Namazın sıfatı

Namaz

  1. عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ : إِذَا قُمْتُ إِلَى اَلصَّلَاةِ فَأَسْبِغِ اَلْوُضُوءَ , ثُمَّ اِسْتَقْبِلِ اَلْقِبْلَةَ , فَكَبِّرْ , ثُمَّ اِقْرَأْ مَا تَيَسَّرَ مَعَكَ مِنْ اَلْقُرْآنِ , ثُمَّ اِرْكَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ رَاكِعًا , ثُمَّ اِرْفَعْ حَتَّى تَعْتَدِلَ قَائِمًا , ثُمَّ اُسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا , ثُمَّ اِرْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ جَالِسًا , ثُمَّ اُسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا , ثُمَّ اِرْفَعْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ جَالِسًا , ثُمَّ اُسْجُدْ حَتَّى تَطْمَئِنَّ سَاجِدًا , ثُمَّ اِفْعَلْ ذَلِكَ فِي صَلَاتِكَ كُلِّهَا أَخْرَجَهُ اَلسَّبْعَةُ , وَاللَّفْظُ لِلْبُخَارِيِّ 11 -

    وَلِابْنِ مَاجَهْ بِإِسْنَادِ مُسْلِمٍ : حَتَّى تَطْمَئِنَّ قَائِمًا 11 - قلت : وهو على شرط الشيخين .

    وَمِثْلُهُ فِي حَدِيثِ رِفَاعَةَ عِنْدَ أَحْمَدَ وَابْنِ حِبَّانَ 11 - يريد قوله : "ثم ارفع حتى تطمئن قائما" . قلت: هي عند أحمد (4/340) بسند

    وَفِي لَفْظٍ لِأَحْمَدَ : فَأَقِمْ صُلْبَكَ حَتَّى تَرْجِعَ اَلْعِظَامُ 11 -

    وَلِلنَّسَائِيِّ , وَأَبِي دَاوُدَ مِنْ حَدِيثِ رِفَاعَةَ بْنِ رَافِعٍ : إِنَّهَا لَنْ تَتِمُّ صَلَاةُ أَحَدِكُمْ حَتَّى يُسْبِغَ اَلْوُضُوءَ كَمَا أَمَرَهُ اَللَّهُ , ثُمَّ يُكَبِّرَ اَللَّهَ , وَيَحْمَدَهُ , وَيُثْنِيَ عَلَيْهِ . 21 - كذا بالأصل ، وفي النسائي : "لم" ، وفي أبي داود : "لا" .2 -

    وَفِيهَا فَإِنْ كَانَ مَعَكَ قُرْآنٌ فَاقْرَأْ وَإِلَّا فَاحْمَدِ اَللَّهَ , وَكَبِّرْهُ , وهلِّلْهُ 21 - أي : في رواية .2 -

    وَلِأَبِي دَاوُدَ : ثُمَّ اِقْرَأْ بِأُمِّ اَلْقُرْآنِ وَبِمَا شَاءَ اَللَّهُ 11 -

    «Ebû Hüreyre radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir ki: Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem (namaz kılmayı beceremiyen Hallâd b. Râfi'a): Namaza kalktığın zaman abdesti tastamam al. Sonra kıbleye karşı dön ve tekbir al; sonra Kur'andan sana mümkün olanı oku, sonra rükû et. Tâ rükû halinde itmi'nan buluncaya kadar. Sonra doğrul, tâ dosdoğru oluncaya kadar. Sonra secde et. Tâ secde halinde itmi'nan buluncaya kadar. Sonra doğrul, tâ oturarak itmi'nan buluncaya kadar; sonra secde et. Tâ secde halinde itmi'nan buluncaya kadar; sonra bunu bütün namazında yap; buyurdular.» Bu hadîsi, Yediler tahric etmiştir. Lâfız Buharî'nindir. İbni Mâce'nin rivayeti Müslim ricali isnadı ile «tâ ayakta itmi'nan buluncaya kadar»dır. «Ahmed ile İbni Hibbân'ın (Müsnedlerin)deki Rifaa b. Rafi radiyallahü anh hadîsinde : «Tâ doğrularak itmi'nan buluncaya kadar» denilmekte; Ahmed'in (rivayet ettiği) bir lâfızda : «Belini doğrult. Tâki kemikler (yerlerine) dönsün» buyrulmaktadır. Nesâî ile Ebû Davud'un Rifaa b. Rafi'den (merfûan rivayetlerinde): Mes'ele şu ki : Abdesti tastamam Allah'ın emrettiği gibi almadıkça sonra iftitah tekbiri için Allah'a tekbir getirerek ona hamd-u sena etmedikçe, sizden hiçbirinizin namazı tam olmaz» denilmiştir. (Yine Nesâî ile Ebû Davud'un Rifaa'dan tahrîc ettikleri) o rivayette : Ezberinde Kur'an varsa oku, yoksa Allah'a hamd et. Ona tekbir ve tehlil getir» denilmiştir. Ebû Davud'un (Rifaa'dan) rivayetinde : «Sonra Ümmü'l-Kitab (Fatihayı) ve Allah'ın dilediğini oku» cümlesi vardır.

  2. وَلِابْنِ حِبَّانَ : ثُمَّ بِمَا شِئْتَ 11 -

    İbni Hibbân'ın (rivayetinde): «Sonra dilediğini oku» buyrulmuştur.

  3. وَعَنْ أَبِي حُمَيْدٍ اَلسَّاعِدِيِّ - رضى الله عنه - قَالَ : رَأَيْتُ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا كَبَّرَ جَعَلَ يَدَيْهِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ , وَإِذَا رَكَعَ أَمْكَنَ يَدَيْهِ مِنْ رُكْبَتَيْهِ , ثُمَّ هَصَرَ ظَهْرِهِ , فَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ اِسْتَوَى حَتَّى يَعُودَ كُلُّ فَقَارٍ مَكَانَهُ , فَإِذَا سَجَدَ وَضَعَ يَدَيْهِ غَيْرَ مُفْتَرِشٍ وَلَا قَابِضِهِمَا , وَاسْتَقْبَلَ بِأَطْرَافِ أَصَابِعِ رِجْلَيْهِ اَلْقِبْلَةَ , وَإِذَا جَلَسَ فِي اَلرَّكْعَتَيْنِ جَلَسَ عَلَى رِجْلِهِ اَلْيُسْرَى وَنَصَبَ اَلْيُمْنَى , وَإِذَا جَلَسَ فِي اَلرَّكْعَةِ اَلْأَخِيرَةِ قَدَّمَ رِجْلَهُ اَلْيُسْرَى وَنَصَبَ اَلْأُخْرَى , وَقَعَدَ عَلَى مَقْعَدَتِهِ أَخْرَجَهُ اَلْبُخَارِيُّ 11 -

    «Ebû Humeyd Sâidi'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki : Resûlüllah (S.A.V.)'i gördüm (İftitah) tekbir (ini) aldığı vakit ellerini omuz başları hizasına kaldırırdı. Rükû ettiği zaman ellerini dizlerine yerleştirir; sonra belini bükerdi. Başını kaldırdığı vakit bel kemiği fıkralarının hepsi yerine dönünceye kadar doğrulurdu. Secde etti mi ellerini yaymadan ve büzmeden yere koyar; ayak parmaklarının kenarlarını kıbleye çevirirdi. İki rek'âtta oturduğu zaman sol ayağı üzerine oturur; sağ ayağını dikerdi. Son rek'âtta oturduğu vakit evvelâ sol ayağını yayar ve ötekini diker, mak'adının üzerine otururdu.» Bu hadîsi, Buharî tahrîc etmiştir.

