Cuma
Namaz
عَنْ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ عُمَرَ, وَأَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمْ, أَنَّهُمَا سَمِعَا رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقُولُ -عَلَى أَعْوَادِ مِنْبَرِهِ- "لَيَنْتَهِيَنَّ أَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ اَلْجُمُعَاتِ, أَوْ لَيَخْتِمَنَّ اَللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ, ثُمَّ لَيَكُونُنَّ مِنَ اَلْغَافِلِينَ رَوَاهُ مُسْلِمٌ . .
«Abdullah ibni Ömer ve Ebu Hüreyre radıyallahü anhüm'den rivayet edilmiştir ki, Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem'i minberinin ağaçtan basamakları üzerinde : — Ya bir takım kimseler cumaları terk etmekten vazgeçecekler; yahut mutlaka Allah onların kalplerine mühür vuracak; bundan sonra artık gerçekten gafillerden olacaklar.» derken işitmişlerdir. Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir.
وَعَنْ سَلَمَةَ بْنِ اَلْأَكْوَعِ - رضى الله عنه - قَالَ: كُنَّا نُصَلِّي مَعَ رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اَلْجُمُعَةَ, ثُمَّ نَنْصَرِفُ وَلَيْسَ لِلْحِيطَانِ ظِلٌّ نَسْتَظِلُّ بِهِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ, وَاللَّفْظُ لِلْبُخَارِيّ ِ .
وَفِي لَفْظٍ لِمُسْلِمٍ: كُنَّا نَجْمَعُ مَعَهُ إِذَا زَالَتِ اَلشَّمْسُ, ثُمَّ نَرْجِعُ, نَتَتَبَّعُ اَلْفَيْءَ .
«Selemetü'bnü Ekva radıyallahü anh'den rivâyet edilmiştir. Demiştir ki : Biz Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem ile birlikte cuma namazını kılar, sonra duvarların henüz gölgelenecek kadar gölgesi yokken namazdan dağılırdık.» Bu hadîs, müttefekun aleyh'dir. Lâfız Buhârî'nindir. Müslim'in bir lâfzında ise : «Peygamber (S.A.V.) ile birlikte cumayı güneş zevale erdiği vakit kılar; sonra gölgeyi takip ederek, dönerdik.» denilmiştir.
وَعَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: مَا كُنَّا نَقِيلُ وَلَا نَتَغَدَّى إِلَّا بَعْدَ اَلْجُمُعَةِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ, وَاللَّفْظُ لِمُسْلِمٍ . .
وَفِي رِوَايَةٍ: فِي عَهْدِ رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - . .
«Sehl ibni Sa'd radıyallahü anhüma'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Biz ancak cumadan sonra kaylûle yapar ve yemek yerdik.» Bu hadîs, müttefekun aleyh'dir. Lâfız Müslim'indir. Bir rivayette «Resûlüllah (S.A.V.) zamanında» denilmiştir.
وَعَنْ جَابِرٍ أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ يَخْطُبُ قَائِمًا, فَجَاءَتْ عِيرٌ مِنَ اَلشَّامِ, فَانْفَتَلَ اَلنَّاسُ إِلَيْهَا, حَتَّى لَمْ يَبْقَ إِلَّا اثْنَا عَشَرَ رَجُلًا رَوَاهُ مُسْلِمٌ . .
«Câbir radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir ki. Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, ayakta hutbe okuyordu derken. Şamdan bir kervan geldi. Ve cemaat hemen ona doğru sökün etti. Tâ ki on iki kişiden maâdâ kimse kalmadı.» Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - مَنْ أَدْرَكَ رَكْعَةً مِنْ صَلَاةِ اَلْجُمُعَةِ وَغَيْرِهَا فَلْيُضِفْ إِلَيْهَا أُخْرَى, وَقَدْ تَمَّتْ صَلَاتُهُ رَوَاهُ النَّسَائِيُّ, وَابْنُ مَاجَهْ, وَاَلدَّارَقُطْنِيُّ, وَاللَّفْظُ لَهُ, وَإِسْنَادُهُ صَحِيحٌ, لَكِنْ قَوَّى أَبُو حَاتِمٍ إِرْسَالَهُ . .
