlallah! Sadakanın hangisi daha hayırlıdır; denildi : — Fakirin candan vermesidir. Hem geçindirdiklerinden başla ; buyurdular.» Bu hadîsi, Ahmed ile Ebu Dâvud tahrîc etmişlerdir. İbni Huzeyme, Hâkim ve İbni Hibban da onu sahîhlemişlerdir.
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - " تَصَدَّقُوا " فَقَالَ رَجُلٌ: يَا رَسُولَ اَللَّهِ, عِنْدِي دِينَارٌ? قَالَ: " تَصَدَّقْ بِهِ عَلَى نَفْسِكَ " قَالَ: عِنْدِي آخَرُ, قَالَ: " تَصَدَّقْ بِهِ عَلَى وَلَدِكَ " قَالَ: عِنْدِي آخَرُ, قَالَ: " تَصَدَّقْ بِهِ عَلَى خَادِمِكَ " قَالَ: عِنْدِي آخَرُ, قَالَ: " أَنْتَ أَبْصَرُ ". رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ وَالنَّسَائِيُّ, وَصَحَّحَهُ اِبْنُ حِبَّانَ وَالْحَاكِمُ .
«(Bu da ondan) rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resulüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : — Sadaka verin; buyurdular. O anda bir adam : — Yâ Resûlallah bende bir altun var; dedi. Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : — Onu kendine tasadduk et; buyurdular Adam : — Bende bir daha var; dedi. Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : — Onu çocuklarına tasadduk eyle: buyurdular. Adam : — Bende bir daha vardı; dedi. Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : — Onu hizmetçine tasadduk et; buyurdular. Adam : — Bende bir daha var; deyince, Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : — Onu (ne yapacağını) sen daha iyi bilirsin; buyurdular.» Bu hadîsi, Ebu Dâvud ile Nesâî rivayet etmişlerdir. İbni Hibban ile Hâkim onu sahîhlemişlerdir.
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: قَالَ اَلنَّبِيُّ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا أَنْفَقَتِ اَلْمَرْأَةُ مِنْ طَعَامِ بَيْتِهَا, غَيْرَ مُفْسِدَةٍ, كَانَ لَهَا أَجْرُهَا بِمَا أَنْفَقَتْ وَلِزَوْجِهَا أَجْرُهُ بِمَا اِكْتَسَبَ وَلِلْخَازِنِ مِثْلُ ذَلِكَ, وَلَا يَنْقُصُ بَعْضُهُمْ أَجْرَ بَعْضٍ شَيْئًا مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ. .
«Hz. Âişe radıyallahü anha'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki : Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem — Kadın evinin yiyeceğine zarar vermiyecek şekilde infâk ederse, infâk ettiğinden dolayı ecri onun olur. Kocasının da kazandığından dolayı ecri kendinin olur. Hizmetçi için de bunun bir misli vardır. Birbirlerinin ecrinden hiçbir şey azaltmazlar; buyurdular». Hadîs, Müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ اَلْخُدْرِيِّ - رضى الله عنه - قَالَ: جَاءَتْ زَيْنَبُ اِمْرَأَةُ اِبْنِ مَسْعُودٍ, فَقَالَتْ: يَا رَسُولَ اَللَّهِ, إِنَّكَ أَمَرْتَ اَلْيَوْمَ بِالصَّدَقَةِ, وَكَانَ عِنْدِي حُلِيٌّ لِي, فَأَرَدْتُ أَنْ أَتَصَدَّقَ بِهِ, فَزَعَمَ اِبْنُ مَسْعُودٍ أَنَّهُ وَوَلَدُهُ أَحَقُّ مَنْ تَصَدَّقْتُ بِهِ عَلَيْهِمْ, فَقَالَ اَلنَّبِيُّ - صلى الله عليه وسلم - "صَدَقَ اِبْنُ مَسْعُودٍ, زَوْجُكِ وَوَلَدُكِ أَحَقُّ مَنْ تَصَدَّقْتِ بِهِ عَلَيْهِمْ". رَوَاهُ اَلْبُخَارِيُّ .