  4. وَعَنْ عَلِيِّ بْنِ أَبِي طَالِبٍ - رضى الله عنه - عَنْ رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - أَنَّهُ كَانَ إِذَا قَامَ إِلَى اَلصَّلَاةِ قَالَ : "وَجَّهْتُ وَجْهِي لِلَّذِي فَطَّرَ اَلسَّمَوَاتِ " . . . إِلَى قَوْلِهِ : "مِنْ اَلْمُسْلِمِينَ , اَللَّهُمَّ أَنْتَ اَلْمَلِكُ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ , أَنْتَ رَبِّي وَأَنَا عَبْدُكَ . . . إِلَى آخِرِهِ . رَوَاهُ مُسْلِمٌ 11 -

    وَفِي رِوَايَةٍ لَهُ : أَنَّ ذَلِكَ فِي صَلَاةِ اَللَّيْلِ. 11 - هذا وهم من الحافظ -رحمه الله- ، إذ هذه الرواية ليست في مسلم . وقد اعتمد بعض المعاصرين على كلمة الحافظ هذه فأفتوا أن هذا الدعاء خاص بصلاة النفل ليلا ، وهذا خطأ ، بل روى أبو داود الحديث فقال: "كان إذا قام إلى الصلاة المكتوبة " . وهي أيضا عند ابن حبان (1771) وغيره .

    «Ali b. Ebî Tâlib radiyallahü anh'den rivayet olunmuş; (o da) Resûlüllah (S.A.V.)'den rîvâyet etmiştir ki: Peygamber (S.A.V.) namaza kalkdığı zaman «Veccehtü vechiye lillezî fatara's-semâvâti...» âyetini «...mine'l-müslimîn»e kadar okur: — Yâ Rab melik sensin, senden başka ilâh yokdur. Benim Rabbim Sensin ben de senin kulunum... ilâ âhir...; der idi.» Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir. Müslim'in bir rivayetinde: Bunun gece namazında olduğu bildirilmiştir.

  5. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ : كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا كَبَّرَ لِلصَّلَاةِ سَكَتَ هُنَيَّةً , قَبْلِ أَنْ يَقْرَأَ , فَسَأَلْتُهُ , فَقَالَ : "أَقُولُ : اَللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ اَلْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ , اَللَّهُمَّ نقِّنِي مِنْ خَطَايَايَ كَمَا يُنَقَّى اَلثَّوْبُ اَلْأَبْيَضُ مِنْ اَلدَّنَسِ , اَللَّهُمَّ اِغْسِلْنِي مِنْ خَطَايَايَ بِالْمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ 11 -

    «Ebu Hüreyre radiyallahü anh'den rivayet edilmişdir. Demişdir ki: Resûlüllah (S.A.V.) namaza tekbir aldığı vakit okumazdan önce bir ân susardı. Kendilerine sordum: — Yâ Rabbi benimle günahlarımın arasını, doğu ile batının arasını uzaklaştırdığın gibi ırak eyle. Yâ Rabbi beni günahlarımdan temizle. Yâ Rabbi beni günahlarımdan su ile karla, dolu ile yıka diyorum; buyurdular.» Bu hadîs, Müttefekun Aleyh'dir.

  6. وَعَنْ عُمَرَ - رضى الله عنه - أَنَّهُ كَانَ يَقُولُ : سُبْحَانَكَ اَللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ , تَبَارَكَ اِسْمُكَ , وَتَعَالَى جَدُّكَ , وَلَا إِلَهُ غَيْرُكَ رَوَاهُ مُسْلِمٌ بِسَنَدٍ مُنْقَطِعٍ , وَاَلدَّارَقُطْنِيُّ مَوْصُولاً وَهُوَ مَوْقُوفٌ 11 -

    «Ömer radiyallahü anh'den rivayet edilmişdir ki, Yâ Rabbi Senin hamdine bürünerek teşbih ederim. İsmin öğülmeye müstehak ve azametin yüksekdir. Senden başka İlâh yokdur; dermiş.» Bu hadîsi; Müslim Munkatı' bir senedle rivayet etmişdir. Dâre Kutnî ise hem Mevsul hem Mevkuf rivayet ediyor.

  7. وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ يَرْفَعُ يَدَيْهِ حَذْوَ مَنْكِبَيْهِ إِذَا اِفْتَتَحَ اَلصَّلَاةَ , وَإِذَا كَبَّرَ لِلرُّكُوعِ , وَإِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنْ اَلرُّكُوعِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ 11 -

    وَفِي حَدِيثِ أَبِي حُمَيْدٍ , عِنْدَ أَبِي دَاوُدَ : يَرْفَعُ يَدَيْهِ حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا مَنْكِبَيْهِ, ثُمَّ يُكَبِّرَ 11 -

    «İbni Ömer'den rivayet edilmiştir ki: Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem namaza başladığı zaman, rükû için tekbir aldığı ve başını rükûdan kaldırdığı zaman ellerini omuz başları hizasına kaldırırdı.» Bu hadîs, Müttefekun Aleyh'dir.

  8. وَلِمُسْلِمٍ عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ - رضى الله عنه - نَحْوُ حَدِيثِ اِبْنِ عُمَرَ , وَلَكِنْ قَالَ : حَتَّى يُحَاذِيَ بِهِمَا فُرُوعَ أُذُنَيْهِ .

    «Müslim'de Mâlik b. Huveyris'den İbni Ömer hadîsi gibisi vardır. Lâkin: Tâ onları kulaklarının kenarları hizasına getirinceye kadar»; demişdir.

  9. وَعَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ - رضى الله عنه - قَالَ : صَلَّيْتُ مَعَ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - فَوَضَعَ يَدَهُ اَلْيُمْنَى عَلَى يَدِهِ اَلْيُسْرَى عَلَى صَدْرِهِ أَخْرَجَهُ اِبْنُ خُزَيْمَةَ 11 -

    «Vâil b. Hucr radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki; Resûlüllah (S.A.V.) ile birlikte namaz kıldım. Sağ elini sol elinin üzerine göğsüne koydu.» Bu hadîsi, İbni Huzeyme tahrîc etmişdir.

  10. وَعَنْ عُبَادَةَ بْنِ اَلصَّامِتِ - رضى الله عنه - قَالَ : قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - لَا صَلَاةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِأُمِّ اَلْقُرْآنِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ 11 -

    وَفِي رِوَايَةٍ , لِابْنِ حِبَّانَ وَاَلدَّارَقُطْنِيِّ : لَا تَجْزِي صَلَاةٌ لَا يُقْرَأُ فِيهَا بِفَاتِحَةِ اَلْكِتَابِ 11 -

    وَفِي أُخْرَى , لِأَحْمَدَ وَأَبِي دَاوُدَ , وَاَلتِّرْمِذِيِّ , وَابْنِ حِبَّانَ : لَعَلَّكُمْ تَقْرَءُونَ خَلْفَ إِمَامِكُمْ ? " قُلْنَا : نِعْمَ . قَالَ : "لَا تَفْعَلُوا إِلَّا بِفَاتِحَةِ اَلْكِتَابِ , فَإِنَّهُ لَا صَلَاةِ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ بِهَا 11 -

    وَعَنْ أَنَسٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - وَأَبَا بَكْرٍ وَعُمَرَ كَانُوا يَفْتَتِحُونَ اَلصَّلَاةِ بِـ (اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ اَلْعَالَمِينَ ) مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ 11 -

    «Ubâde b. Sâmit radıyallahü anh'den rivayet edilmişdir. Demişdir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : — Ümm-ü Kur'an'ı okumayanın namazı yokdur; buyurdular.» Bu hadîs Müttefekun Aleyh'dir. İbni Hibbân ile Dâre Kutnî'nin bir rivayetinde: «İçinde Fâtiha-i kitab okunmayan namaz kifayet etmez; denilmiş; Ahmed, Ebû Dâvud, Tirmizî ve İbni Hibbân'ın tahrîc ettikleri diğer bir rivayette: «Galiba siz imamınızın arkasında okuyorsunuz, Evet dedik. Yapmayın, yalnız Fâtiha-i Kitap müstesna. Çünkü onu okumayanın namazı olmaz» buyurdu şeklindedir.