«İbni Ömer radıyallahü anhüma'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki : Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: — Eğer bir kimse Cuma namazının veya başka bir namazın bir rek'âtına yetişirse, hemen ona bir rek'ât daha katsın, namazı muhakkak tamam oldu demektir» buyurdular. Bu hadîsi, Nesâî, İbni Mâce ve Dâre Kutnî rivayet etmişlerdir. Lâfız Dâre Kutnî'nindir. İsnadı da sahihtir. Lâkin, Ebu Hatim mürsel olduğunu kuvvetli bulmuştur.
وَعَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا, أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ يَخْطُبُ قَائِمًا, ثُمَّ يَجْلِسُ, ثُمَّ يَقُومُ فَيَخْطُبُ قَائِمًا, فَمَنْ أَنْبَأَك َ أَنَّهُ كَانَ يَخْطُبُ جَالِسًا, فَقَدْ كَذَبَ أَخْرَجَهُ مُسْلِم ٌ .
«Câbir İbni Semüre radıyallahü anh'den rivâyet edilmiştir ki. Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem ayakta hutbe okur; sonra oturur; sonra kalkar da ayakta hutbe okurdu. Binaenaleyh sana kim oturarak hutbe okuduğunu haber verdi ise, muhakkak hata etmiştir». Bu hadîsi, Müslim tahric etmiştir.
وَعَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اَللَّهِ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا خَطَبَ, احْمَرَّتْ عَيْنَاهُ, وَعَلَا صَوْتُهُ, وَاشْتَدَّ غَضَبُهُ, حَتَّى كَأَنَّهُ مُنْذِرُ جَيْشٍ يَقُولُ: صَبَّحَكُمْ وَمَسَّاكُمْ, وَيَقُولُ: "أَمَّا بَعْدُ, فَإِنَّ خَيْرَ اَلْحَدِيثِ كِتَابُ اَللَّهِ, وَخَيْرَ اَلْهَدْيِ هَدْي ُ مُحَمَّدٍ, وَشَرَّ اَلْأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ رَوَاهُ مُسْلِمٌ.
وَفِي رِوَايَةٍ لَهُ كَانَتْ خُطْبَةُ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - يَوْمَ اَلْجُمُعَةِ: يَحْمَدُ اَللَّهَ وَيُثْنِي عَلَيْهِ, ثُمَّ يَقُولُ عَلَى إِثْرِ ذَلِكَ, وَقَدْ عَلَا صَوْتُهُ
وَفِي رِوَايَةٍ لَهُ: مَنْ يَهْدِه ِ اَللَّهُ فَلَا مُضِلَّ لَهُ, وَمَنْ يُضْلِلْ فَلَا هَادِيَ لَهُ .
وَلِلنَّسَائِيِّ: وَكُلَّ ضَلَالَةٍ فِي اَلنَّارِ .
«Câbir İbni Abdullah radıyallahü anhüma'dan rivayet edilmiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem, hutbe okuduğu zaman gözleri kızarır; sesi yükselir ve gadabi şiddetlenirdi. Hattâ kendisi bir ordu kumandanı gibi olur; — Sizi sabahlattı; sizi akşamlattı der; ve şöyle buyururdu: — Bundan sonra hiç şüphe yok ki, sözün en hayırlısı Allah'ın kitabı; yolun en hayırlısı Muhammed'in yoludur. İşlerin en kötüsü de yeni çıkan modalardır. Her bid'at sapıklıktır.» Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir. Müslim'in bir rivayetinde : «Peygamber (S.A.V.)'in cuma günü hutbesi (şöyle idi). Allah'a hamdü sena eder; sonra bunun ardından sesi yükselmiş olarak (şöyle) derdi.» buyrulmuş; Müslim'in (diğer) bir rivayetinde: «Eğer bir kimseyi Allah hidâyete erdirirse artık onu sapıtacak yoktur. Bir kimseyi de saptırırsa onu da hidâyete erdirecek yoktur»; denilmiştir. Nesâî'nin rivayetinde: «Her dalâlet (sahibi) cehennemdedir», cümlesi vardır.