«Ebu Saîd radıyallahü anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: İbni Mes'ud'un karısı Zeyneb geldi, ve: — Yâ Resûlâllah, Sen bugün sadaka vermeyi emir buyurdun. Benim de ziynetlerim vardı. Onları tasadduk etmek isterdim. Fakat İbni Mes'ûd kendisinin ve çocuklarının kendilerine bunları tasadduk etmem gereken en lâyık kimseler olduklarını iddia etti; dedi. Bunun üzerine Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem : — İbni Mes'ûd doğru söylemiş (evet); kocan ve çocukların kendilerine bu ziynetleri tasadduk edeceğin en lâyık kimselerdir; buyurdular». Bu hadîsi, Buhârî rivayet etmiştir.
وَعَنِ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ اَلنَّبِيُّ - صلى الله عليه وسلم - مَا يَزَالُ اَلرَّجُلُ يَسْأَلُ اَلنَّاسَ حَتَّى يَأْتِيَ يَوْمَ اَلْقِيَامَةِ لَيْسَ فِي وَجْهِهِ مُزْعَةُ لَحْمٍ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«İbnü Ömer radıyallahü anhüma'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki : Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : — İnsan tâ kıyamet günü yüzünde bir parça et dahi kalmamış olarak gelinceye kadar âlemden dilenip durur; buyurdular.» Bu hadîs, müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - مَنْ سَأَلَ اَلنَّاسَ أَمْوَالَهُمْ تَكَثُّرًا, فَإِنَّمَا يَسْأَلُ جَمْرًا, فَلْيَسْتَقِلَّ أَوْ لِيَسْتَكْثِرْ رَوَاهُ مُسْلِمٌ .
«Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : — Kim malını çoğaltmak için âlemin mallarını isterse, ancak ve ancak kor istiyor demektir. İster az istesin, İster çok; buyurdular.» Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir.
وَعَنِ اَلزُّبَيْرِ بْنِ اَلْعَوَّامِ - رضى الله عنه - عَنِ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: لَأَنْ يَأْخُذَ أَحَدُكُمْ حَبْلَهُ, فَيَأْتِي بِحُزْمَةِ اَلْحَطَبِ عَلَى ظَهْرِهِ, فَيَبِيعَهَا, فَيَكُفَّ اَللَّهُ بِهَا وَجْهَهُ, خَيْرٌ لَهُ مِنْ أَنْ يَسْأَلَ اَلنَّاسَ أَعْطَوهُ أَوْ مَنَعُوهُ رَوَاهُ اَلْبُخَارِيُّ .
«Zübeyr İbni Avvâm radıyallahu anh'den Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem'den (işitmiş olarak) rivayet edilmiştir. Resul-ü Ekrem Sallallahü aleyhi ve sellem buyurmuşlardır ki : — Birinizin, ipini alarak, sırtında bir yük odun getirmesi, müteakiben onu satarak onunla yüzünün akını koruması, versinler vermesinler âlemden dilenmekten herhalde kendisi için daha hayırlıdır.» Bu hadîsi, Buhârî rivayet etmiştir.
وَعَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اَلْمَسْأَلَةُ كَدٌّ يَكُدُّ بِهَا اَلرَّجُلُ وَجْهَهُ, إِلَّا أَنْ يَسْأَلَ اَلرَّجُلُ سُلْطَانًا, أَوْ فِي أَمْرٍ لَا بُدَّ مِنْهُ رَوَاهُ اَلتِّرْمِذِيُّ وَصَحَّحَهُ .
«Semüratü'bnü Cündeb radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki; Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : — Dilenmek bir tırmalamadır. Onunla kişi kendi yüzünü tırmalar. Ancak bir kimsenin devlet reisinden, yahut kaçınılmaz bir şey hakkında dilenmesi müstesna; buyurdular». Bu hadîsi, Tirmizî rivayet etmiş ve sahîhlemiştir.