  11. زَادَ مُسْلِمٌ: لَا يَذْكُرُونَ : (بِسْمِ اَللَّهِ اَلرَّحْمَنِ اَلرَّحِيمِ ) فِي أَوَّلِ قِرَاءَةٍ وَلَا فِي آخِرِهَا . 11 - وهي زيادة صحيحة ، وأسوق هنا الرواية بتمامها من مسلم إذ سياقه لها يختلف عن سياق البخاري . قال أنس بن مالك : "صليت خلف النبي - صلى الله عليه وسلم - وأبي بكر ، وعمر ، وعثمان فكانوا يستفتحون بالحمد لله رب العالمين . لا يذكرون : بسم الله الرحمن الرحيم . في أول قراءة ولا في آخرها" . وفي رواية : فلم أسمع أحدا منهم يقرأ : بسم الله الرحمن الرحيم . قلت : وقد أعل بعضهم هذه الزيادة التي عند مسلم بما لا يقدح.

    وَفِي رِوَايَةٍ لِأَحْمَدَ , وَالنَّسَائِيِّ وَابْنِ خُزَيْمَةَ : لَا يَجْهَرُونَ بِبِسْمِ اَللَّهِ اَلرَّحْمَنِ اَلرَّحِيم ِ 11 -

    وَعَلَى هَذَا يُحْمَلُ اَلنَّفْيُ فِي رِوَايَةِ مُسْلِمٍ , خِلَافًا لِمَنْ أَعَلَّهَا. .

    «Enes radiyallahü anh'den rivayet edilmişdir ki; Resûlüllah (S.A.V.) ve Ebû Bekir ile Ömer Namazı «Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn» ile açarlardı.» Müttefekun Aleyh'dir. Müslim: «Bismillâhirrahmânirrahîm'i hiç bir kıraatin başında veya sonunda zikretmezlerdi» ibaresini ziyâde etmişdir. Ahmed, Nesâî ve İbni Huzeyme'nin tahrîc ettikleri bir rivayette : «Bismillâhirrahmânirrahîm'i aşikâr okumazlardı» denilmişdir.

  12. وَعَنْ نُعَيْمٍ اَلْمُجَمِّرِ - رضى الله عنه - قَالَ : صَلَّيْتُ وَرَاءَ أَبِي هُرَيْرَةَ فَقَرَأَ : (بِسْمِ اَللَّهِ اَلرَّحْمَنِ اَلرَّحِيمِ) . ثُمَّ قَرَأَ بِأُمِّ اَلْقُرْآنِ , حَتَّى إِذَا بَلَغَ : (وَلَا اَلضَّالِّينَ) , قَالَ : "آمِينَ" وَيَقُولُ كُلَّمَا سَجَدَ , وَإِذَا قَامَ مِنْ اَلْجُلُوسِ : اَللَّهُ أَكْبَرُ . ثُمَّ يَقُولُ إِذَا سَلَّمَ : وَاَلَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنِّي لَأَشْبَهُكُمْ صَلَاةً بِرَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - رَوَاهُ النَّسَائِيُّ وَابْنُ خُزَيْمَةَ 11 -

    «Nuaym Mücmir (R. A.)'den rivayet edilmişdir. Demişdir ki; Ebû Hüreyre'nin arkasında namaz kıldım. «Bismillâhirrahmânirrahîm»i okudu sonra Ummü - Kur'ân'ı okudu, «Veleddâllîn»e ulaşınca «Âmîn» dedi. Her secde ettikçe ve oturuşdan kalkdıkça «Allahü ekber» diyordu. Selâm verdiği vakit: Nefsim kabza-i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, ben sizin namazca Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'e en benzeyeninizim, dedi. Bu hadîsi; Nesâî ile İbni Huzeyme rivayet etmişlerdir.

  13. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ : قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا قَرَأْتُمْ اَلْفَاتِحَةِ فَاقْرَءُوا : ( بِسْمِ اَللَّهِ اَلرَّحْمَنِ اَلرَّحِيمِ ) , فَإِنَّهَا إِحْدَى آيَاتِهَا رَوَاهُ اَلدَّارَقُطْنِيُّ , وَصَوَّبَ وَقْفَهُ . 11 - رواه الدارقطني مرفوعا وموقوفا (2/ 312) ، ولفظه : " إذا قرأتم الحمد الله ، فاقرءوا بسم الله الرحمن الرحيم ، إنها أم القرآن ،وأم الكتاب ، والسبع المثاني ، وبسم الله الرحمن الرحيم إحداها" . وقال في "العلل" : (8/149) عن الموقوف : "هو أشبهها بالصواب " .

    وَعَنْهُ قَالَ : كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا فَرَغَ مِنْ قِرَاءَةِ أُمِّ اَلْقُرْآنِ رَفَعَ صَوْتَهُ وَقَالَ : "آمِينَ". رَوَاهُ اَلدَّارَقُطْنِيُّ وَحَسَّنَهُ , وَالْحَاكِمُ وَصَحَّحَهُ . .

    «Ebû Hüreyre radiyallahü anh'den rivayet edilmişdir. Demişdir ki; Resulü Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem : — Fâtiha'yı okuduğunuz zaman «Bismillâhirrahmânirrahîm»'i de okuyun, zira o, Fatiha âyetlerinin biridir; buyurdular.» Bu hadîsi, Dâre Kutnî rivayet etmiş ve vakfını doğru bulmuşdur.

  14. 284 ـ وَلِأَبِي دَاوُدَ وَاَلتِّرْمِذِيِّ مِنْ حَدِيثِ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ نَحْوُهُ. 11 -

    «(Bu da) ondan (yani Ebû Hüreyre'den). Demişdir ki: Resûlüllah (S.A.V.) Ümmii Kur'ânı okumakdan fariğ oldu mu sesini kaldırır ve Âmin derdi.» Bu hadîsi, Dâre Kutnî rivayet etmiş ve hasen olduğunu söylemişlerdir. Hâkim de rivayet etmiş ve sahîhlemişdir. «Ebû Dâvud ile Tirmizî'de Vâil b. Hucr hadîsinde bunun benzeri vardır.

  15. وَعَنْ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- قَالَ : جَاءَ رَجُلٌ إِلَى اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - فَقَالَ : إِنِّي لَا أَسْتَطِيعُ أَنْ آخُذَ مِنْ اَلْقُرْآنِ شَيْئًا , فَعَلِّمْنِي مَا يُجْزِئُنِيٌ]مِنْهُ] . قَالَ : "سُبْحَانَ اَللَّهِ , وَالْحَمْدُ لِلَّهِ , وَلَا إِلَهَ إِلَّا اَللَّهُ وَاَللَّهُ أَكْبَرُ , وَلَا حَوْلٌ وَلَا قُوَّةً إِلَّا بِاَللَّهِ اَلْعَلِيِّ اَلْعَظِيمِ . . . اَلْحَدِيثَ . رَوَاهُ أَحْمَدُ , وَأَبُو دَاوُدَ , وَالنَّسَائِيُّ , وَصَحَّحَهُ اِبْنُ حِبَّانَ , وَاَلدَّارَقُطْنِيُّ, وَالْحَاكِمُ . 11 -

    «Abdullah b. Ebi Evfa radiyallahü anh'dan rivayet edilmişdir. Demişdir ki: Peygamber (S.A.V.)'e bir adam geldi de dedi ki; ben Kur'ândan bir şey alamıyorum; bana ondan yetecek kadarını öğretiver. Resûlüllah (S.A.V.) «Sübhânallah, velhamdülillah, ve lâ ilâhe illallah, vallahü ekber, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm» ilâ âhirini de buyurdular. Bu hadîsi, Ahmed, Ebû Dâvud ve Nesâî rivayet etmiş; İbni Hibban, Dâre Kutnî ve Hâkim de onu sahîhlemişlerdir.