وَعَنْ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقُولُ: إِنَّ طُولَ صَلَاةِ اَلرَّجُلِ, وَقِصَرَ خُطْبَتِهِ مَئِنَّةٌ مِنْ فِقْهِهِ رَوَاهُ مُسْلِمٌ . .
«Ammar ibni Yâsir radıyallahü anhüma'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellemi : «Şüphesiz, kişinin namazının uzunluğu ile, hutbesinin kısalığı fıkhına alâmettir» derken işittim. Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.
وَعَنْ أُمِّ هِشَامٍ بِنْتِ حَارِثَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: مَا أَخَذْتُ: "ق وَالْقُرْآنِ اَلْمَجِيدِ", إِلَّا عَنْ لِسَانِ رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقْرَؤُهَا كُلَّ جُمُعَةٍ عَلَى اَلْمِنْبَرِ إِذَا خَطَبَ اَلنَّاسَ رَوَاهُ مُسْلِمٌ . .
«Ümmü Hişam binti Harise bin Numan radıyallahü anhüma'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: «Kâf ve'l-Kur'âni'l-mecîd» sûresini ben ancak Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem'in dilinden aldım. Onu her cuma cemaata hutbe irad ettiği zaman minberde okurdu.» Bu hadîsi; Müslim rivayet etmiştir.
وَعَنْ جَابِرٍ قَالَ: دَخَلَ رَجُلٌ يَوْمَ اَلْجُمُعَةِ, وَالنَّبِيُّ - صلى الله عليه وسلم - يَخْطُبُ . فَقَالَ: "صَلَّيْتَ?" قَالَ: لَا. قَالَ: "قُمْ فَصَلِّ رَكْعَتَيْنِ" مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . .
«Câbir radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Cuma günü Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, hutbe okurken bir adam girdi. (Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, ona) : — Namaz kıldın mı? dedi. O: — Hayır diye cevap verdi. Resûl-ü Ekrem Sallallahü aleyhi ve sellem : Kalk iki rek'ât namaz kıl» buyurdular. Bu hadîs, Müttefekun aleyh'tir.
وَعَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ; أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلَاةِ الْجُمُعَةِ سُورَةَ الْجُمُعَةِ, وَالْمُنَافِقِينَ رَوَاهُ مُسْلِم ٌ .
وَلَهُ: عَنِ اَلنُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ: كَانَ يَقْرَأُ فِي اَلْعِيدَيْنِ وَفِي الْجُمُعَةِ: بِـ "سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ اَلْأَعْلَى", وَ: "هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ اَلْغَاشِيَةِ" .
İbni Abbas radıyallahü anhüma'dan rivâyet edilmiştir ki. Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, cuma namazında cuma ve münafıkûn sûrelerini okurmuş.» Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir. Müslim'de Numan İbni Beşîr (R. A ) dan şu rivayet vardır: «Bayramlarda ve cumada» (Sebbihisme rabbike'l-a'lâ) ile (Hel etâke hadîsü'l-ğâşiye) sûrelerini okurdu.
وَعَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ - رضى الله عنه - قَالَ: صَلَّى النَّبِيُّ - صلى الله عليه وسلم - اَلْعِيدَ, ثُمَّ رَخَّصَ فِي الْجُمُعَةِ, فَقَالَ: "مَنْ شَاءَ أَنْ يُصَلِّيَ فَلْيُصَلِّ" رَوَاهُ اَلْخَمْسَةُ إِلَّا اَلتِّرْمِذِيَّ، وَصَحَّحَهُ ابْنُ خُزَيْمَة َ .
Zeyd İbni Erkam radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, bayramı kıldı; sonra cuma (namazı) hakkında ruhsat verdi; müteakiben; Kim kılmak isterse kılsın» buyurdular. Bu hadîsi, Tirmizî müstesna, Beşler rivayet etmiş, İbni Huzeyme de sahihlemiştir.
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمُ الْجُمُعَةَ فَلْيُصَلِّ بَعْدَهَا أَرْبَعًا رَوَاهُ مُسْلِم ٌ .
«Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: — Biriniz cumayı kıldığı zaman, arkasından da dört rek'ât kılıversin; buyurdular». Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir.
