İstiskâ' (yağmur duası) namazı

Namaz

  1. عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: خَرَجَ اَلنَّبِيُّ - صلى الله عليه وسلم - مُتَوَاضِعًا, مُتَبَذِّلًا, مُتَخَشِّعًا, مُتَرَسِّلًا, مُتَضَرِّعًا, فَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ, كَمَا يُصَلِّي فِي اَلْعِيدِ, لَمْ يَخْطُبْ خُطْبَتَكُمْ هَذِهِ رَوَاهُ اَلْخَمْسَةُ, وَصَحَّحَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ, وَأَبُو عَوَانَةَ, وَابْنُ حِبَّانَ .

    İbni Abbas radıyallahü anhüma'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, (Medine'den) mütevâzî, her günlük elbise giymiş, bitkin, ağır ağır yürür; niyazkâr bir halde çıktı ve bayram kılar gibi iki rek'ât namaz kıldı. Sizin şu hutbenizi okumadı.» Bu hadîsi, beşler rivayet etmiştir. Tirmizî, Ebu Avâne ve ibni Hibban onu sahîhlemişlerdir.

  2. وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: شَكَا اَلنَّاسُ إِلَى رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قُحُوطَ الْمَطَرِ, فَأَمَرَ بِمِنْبَرٍ, فَوُضِعَ لَهُ فِي اَلْمُصَلَّى, وَوَعَدَ اَلنَّاسَ يَوْمًا يَخْرُجُونَ فِيهِ, فَخَرَجَ حِينَ بَدَا حَاجِبُ اَلشَّمْسِ, فَقَعَدَ عَلَى اَلْمِنْبَرِ, فَكَبَّرَ وَحَمِدَ اَللَّهَ, ثُمَّ قَالَ: "إِنَّكُمْ شَكَوْتُمْ جَدَبَ دِيَارِكُمْ, وَقَدْ أَمَرَكُمْ اَللَّهُ أَنْ تَدْعُوَهُ, وَوَعَدَكُمْ أَنْ يَسْتَجِيبَ لَكُمْ, ثُمَّ قَالَ: اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ اَلْعَالَمِينَ, اَلرَّحْمَنِ اَلرَّحِيمِ, مَالِكِ يَوْمِ اَلدِّينِ, لَا إِلَهَ إِلَّا اَللَّهُ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ, اَللَّهُمَّ أَنْتَ اَللَّهُ, لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ, أَنْتَ اَلْغَنِيُّ وَنَحْنُ اَلْفُقَرَاءُ, أَنْزِلْ عَلَيْنَا الْغَيْثَ, وَاجْعَلْ مَا أَنْزَلْتَ قُوَّةً وَبَلَاغًا إِلَى حِينٍ" ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ, فَلَمْ يَزَلْ حَتَّى رُئِيَ بَيَاضُ إِبِطَيْهِ, ثُمَّ حَوَّلَ إِلَى اَلنَّاسِ ظَهْرَهُ, وَقَلَبَ رِدَاءَهُ, وَهُوَ رَافِعٌ يَدَيْهِ, ثُمَّ أَقْبِلَ عَلَى اَلنَّاسِ وَنَزَلَ, وَصَلَّى رَكْعَتَيْنِ, فَأَنْشَأَ اَللَّهُ سَحَابَةً, فَرَعَدَتْ, وَبَرَقَتْ, ثُمَّ أَمْطَرَتْ رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ وَقَالَ: "غَرِيبٌ, وَإِسْنَادُهُ جَيِّدٌ" .

    وَقِصَّةُ اَلتَّحْوِيلِ فِي "اَلصَّحِيحِ" مِنْ: حَدِيثِ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ زَيْدٍ، وَفِيهِ: فَتَوَجَّهَ إِلَى اَلْقِبْلَةِ, يَدْعُو, ثُمَّ صَلَّى رَكْعَتَيْنِ, جَهَرَ فِيهِمَا بِالْقِرَاءَةِ .

    وَلِلدَّارَقُطْنِيِّ مِنْ مُرْسَلِ أَبِي جَعْفَرٍ اَلْبَاقِرِ: وَحَوَّلَ رِدَاءَهُ؛ لِيَتَحَوَّلَ اَلْقَحْطُ .