  16. وَعَنْ أَبِي قَتَادَةَ - رضى الله عنه - قَالَ : كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يُصَلِّي بِنَا , فَيَقْرَأُ فِي اَلظُّهْرِ وَالْعَصْرِ - فِي اَلرَّكْعَتَيْنِ اَلْأُولَيَيْنِ - بِفَاتِحَةِ اَلْكِتَابِ وَسُورَتَيْنِ , وَيُسْمِعُنَا اَلْآيَةَ أَحْيَانًا , وَيُطَوِّلُ اَلرَّكْعَةَ اَلْأُولَى , وَيَقْرَأُ فِي اَلْأُخْرَيَيْنِ بِفَاتِحَةِ اَلْكِتَابِ. مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . 11 -

    «Ebû Katade (R. A.)'den rivayet edilmişdir. Demişdir ki: Resûlüllah (S.A.V.) bize namaz kıldırırdı ve Öğle ile ikindide ilk iki rek'âtda Fâtiha-i Kitab ile iki sûre okur; bazan bize âyeti işittirirdi. Birinci rek'âtı uzatırdı. Son iki rek'âtda (yalnız) Fâtiha-i kitabı okurdu.» Müttefekun Aleyh'dir.

  17. وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ اَلْخُدْرِيِّ - رضى الله عنه - قَالَ : كُنَّا نَحْزُرُ قِيَامَ رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - فِي اَلظُّهْرِ وَالْعَصْرِ , فَحَزَرْنَا قِيَامَهُ فِي اَلرَّكْعَتَيْنِ اَلْأُولَيَيْنِ مِنْ اَلظُّهْرِ قَدْرَ : (الم تَنْزِيلُ) اَلسَّجْدَةِ . وَفِي اَلْأُخْرَيَيْنِ قَدْرَ اَلنِّصْفِ مِنْ ذَلِكَ . وَفِي اَلْأُولَيَيْنِ مِنْ اَلْعَصْرِ عَلَى قَدْرِ اَلْأُخْرَيَيْنِ مِنْ اَلظُّهْرِ , وَالْأُخْرَيَيْنِ مِنْ اَلظُّهْرِ رَوَاهُ مُسْلِمٌ . 11 -

    «Ebû Said-i Hudri (R.A.)'den rivayet edilmişdir. Demişdir ki: Resûlüllah (S.A.V.)'in öğle ve İkindî'de ne kadar ayakta durduğunu tahmin ederdik, öğle'nin ilk iki rek'atındaki kıyamını «Elif Lâm Mîm Tenzîl» Sûre-i Secde kadar; son rek'atlarda bunun yarısı kadar. İkindinin ilk iki rek'atındakini öğlenin son rek'atları kadar; son rek'atlarındakini bunun yarısı kadar takdir ettik.» Bu hadîsi İmam-ı Müslim rivayet etmişdir.

  18. وَعَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ - رضى الله عنه - قَالَ : كَانَ فُلَانٍ يُطِيلُ اَلْأُولَيَيْنِ مِنْ اَلظُّهْرِ, وَيُخَفِّفُ اَلْعَصْرَ, وَيَقْرَأُ فِي اَلْمَغْرِبِ بِقِصَارِ اَلْمُفَصَّلِ وَفِي اَلْعِشَاءِ بِوَسَطِهِ وَفِي اَلصُّبْحِ بِطُولِهِ . فَقَالَ أَبُو هُرَيْرَةَ : "مَا صَلَّيْتُ وَرَاءِ أَحَدٍ أَشْبَهَ صَلَاةِ بِرَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - مِنْ هَذَا . أَخْرَجَهُ النَّسَائِيُّ بِإِسْنَادٍ صَحِيحٍ 21 - كذا في "أ" ولا مانع من الترضي عن غير الصحابة، وإن كان بالصحابة أشهر وأعرف .2 -

    «Süleyman b. Yesar (R. A.)'den rivayet edilmişdir. Demişdir ki: Filân öğle namazında İlk rek'atleri uzatıyor; İkindiyi hafif kıldırıyor; Akşam namazında mufassal'ın kısalarını; yatsıda ortalarını; Sabah Namazında uzunlarını okuyordu. Bunun üzerine Ebû Hüreyre, namazı bundan daha ziyâde Resûlüllah (S.A.V.)'in namazına benzeyen bir kimsenin arkasında namaz kılmadım; dedi.» Bu hadîsi, Nesâî sahih bir isnadla tahrîc etmiştir.

  19. وَعَنْ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ - رضى الله عنه - قَالَ : سَمِعْتَ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقْرَأُ فِي اَلْمَغْرِبِ بِالطُّورِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . 11 -

    «Cübeyr b. Mut'im (R. A.)'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah (S.A.V.)'i Akşam namazında Tur sûresini okurken işitdim.» Bu hadîs, Müttefekun Aleyh'dir.

  20. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ : كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقْرَأُ فِي صَلَاةِ اَلْفَجْرِ يَوْمَ اَلْجُمْعَةِ : (الم تَنْزِيلُ ) اَلسَّجْدَةَ , و (هَلْ أَتَى عَلَى اَلْإِنْسَانِ) مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ 11 -

    «Ebû Hüreyre (R. A.)'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah (S.A.V.) Cuma günü sabah namazında «Secde Sûresi» ile «İnsan» sûrelerini okurdu.» Hadîsi Şerif; Müttefekun Aleyh'dir.

  21. وَعَنْ حُذَيْفَةَ - رضى الله عنه - قَالَ : صَلَّيْتُ مَعَ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - فَمَا مَرَّتْ بِهِ آيَةُ رَحْمَةٍ إِلَّا وَقَفَ عِنْدَهَا يَسْأَلُ, وَلَا آيَةُ عَذَابٍ إِلَّا تَعَوَّذَ مِنْهَا أَخْرَجَهُ اَلْخَمْسَةُ , وَحَسَّنَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ 11 -

    «Huzeyfe radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Peygamber (S.A.V.) ile beraber namaz kıldım. Hiçbir rahmet âyeti rastlamıyordu ki, onda durup (rahmet) istemesin. Hiç bir azab âyeti de geçmiyordu ki ondan istiâze etmesin.» Bu hadîsi, Beşler tahrîc etmiş; Tirmizî de «hasen» bulmuştur.

  22. وَعَنْ اِبْنِ عَبَّاسٍ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - أَلَا وَإِنِّي نُهِيتُ أَنْ أَقْرَأَ اَلْقُرْآنَ رَاكِعًا أَوْ سَاجِدًا , فَأَمَّا اَلرُّكُوعُ فَعَظِّمُوا فِيهِ اَلرَّبَّ , وَأَمَّا اَلسُّجُودُ فَاجْتَهِدُوا فِي اَلدُّعَاءِ , فَقَمِنٌ أَنْ يُسْتَجَابَ لَكُمْ رَوَاهُ مُسْلِمٌ 11 -

    «İbni Abbas radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : Dikkat edin! Ben rükû veya secde halinde Kur'an-ı okumaktan nehyolundum. Ama rükû'da siz Rabbi tazim edin. Secdeye gelince (orada) duaya çalışın. Zira dualarınızın kabulü gerektir.» Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir.

  23. وَعَنْ عَائِشَةَ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا- قَالَتْ : كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقُولُ: فِي رُكُوعِهِ وَسُجُودِهِ : "سُبْحَانَكَ اَللَّهُمَّ]رَبَّنَا] وَبِحَمْدِكَ , اَللَّهُمَّ اِغْفِرْ لِي مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ 21 - سقطت من الأصلين ، واستدركتها من "الصحيحين" وهي مثبتة في المطبوع من البلوغ وشرحه.2 -

    «Âişe radiyallahü anhâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki Resûlüllah (S.A.V.) rükûunda ve sücûdunda «Sübhâneke Allahümme Rabbenâ ve bi-hamdike, Allahümmağfirlî» derdi. Hadîs, Müttefekun Aleyh'dir.

  24. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ --رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُ-- قَالَ : كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا قَامَ إِلَى اَلصَّلَاةِ يُكَبِّرُ حِينَ يَقُومُ , ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْكَعُ , ثُمَّ يَقُولُ : "سَمِعَ اَللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ" حِينَ يَرْفَعُ صُلْبَهُ مِنْ اَلرُّكُوعِ , ثُمَّ يَقُولُ وَهُوَ قَائِمٌ : "رَبَّنَا وَلَكَ اَلْحَمْدُ" ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَهْوِي سَاجِدًا , ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ, ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَسْجُدُ ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْفَعُ , ثُمَّ يَفْعَلُ ذَلِكَ فِي اَلصَّلَاةِ كُلِّهَا , وَيُكَبِّرُ حِينَ يَقُومُ مِنْ اِثْنَتَيْنِ بَعْدَ اَلْجُلُوسِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . 21 - تحرف في " أ " إلى " يجلس " .2 -

    «Ebû Hüreyre radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah (S.A.V.) namaza kalktığı vakit namaza dururken tekbir alır; sonra rükûa giderken tekbir alır; sonra belini rükûdan kaldırırken «Semiallâhu limen hamideh» derdi. Sonra ayakda iken «Rabbenâ ve lekel hamd» der; sonra secdeye inerken tekbir alırdı. Sonra başını kaldırırken tekbir alır; sonra secde ederken tekbir alır; sonra başını kaldırırken tekbir alırdı. Sonra bunu bütün namazında yapardı. İki rek'atte oturdukdan sonra kalkarken tekbir alırdı.» Bu hadîs, Müttefekun Aleyh'dir.

  25. وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ اَلْخُدْرِيِّ --رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُ-- قَالَ : كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا رَفَعَ رَأْسَهُ مِنْ اَلرُّكُوعِ قَالَ : " اَللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ اَلْحَمْدُ مِلْءَ اَلسَّمَوَاتِ وَمِلْءَ اَلْأَرْضِ , وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَيْءٍ بَعْدُ , أَهْلَ اَلثَّنَاءِ وَالْمَجْدِ , أَحَقُّ مَا قَالَ اَلْعَبْدُ - وَكُلُّنَا لَكَ عَبْدٌ - اَللَّهُمَّ لَا مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ , وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ , وَلَا يَنْفَعُ ذَا اَلْجَدِّ مِنْكَ اَلْجَدُّ رَوَاهُ مُسْلِمٌ . 11 -

    «Ebû Saîd-i Hudrî radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah (S.A.V.) başını rükûdan kaldırdığı vakit : «Allahım! Ey Rabbimiz! Sana gökler ve yer dolusu hamd olsun ve ondan sonra da dilediğin nesne dolusu...» Ey sena ve şeref sahibi! (Bu söz) kulun - ki hepimiz Sana kuluz -söylediğinin en haklısıdır. Allahım! Senin verdiğini menedecek yoktur. Menettiğini de verecek yoktur. Bahtiyara Sen (in azabın) dan (kurtulma hususunda) bahtı bir fayda vermez; derdi.» Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.

  26. وَعَنْ اِبْنِ عَبَّاسٍ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - أُمِرْتُ أَنْ أَسْجُدَ عَلَى سَبْعَةِ أَعْظُمٍ : عَلَى اَلْجَبْهَةِ - وَأَشَارَ بِيَدِهِ إِلَى أَنْفِهِ - وَالْيَدَيْنِ , وَالرُّكْبَتَيْنِ , وَأَطْرَافِ اَلْقَدَمَيْنِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . 11 -

    «İbni Abbas radiyallahü anhümâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : Yedi kemik üzerine, alın üzerine secde etmekle memur oldum dedi ve eliyle burnuna ellerine, dizlerine ve ayak uçlarına işaret; buyurdular.» Hadîs Müttefekun Aleyh'dir.

  27. وَعَنْ اِبْنِ بُحَيْنَةَ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ إِذَا صَلَّى فَرَّجَ بَيْنَ يَدَيْهِ , حَتَّى يَبْدُوَ بَيَاضُ إِبِطَيْهِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . 11 -

    «İbn-i Buhâyne'den rivayet olunmuştur ki: Peygamber (S.A.V.), secde ettiği zaman, kollarını tâ koltuklarının beyazı görününceye kadar aralardı.» Müttefekun Aleyh'dir.

  28. وَعَنْ اَلْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- قَالَ : قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا سَجَدْتَ فَضَعْ كَفَّيْكَ , وَارْفَعْ مِرْفَقَيْكَ رَوَاهُ مُسْلِمٌ . 11 -

    «Berâ' İbn-i Âzib radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : Secde ettin mi ellerini koy, dirseklerini kaldır; buyurdular.» Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.

  29. وَعَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ إِذَا رَكَعَ فَرَّجَ بَيْنَ أَصَابِعِهِ , وَإِذَا سَجَدَ ضَمَّ أَصَابِعَهُ رَوَاهُ اَلْحَاكِمُ . 11 -

    «Vâil İbn-i Hucr radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir ki: Peygamber (S.A.V.) rükû' ettiği vakit parmaklarının arasını aralar; secdeye vardığında parmaklarını kapardı.» Bu hadîsi Hâkim rivayet etmiştir.

  30. وَعَنْ عَائِشَةَ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا- قَالَتْ : رَأَيْتُ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يُصَلِّي مُتَرَبِّعًا رَوَاهُ النَّسَائِيُّ , وَصَحَّحَهُ اِبْنُ خُزَيْمَةَ . 11 -

    «Âişe radiyallahü anhâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah (S.A.V.)'i bağdaş kurarak namaz kılarken gördüm.» Bu hadîsi, Nesâî rivayet etmiş İbn-i Huzeyme sahîhlemiştir.

  31. وَعَنْ اِبْنِ عَبَّاسٍ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ يَقُولُ بَيْنَ اَلسَّجْدَتَيْنِ : اَللَّهُمَّ اِغْفِرْ لِي , وَارْحَمْنِي , وَاهْدِنِي , وَعَافِنِي , وَارْزُقْنِي رَوَاهُ اَلْأَرْبَعَةُ إِلَّا النَّسَائِيُّ , وَاللَّفْظُ لِأَبِي دَاوُدَ , وَصَحَّحَهُ اَلْحَاكِمُ . 11 -

    «İbn-i Abbas radiyallahü anhümâ'dan rivayet edilmiştir ki: Peygamber (S.A.V.) iki secde arasında: «Yâ Rabb, beni afveyle, bana acı, beni hidâyet buyur, bana afiyet ve rızk ver, derdi.» Bu hadîsi, Nesâî müstesna dörtler rivayet etmiştir. Lâfız Ebû Davud'undur. Hâkim de sahîhlemiştir.

  32. وَعَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ - رضى الله عنه - أَنَّهُ رَأَى اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - يُصَلِّي , فَإِذَا كَانَ فِي وِتْرٍ مِنْ صَلَاتِهِ لَمْ يَنْهَضْ حَتَّى يَسْتَوِيَ قَاعِدًا رَوَاهُ اَلْبُخَارِيُّ . 11 -

    «Mâlik İbn-i Hüveyris radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir ki; Peygamber (S.A.V.)'i namaz kılarken görmüş. Namazının tek (rek'atında) olduğu zaman, tâ oturup doğrulmadıkça kalkmazmış.» Bu hadîsi, Buharî rivayet etmişdir.

  33. وَعَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَنَتَ شَهْرًا بَعْدَ اَلرُّكُوعِ , يَدْعُو عَلَى أَحْيَاءٍ مِنْ أَحْيَاءِ اَلْعَرَبِ , ثُمَّ تَرَكَهُ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . 11 -

    «Enes radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir ki; Resûlüllah (S.A.V.): «Bir ay (namazda) rükûdan sonra bazı Arab kabilelerine beddua ederek Kunut yapmış. Sonra bunu terk etmişdir.» Bu hadîs, Müttefekun Aleyh'dir.

  34. وَعَنْهُ أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ لَا يَقْنُتُ إِلَّا إِذَا دَعَا لِقَوْمٍ , أَوْ دَعَا عَلَى قَوْمٍ صَحَّحَهُ اِبْنُ خُزَيْمَةَ . 11 -

    «Enes radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir ki; Peygamber (S.A.V.) ancak bir kavme hayır duâ, yahut bir kavme beddua ettiği zaman kunut ederdi.» Bu hadîsi, İbni Huzeyme sahîhlemişdir.