    «Âişe radıyallahü anha'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Halk Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem'e yağmurun yağmamasından şikâyet ettiler. Bunun üzerine bir minber kurulmasına emir buyurdu. Ve kendisine musallaya bir minber kuruldu. Halka (yağmur duasına) çıkacakları bir gün de tayin etti. (O gün) kendisi güneşin ziyası vurduğu zaman çıktı; ve minberin üzerine oturdu. Bunu müteakip tekbîr aldı ve Allah'a hamd etti. Sonra (şöyle) buyurdu : Hakikaten siz beldenizin kuraklığından şikâyet ettiniz (amma) hakikaten Allah da size kendisine duâ etmenizi emir etti. Duanızı kabul buyuracağını da vaad eyledi. Bundan sonra : Hamd âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim; kıyamet gününün sahibi Allah'a mahsustur. Allah'dan başka ilâh yoktur. Dilediğini yapar. Allah'ım, Allah sensin. Senden başka ilâh yoktur. Ganî sensin; biz fukarayız; bize rahmetini indir; indirdiğini de bir zamana kadar kuvvet ve kifayet kıl. dedi. Sonra ellerini kaldırdı ve tâ koltuklarının beyaz yeri görününceye kadar (el kaldırmakta) devam etti. Sonra cemaata sırtını çevirdi ve ellerini kaldırdığı halde cübbesini çevirdi. Sonra cemaata yüzünü döndü ve (minberden) inerek iki rek'at namaz kıldı. Derken Allah bir bulut halketti. Gök gürlemeye, şimşek çakmaya başladı. Sonra yağmur yağdı. » Bu hadîsi, Ebu Dâvud rivayet etmiş; ve : «Gariptir. İsnadı iyidir.» demiştir. Elbise çevirme mes'elesi Sahîh-i Buhârî'de Abdullah İbni Zeyd'den rivayet edilmiştir. Bu hadîste : «Müteakiben duâ ederek kıbleye döndü; sonra iki rek'ât namaz kıldı. Bu rek'âtlarda kıraati aşikâr yaptı» denilmektedir. Dâre Kutnî'nin Ebu Cafer Bâkır'dan mürsel olarak rivayetinde: «Kuraklık değişsin diye cübbesini çevirdi» cümlesi vardır.

  3. وَعَنْ أَنَسٍ - رضى الله عنه - أَنَّ رَجُلًا دَخَلَ اَلْمَسْجِدَ يَوْمَ اَلْجُمُعَةِ, وَالنَّبِيُّ - صلى الله عليه وسلم - قَائِمٌ يَخْطُبُ. فَقَالَ: يَا رَسُولَ اَللَّهِ, هَلَكَتِ اَلْأَمْوَالُ, وَانْقَطَعَتِ اَلسُّبُلُ, فَادْعُ اَللَّهَ] عَزَّ وَجَلَّ] يُغِيثُنَا, فَرَفَعَ يَدَيْهِ, ثُمَّ قَالَ: "اَللَّهُمَّ أَغِثْنَا, اَللَّهُمَّ أَغِثْنَا..." فَذَكَرَ اَلْحَدِيثَ، وَفِيهِ اَلدُّعَاءُ بِإِمْسَاكِهَا مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .

    «Enes radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir ki: Bir adam, cuma günü Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem ayakta hutbe okurken mescide girmiş ve : Yâ Resûlellah, mallar helak oldu. Yollar kesildi (ne olursun) Allah Azze ve Celle'ye duâ ediver; bize yağmur ihsan etsin; dedi. Bunun üzerine Sallallahü aleyhi ve sellem ellerini kaldırdı: Sonra : Allah'ım bize yağmur ver. Allah'ım bize yağmur ver; dedi ve hadis (in geri kalan kısmın) i zikretti. Bu hadiste yağmurun dindirilmesi için duâ da vardır.» Hadîs, müttefekun aleyh'tir.