  35. وَعَنْ سَعْدِ بْنِ طَارِقِ الْأَشْجَعِيِّ - رضى الله عنه - قَالَ : قُلْتُ لِأَبِي : يَا أَبَتِ ! إِنَّكَ قَدْ صَلَّيْتُ خَلْفَ رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - وَأَبِي بَكْرٍ , وَعُمَرُ , وَعُثْمَانُ , وَعَلَيَّ , أَفَكَانُوا يَقْنُتُونَ فِي اَلْفَجْرِ ? قَالَ : أَيْ بُنَيَّ , مُحْدَثٌ رَوَاهُ اَلْخَمْسَةُ , إِلَّا أَبَا دَاوُدَ . 11 -

    «Sa'd b. Târik Eşceî radiyallahü anh'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Babama, babacığım dedim; sen : Resûlüllah (S.A.V.)'in, Ebû Bekir'in Ömer'in Osman'ın ve Ali'nin arkasında namaz kıldın. Sabah namazında hiç kunut yapıyorlarmıydı? Ey oğulcuğum uydurmadır; dedi.» Bu hadîsi, Ebû Dâvud müstesna, Beşler rivayet etmiştir.

  36. وَعَنْ اَلْحَسَنِ بْنِ عَلِيٍّ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- ; قَالَ : عَلَّمَنِي رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - كَلِمَاتٍ أَقُولُهُنَّ فِي قُنُوتِ اَلْوِتْرِ : " اَللَّهُمَّ اِهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ , وَعَافِنِي فِيمَنْ عَافَيْتَ , وَتَوَلَّنِي فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ , وَبَارِكْ لِي فِيمَا أَعْطَيْتَ , وَقِنِي شَرَّ مَا قَضَيْتَ , فَإِنَّكَ تَقْضِي وَلَا يُقْضَى عَلَيْكَ , إِنَّهُ لَا يَذلُّ مَنْ وَالَيْتَ , تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ رَوَاهُ اَلْخَمْسَةُ . وَزَادَ اَلطَّبَرَانِيُّ وَالْبَيْهَقِيُّ : وَلَا يَعِزُّ مَنْ عَادَيْتَ . زَادَ النَّسَائِيُّ مِنْ وَجْهٍ آخَرَ فِي آخِرِهِ : وَصَلَّى اَللَّهُ عَلَى اَلنَّبِيِّ 31 -

    «Hasan b. Ali radiyallahü anhümâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki : Bana Resûlüllah (S.A.V.) bir takım kelimeler öğretti. Onları vitir'in kunutunda okuyorum: «Yâ-Rabbi beni hidâyet ettiklerin arasında hidâyet eyle; bana afiyet verdiklerin arasında afiyet ver; Yardım ettiklerinin arasında yardım et! verdiklerinde bana bereket ihsan eyle. Kaza buyurduğunun şerrinden beni koru. Çünkü hükmeden sensin; Sana hükmedilmez. Hiç şüphe yokki senin yardım ettiğin, perişan olmaz. Mübareksin Rabbimiz, yücesin». Bu hadîsi, Beşler rivayet etmiştir. Taberanî ile Beyhakî şunu ziyâde etmişlerdir: «Senin gadab ettiklerin felah bulmaz.» Nesâî de sonunda başka bir veçheden şunu ilâve etmiştir. «Allah Peygambere salât eylesin.»

  37. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ : قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا سَجَدَ أَحَدُكُمْ فَلَا يَبْرُكْ كَمَا يَبْرُكُ اَلْبَعِيرُ , وَلْيَضَعْ يَدَيْهِ قَبْلَ رُكْبَتَيْهِ أَخْرَجَهُ اَلثَّلَاثَةُ . وَهُوَ أَقْوَى مِنْ حَدِيثِ وَائِلٍ :1 -

    «Ebû Hüreyre radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demişdir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Biriniz secde ettiği zaman deve çöker gibi çökmesin; ellerini dizlerinden evvel yere koysun; buyurdular.» Bu hadîsi, üçler tahrîc etmiştir. Bu Vâil b. Hucr hadîsinden daha kuvvetlidir.

  38. فَإِنْ لِلْأَوَّلِ شَاهِدًا مِنْ حَدِيثِ :

    اِبْنِ عُمَرَ - رضى الله عنه - صَحَّحَهُ اِبْنُ خُزَيْمَةَ , وَذَكَرَهُ اَلْبُخَارِيُّ مُعَلَّقًا مَوْقُوفًا . 11 -

    Çünkü Ebû Hüreyre hadisinin İbn-i Ömer (R. A.)'den şahidi vardır. O şahidi İbn-i Huzeyme sahîhlemiş, Buharî de ta'lik suretiyle mevkufen zikretmiştir.

  39. وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ إِذَا قَعَدَ لِلتَّشَهُّدِ وَضَعَ يَدَهُ اَلْيُسْرَى عَلَى رُكْبَتِهِ اَلْيُسْرَى , وَالْيُمْنَى عَلَى اَلْيُمْنَى , وَعَقَدَ ثَلَاثَةً وَخَمْسِينَ , وَأَشَارَ بِإِصْبَعِهِ اَلسَّبَّابَةِ رَوَاهُ مُسْلِمٌ

    وَفِي رِوَايَةٍ لَهُ : وَقَبَضَ أَصَابِعَهُ كُلَّهَا , وَأَشَارَ بِاَلَّتِي تَلِي اَلْإِبْهَامَ 11 -

    «İbni Ömer radiyallâhü anh'den rivayet olunmuştur ki: Resûlüllah (S.A.V.) teşehhüde oturduğu zaman sol elini sol dizinin, sağ elini, sağ dizinin üzerine koyar. Elli üç akdeder (yâni avucunu yumar) ve şehadet parmağı ile işaret ederdi.» Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir. Müslim'in bir rivayetinde: «Bütün parmaklarını yumar ve baş parmakdan sonra gelenle işaret ederdi» denilmektedir.

  40. وَعَنْ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ - رضى الله عنه - قَالَ : اِلْتَفَتَ إِلَيْنَا رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - فَقَالَ : " إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ فَلْيَقُلْ : اَلتَّحِيَّاتُ لِلَّهِ , وَالصَّلَوَاتُ , وَالطَّيِّبَاتُ , اَلسَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا اَلنَّبِيُّ وَرَحْمَةَ اَللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ , اَلسَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اَللَّهِ اَلصَّالِحِينَ , أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَهَ إِلَّا اَللَّهُ , وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ , ثُمَّ لِيَتَخَيَّرْ مِنْ اَلدُّعَاءِ أَعْجَبُهُ إِلَيْهِ , فَيَدْعُو مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ , وَاللَّفْظُ لِلْبُخَارِيِّ . 11 -

    وَلِلنَّسَائِيِّ : كُنَّا نَقُولُ قَبْلِ أَنْ يُفْرَضَ عَلَيْنَا اَلتَّشَهُّدُ . 11 - هذه الرواية للنسائي في "الكبرى" (1 / / ) بسند

    «Abdullah b. Mes'ud radiyallâhü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah (S.A.V.) bize baktı da dedi ki: — Biriniz namaz kıldığı vakit: «Bütün ta'zîmler, namazlar ve güzel sözler hep Allah'adır. Selâm sana ey Peygamber! Allah'ın rahmeti de bereketleri de sana; Selâm bize ve Allah'ın salih kullarına : Ben Allah'dan başka ilâh olmadığına; yalnız onun mevcud olduğuna, şerîki yok idiğine, şehadet ederim. Muhammed'in onun kulu ve Resulü olduğuna da şehadet ederim» desin; sonra kendisinin en beğendiği duayı seçsin de duâ etsin» buyurdular. Hadîs, Müttefekun Aleyh'dir. Lâfız Buharî'nindir. Nesâî'de şu ziyâde vardır: «Biz teşehhüd üzerimize farz kılınmazdan önce......der idik.»