  4. وَعَنْ أَنَسٍ; أَنَّ عُمَرَ - رضى الله عنه - كَانَ إِذَا قَحِطُوا يَسْتَسْقِي بِالْعَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ اَلْمُطَّلِبِ. وَقَالَ: اَللَّهُمَّ إِنَّا كُنَّا نَسْتَسْقِي إِلَيْكَ بِنَبِيِّنَا فَتَسْقِينَا, وَإِنَّا نَتَوَسَّلُ إِلَيْكَ بِعَمِّ نَبِيِّنَا فَاسْقِنَا، فَيُسْقَوْنَ رَوَاهُ اَلْبُخَارِيُّ .

    «Enes radıyallahü anh'den rivayet edildiğine göre Ömer radıyallahü anh, yağmursuz kaldıkları vakit Abbas ibni Abdülmuttalib (i vesile ittihaz etmek suretiy) le yağmur duası yapar ve: Allah'ım senden peygamberimiz hürmetine yağmur dilerdik; derhal verirdin. Şimdi de senden peygamberimizin amcası hürmetine yağmur istiyoruz; bize yağmur ihsan et! der. Hemen kendilerine yağmur gönderilirdi.» Bu hadisi, Buhârî rivayet etmiştir.

  5. وَعَنْ أَنَسٍ قَالَ: أَصَابَنَا -وَنَحْنُ مَعَ رَسُولِ اَللَّهِ- - صلى الله عليه وسلم - مَطَرٌ قَالَ: فَحَسَرَ ثَوْبَهُ, حَتَّى أَصَابَهُ مِنَ اَلْمَطَرِ, وَقَالَ: "إِنَّهُ حَدِيثُ عَهْدٍ بِرَبِّهِ" رَوَاهُ مُسْلِمٌ. .

    «Enes radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Biz Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem ile beraber olduğumuz halde yağmura tutulduk. Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem, hemen elbisesini açtı. Hattâ elbisesine yağmur isabet etti. Ve : O, Rabbinden yeni geliyor; buyurdular». Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir.

  6. وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا; أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ إِذَا رَأَى اَلْمَطَرَ قَالَ: اَللَّهُمَّ صَيِّبًا نَافِعًا أَخْرَجَاهُ .

    «Âişe radıyallahü anhâ'dan rivayet edildiğine göre : Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem, yağmuru gördükte : «Allah'ım! Bardaktan boşanırcasına fâideli (yağdır)» derdi. Bu hadîsi Şeyheyn tahrîc etmişlerdir.

  7. وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: خَرَجَ سُلَيْمَانُ عَلَيْهِ اَلسَّلَامُ يَسْتَسْقِي, فَرَأَى نَمْلَةً مُسْتَلْقِيَةً عَلَى ظَهْرِهَا رَافِعَةً قَوَائِمَهَا إِلَى اَلسَّمَاءِ تَقُولُ: اَللَّهُمَّ إِنَّا خَلْقٌ مِنْ خَلْقِكَ, لَيْسَ بِنَا غِنًى عَنْ سُقْيَاكَ, فَقَالَ: ارْجِعُوا لَقَدْ سُقِيتُمْ بِدَعْوَةِ غَيْرِكُمْ رَوَاهُ أَحْمَدُ وَصَحَّحَهُ اَلْحَاكِمُ .

    «Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet edildiğine göre: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuşlardır: Süleyman (A. S.) yağmur duasına çıktı ve sırtüstü yatarak ayaklarını semâya kaldırmış bir karınca gördü. Karınca: Yâ rabbî Biz senin mahlûkâtından bir takım mahlûklarız. Senin suyundan müstağni değiliz; diyordu. Bunun üzerine Hz. Süleyman (yanındakilere) dönün muhakkak sizden başkasının duası sebebiyle sulandınız, dedi». Bu hadîsi, İmam Ahmed rivayet etmiş, Hâkim de onu sahîhlemiştir.

  8. وَعَنْ أَنَسٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - اسْتَسْقَى فَأَشَارَ بِظَهْرِ كَفَّيْهِ إِلَى اَلسَّمَاءِ أَخْرَجَهُ مُسْلِمٌ .

    «Enes radıyallahü anh'den rivayet edildiğine göre: Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, yağmur duası yapmış ve avuçlarının sırtı ile semâya işaret etmiştir.» Bu hadîsi, Müslim tahric etmiştir.