  41. وَلِمُسْلِمٍ : عَنْ اِبْنِ عَبَّاسٍ - رضى الله عنه - قَالَ : كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ يُعَلِّمُنَا اَلتَّشَهُّدَ: " اَلتَّحِيَّاتُ اَلْمُبَارَكَاتُ اَلصَّلَوَاتُ لِلَّهِ ... إِلَى آخِرِهِ . 11 -

    Müslim'in İbni Abbâs radiyallahü anh'den rivayetinde şöyledir : Resûlüllah (S.A.V.) bize teşehhüdü : «Bütün mübarek tazimler, güzel namazlar Allahadır...İlâ âhir... öğretirdi dedi.»

  42. وَعَنْ فَضَالَةَ بْنِ عُبَيْدٍ - رضى الله عنه - قَالَ : سَمِعَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - رِجْلاً يَدْعُو فِي صَلَاتِهِ , لَمْ يَحْمَدِ اَللَّهَ , وَلَمْ يُصَلِّ عَلَى اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - فَقَالَ : " عَجِلَ هَذَا " ثُمَّ دَعَاهُ , فَقَالَ : " إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ فَلْيَبْدَأْ بِتَحْمِيدِ . رَبِّهِ وَالثَّنَاءِ عَلَيْهِ , ثُمَّ يُصَلِّي عَلَى اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - ثُمَّ يَدْعُو بِمَا شَاءَ رَوَاهُ أَحْمَدُ , وَالثَّلَاثَةُ , وَصَحَّحَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ , وَابْنُ حِبَّانَ , وَالْحَاكِمُ . 31 - تحرف في " الأصلين " إلى : " يمجد " ، وهو وإن كان وقع في رواية النسائي على هذا النحو إلا إني أقطع بتحريفه ؛ لأن رواية النسائي سياقها غير هذا السياق كما سيأتي .2 - تحرف في " الأصلين " إلى " بتمجيد " وهو من لوازم التحريف أو الخطأ السابق .3 -

    «Fadale b. Ubeyd radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki : Resûlüllah (S.A.V.) namazında duâ eden bir adamı işitti Allah'a hamdetmemiş Peygamber (S.A.V.)'e salavât da getirmemişdi. Resûlüllah (S.A.V.) : — Bu adam acele etti, dedi. Sonra onu çağırdı ve biriniz namaz kıldığı vakit Rabbine hamd ve senadan başlasın; Sonra Peygamber (S.A.V.)'e salât eyler; Sonra dilediğini duâ eder; buyurdular.» Bu hadîsi, Ahmed ile üçler rivayet etmiş; Tirmizî, İbni Hibbân ve Hâkim onu sahîhlemişlerdir.

  43. وَعَنْ أَبِي مَسْعُودٍ اَلْأَنْصَارِيِّ - رضى الله عنه - قَالَ : قَالَ بَشِيرُ بْنُ سَعْدٍ: يَا رَسُولَ اَللَّهِ ! أَمَرَنَا اَللَّهُ أَنْ نُصَلِّيَ عَلَيْكَ , فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ ? فَسَكَتَ , ثُمَّ قَالَ : " قُولُوا : اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ , وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ , كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ , وَبَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ , وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ , كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ فِي اَلْعَالَمِينَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ . وَالسَّلَامُ كَمَا عَلَّمْتُكُمْ رَوَاهُ مُسْلِمٌ . 11 -

    وَزَادَ اِبْنُ خُزَيْمَةَ فِيهِ : فَكَيْفَ نُصَلِّي عَلَيْكَ , إِذَا نَحْنُ صَلَّيْنَا عَلَيْكَ فِي صَلَاتِنَا . 11 -

    «Ebû Mes'ûd radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Beşîr b. Sa'd; Yâ Resûlâllah; Cenab-ı Allah bize senin üzerine salât eylememizi emretti: Acaba sana nasıl salât eyleyeceğiz? dedi: Resûlüllah (S.A.V.) (evvelâ) susdu; sonra buyurdu ki: — Allah'ım Muhammed'e ve Muhammed'in ehli beytine, İbrahim'e salât eylediğin gibi salât eyle; Muhammed'e ve Muhammed'in Ehli beytine şu âlemler içinde İbrahim'e verdiğin bereket gibi, bereket ver. Çünkü sen hiç şüphe yok ki en öğülensin, en şanlısın deyiniz. Selâm ise size Öğretildiği gibidir; buyurdular.» Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir. İbni Huzeyme şu lâfızları ziyâde eder: «Biz namazımızda sana salât edeceğimiz vakit nasıl salât eyleyeceğiz?».

  44. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ : قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا تَشَهَّدَ أَحَدُكُمْ فَلْيَسْتَعِذْ بِاَللَّهِ مِنْ أَرْبَعٍ , يَقُولُ : اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ , وَمِنْ عَذَابِ اَلْقَبْرِ , وَمِنْ فِتْنَةِ اَلْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ , وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ اَلْمَسِيحِ اَلدَّجَّالِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . 11 -

    وَفِي رِوَايَةٍ لِمُسْلِمٍ : إِذَا فَرَغَ أَحَدُكُمْ مِنْ اَلتَّشَهُّدِ اَلْأَخِيرِ 11 -

    «Ebû Hüreyre radiyallahü anh'den rivayet edilmişdir. Demişdir ki : Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : — Biriniz teşehhüd yaptığı zaman dört şeyden Allah'a sığınsın. Allah'ım, gerçekden ben cehennem azabından, kabir azabından, hayat ve memat fitnesinden ve mesîh deccalın fitnesinden sana sığınırım; desin; buyurdular.» Hadîs, Müttefekun aleyh'dir.

  45. وَعَنْ أَبِي بَكْرٍ اَلصِّدِّيقِ - رضى الله عنه - أَنَّهُ قَالَ لِرَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - عَلِّمْنِي دُعَاءً أَدْعُو بِهِ فِي صَلَاتِي . قَالَ قُلْ : " اَللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا , وَلَا يَغْفِرُ اَلذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ , فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ , وَارْحَمْنِي , إِنَّكَ أَنْتَ اَلْغَفُورُ اَلرَّحِيمُ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . 11 -

    «Ebû Bekir-i Sıddık radiyallahü anh'den rivayet edilmişdir ki; Resûlüllah (S.A.V.)'e: Bana bir duâ Öğretde namazımda onunla duâ edeyim demiş; Hazreti Resulü Ekrem (S.A.V.) de : — Yarab, muhakkak ben nefsime çok zulmettim; günahları ise senden başka afvedecek yoktur, binâenaleyh beni senin indinden bir afv ile afv et, hem bana acı! Çünkü çok bağışlayan ve acıyan ancak sensin, de; buyurmuşlardır.» Hadîs, Müttefekun aleyh'dir.

  46. وَعَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ - رضى الله عنه - قَالَ : صَلَّيْتُ مَعَ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - فَكَانَ يُسَلِّمُ عَنْ يَمِينِهِ : " اَلسَّلَام عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اَللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ " وَعَنْ شِمَالِهِ : " اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اَللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ بِسَنَدٍ صَحِيحٍ . 11 -

    «Vâil b. Hucr radiyallahü anh'den rivayet edilmişdir. Demiştir ki: Peygamber (S.A.V.) ile birlikde namaz kıldım. Sağına : «Selâm size ve Allah'ın rahmeti ve bereketleri... diye selâm verir; soluna da : selâm size ve Allah'ın rahmeti ve bereketleri, diye selâm verirdi.» Bu hadîsi sahîh bir isnatla Ebû Dâvud rivayet etmiştir.

  47. وَعَنْ اَلْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ يَقُولُ فِي دُبُرِ كُلِّ صَلَاةِ مَكْتُوبَةٍ : " لَا إِلَهَ إِلَّا اَللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ , لَهُ اَلْمُلْكُ , وَلَهُ اَلْحَمْدُ , وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ , اَللَّهُمَّ لَا مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ , وَلَا مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ , وَلَا يَنْفَعُ ذَا اَلْجَدِّ مِنْكَ اَلْجَدُّ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . 11 -

    «Muğire b. Şû'be'den rivayet edilmişdir ki; Peygamber (S.A.V.): Her farz namazın sonunda : Allah'dan başka ilâh yoktur; yalnız o vardır. Onun şeriki yoktur. Mülk onundur. Hamd onadır, hem o herşeye kadirdir. Allahım, senin verdiğini men'edecek yoktur. Men' ettiğini verecek yoktur. Sen (in azabın) dan bahtiyarın bahtı bir fayda vermez; derdi.» Müttefekun Aleyh'dir.

  48. وَعَنْ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ - رضى الله عنه - قَالَ : إِنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ يَتَعَوَّذُ بِهِنَّ دُبُرَ اَلصَّلَاةِ : " اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ اَلْبُخْلِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ اَلْجُبْنِ , وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُرَدَّ إِلَى أَرْذَلِ اَلْعُمُرِ , وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ اَلدُّنْيَا , وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ اَلْقَبْرِ رَوَاهُ اَلْبُخَارِيُّ . 11 -

    «Sa'd b. Ebi Vakkas radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir ki; Resûlüllah (S.A.V.) her namazın ardında şu kelimelerle Allah'a sığınıyordu: — Allahım gerçekden ben cimrilikden sana, korkaklıktan da sana sığınırım. Ömrün beterine çevrilmemden de sana sığınırım. Dünyanın fitnesinden de sana sığınırım. Kabrin arazından da sana sığınırım.» Bu hadîsi, Buharî rivayet etmiştir.

  49. وَعَنْ ثَوْبَانَ - رضى الله عنه - قَالَ : كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا اِنْصَرَفَ مِنْ صَلَاتِهِ اِسْتَغْفَرَ اَللَّهَ ثَلَاثًا , وَقَالَ : " اَللَّهُمَّ أَنْتَ اَلسَّلَامُ وَمِنْكَ اَلسَّلَامُ . تَبَارَكْتَ يَا ذَا اَلْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ رَوَاهُ مُسْلِمٌ . 11 -

    «Sevbân radiyallahü anh'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah (S.A.V.) namazından çıktımı üç defa estağfirullah der ve: — Allahım selâm sensin, selâmetde sendedir. Mübareksin ey celâl ve ikram sahibi; derdi.» Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir.

  50. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - عَنْ رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ : مَنْ سَبَّحَ اَللَّهَ دُبُرَ كُلِّ صَلَاةٍ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ , وَحَمِدَ اَللَّهِ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ , وَكَبَّرَ اَللَّهُ ثَلَاثًا وَثَلَاثِينَ , فَتِلْكَ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ , وَقَالَ تَمَامَ اَلْمِائَةِ : لَا إِلَهَ إِلَّا اَللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ , لَهُ اَلْمُلْكُ , وَلَهُ اَلْحَمْدُ , وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ , غُفِرَتْ لَهُ خَطَايَاهُ , وَإِنْ كَانَتْ مِثْلَ زَبَدِ اَلْبَحْرِ رَوَاهُ مُسْلِمٌ . 11 -

    . 11 -

    «Ebû Hüreyre radiyallahü anh'den Resûlüllah (S.A.V.)'in (şöyle) dediği rivayet edilmiştir: Bir kimse her namazın ardından otuz üç kerre Allah'ı teşbih eder; otuz üç kerre Allah'a hamdeyler, otuz üç kerre de tekbir ederse — ki bunlar doksandokuz eder — yüzün tamamında da, Allah'dan başka ilâh yoktur. Bir o vardır; şeriki yoktur. Mülk onundur, hamd onadır. Hem O her şeye kadirdir derse günahları denizin köpüğü kadar bile olsa yine afvedilir.» Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir. Diğer taraftan bir rivayette «Tekbir otuzdörttür» denilmiştir.

  51. وَعَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ لَهُ : " أُوصِيكَ يَا مُعَاذُ : لَا تَدَعَنَّ دُبُرَ كُلِّ صَلَاةٍ أَنْ تَقُولُ : اَللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ رَوَاهُ أَحْمَدُ , وَأَبُو دَاوُدَ , وَالنَّسَائِيُّ بِسَنَدٍ قَوِيٍّ . 11 -

    «Muaz b. Cebel radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir ki; Resûlüllah (S.A.V.) kendisine: — Sana vasiyet ederim Muaz. Sakın her namazın ardından Allahım sana zikr ve şükr ve güzel ibadet edebilmem hususunda bana yardım et demeyi bırakma; buyurmuştur.» Bu hadîsi, Ahmed, Ebu Dâvud ve Nesâî kuvvetli bir senetle rivayet etmişlerdir.

  52. وَعَنْ أَبِي أُمَامَةَ - رضى الله عنه - قَالَ : قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - مَنْ قَرَأَ آيَةَ اَلْكُرْسِيِّ دُبُرَ كُلِّ صَلَاةٍ مَكْتُوبَةٍ لَمْ يَمْنَعْهُ مِنْ دُخُولِ اَلْجَنَّةِ إِلَّا اَلْمَوْتُ رَوَاهُ النَّسَائِيُّ , وَصَحَّحَهُ اِبْنُ حِبَّانَ . 11 -

    وَزَادَ فِيهِ اَلطَّبَرَانِيُّ : وَقُلْ هُوَ اَللَّهُ أَحَدٌ 11 - هذه الزيادة للطبراني في " الكبير " ( / / ) وإسنادها جيد كما قال المنذري في " الترغيب " ( / ) ، والهيثمي في " المجمع " ( / ) .

    «Ebû Ümâme radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Bir kimse her farz namazın ardından âyet el-kürsiyi okursa onu cennete girmekden ölümden başka birşey menetmez; buyurdular.» Bu hadîsi Nesâî rivayet etmiş; İbni Hibban sahîhlemiştir. Taberanî bu hadîse bir de «Kul hüvallahü ehad» cümlesini ziyade eylemiştir.

  53. وَعَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ - رضى الله عنه - قَالَ : قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - صَلُّوا كَمَا رَأَيْتُمُونِي أُصَلِّي رَوَاهُ اَلْبُخَارِيُّ . 11 -

    «Malik b Huveyris radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : Beni namaz kılarken nasıl gördünüzse öyle kılın; buyurdular.» Bu hadîsi, Buharî rivayet etmiştir.

  54. ]وَعَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- قَالَ : قَالَ لِيَ اَلنَّبِيُّ - صلى الله عليه وسلم - " صَلِّ قَائِمًا , فَإِنْ لَمْ تَسْتَطِعْ فَقَاعِدًا , فَإِنْ لَمْ تَسْتَطِعْ فَعَلَى جَنْبٍ رَوَاهُ اَلْبُخَارِيُّ . 11 -

    İmrân b. Husayn radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : — Ayakda kıl, kadir değilsen oturarak, (ona da) kadir değilsen yan üstü kıl da olmazsa imâ et» buyurdular. Bu hadîsi Buharî (194 — 256) tahrîc etmiştir.

  55. وَعَنْ جَابِرٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ لِمَرِيضٍ - صَلَّى عَلَى وِسَادَةٍ , فَرَمَى بِهَا - وَقَالَ : " صَلِّ عَلَى اَلْأَرْضِ إِنْ اِسْتَطَعْتَ , وَإِلَّا فَأَوْمِئْ إِيمَاءً , وَاجْعَلْ سُجُودَكَ أَخْفَضَ مِنْ رُكُوعِكَ رَوَاهُ اَلْبَيْهَقِيُّ بِسَنَدٍ قَوِيٍّ وَلَكِنْ صَحَّحَ أَبُو حَاتِمٍ وَقْفَهُ . 11 -

    «Câbir radiyallahü anh'den rivayet edilmiştir ki; Peygamber (S.A.V.) yastık üzerinde namaz kılan bir hastaya : — Yastığı atarak kadir olabilirsen yer üzerinde kıl; aksi takdirde imâ et, secdeni rükûundan daha fazla eğilerek yap; buyurdular.» Bu hadîsi, Beyhakî kavî bir senedle rivayet etmiştir. Lâkin Ebû Hatim mevkuf olduğunu sahîhlemişdir.