وَعَنِ السَّائِبِ بْنِ يَزِيدَ, أَنَّ مُعَاوِيَةَ قَالَ لَهُ: إِذَا صَلَّيْتَ الْجُمُعَةَ فَلَا تَصِلْهَا بِصَلَاةٍ, حَتَّى تُكَلَّمَ أَوْ تَخْرُجَ, فَإِنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - أَمَرَنَا بِذَلِكَ: أَنْ لَا نُوصِلَ صَلَاةً بِصَلَاةٍ حَتَّى نَتَكَلَّمَ أَوْ نَخْرُجَ رَوَاهُ مُسْلِم ٌ .
«Saib b. Yezid radıyallahü anh'den rivayet edildiğine göre Muaviye (R.A.): Cumayı kıldığın vakit, onu konuşuncaya veya mescidden çıkıncaya kadar bir namaza ekleme, çünkü, Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem, bize bunu (yani) konuşuncaya, veya mescidden çıkıncaya kadar hiç bir namaza eklemememizi emir buyurdu; demiştir.» Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir.
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - مَنِ اغْتَسَلَ, ثُمَّ أَتَى الْجُمُعَةَ, فَصَلَّى مَا قُدِّرَ لَهُ, ثُمَّ أَنْصَتَ, حَتَّى يَفْرُغَ اَلْإِمَامُ مِنْ خُطْبَتِهِ, ثُمَّ يُصَلِّي مَعَهُ: غُفِرَ لَهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجُمُعَةِ اَلْأُخْرَى, وَفَضْلُ ثَلَاثَةِ أَيَّامٍ رَوَاهُ مُسْلِم ٌ .
وَعَنْهُ; أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - ذَكَرَ يَوْمَ الْجُمُعَةِ فَقَالَ: فِيهِ سَاعَةٌ لَا يُوَافِقُهَا عَبْدٌ مُسْلِمٌ وَهُوَ قَائِمٌ يُصَلِّي, يَسْأَلُ اَللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ شَيْئًا إِلَّا أَعْطَاهُ إِيَّاهُ، وَأَشَارَ بِيَدِهِ يُقَلِّلُهَا مُتَّفَقٌ عَلَيْه ِ .
Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: — Bir kimse yıkanır da, sonra cumaya gelir ve kendisine mukadder olan miktar (nafile) kılar; müteakiben imam hutbesinden ayrılıncaya kadar susar; sonra da onunla birlikte (cumayı) kılarsa, ona o cuma ile diğer cuma arasındaki günahları ile üç günlük ziyâdesi affolunur.» buyurdular. Bu hadîsi, Müslim rivayet etmiştir.
وَفِي رِوَايَةٍ لِمُسْلِمٍ: وَهِيَ سَاعَةٌ خَفِيفَةٌ .
«Yine Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir ki. Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, cuma gününü anmış, müteakiben : — O günde bir saat vardır. Eğer o saate müslüman bir kul erkâniyle namaz kılarak Allah Azze ve Celleden bir şey isterken rastlarsa, mutlaka istediğini ona verir, buyurmuş ve eliyle onun az olduğunu işaret eylemişti». Hadîs, Müttefekun aleyh'tir. Müslim'in bir rivayetinde «o saat hafif bir andır.» cümlesi vardır.
وَعَنْ جَابِرِ بْنِ سَمُرَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ فِي اَلْخُطْبَةِ يَقْرَأُ آيَاتٍ مِنَ اَلْقُرْآنِ, وَيُذَكِّرُ اَلنَّاسَ رَوَاهُ أَبُو دَاوُد َ .
وَأَصْلُهُ فِي مُسْلِم ٍ .
Câbir ibni Semura radıyallahü anhüma'dan rivâyet edilmiştir ki. Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem, hutbede Kur'ân'dan bir takım âyetler okur, cemaata hatırlatma yaparmış.» Bu hadîsi, Ebu Dâvud rivayet etmiştir. Aslı Müslim'dedir.
وَعَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ; أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: الْجُمُعَةُ حَقٌّ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ فِي جَمَاعَةٍ إِلَّا أَرْبَعَةً: مَمْلُوكٌ, وَاِمْرَأَةٌ, وَصَبِيٌّ, وَمَرِيضٌ رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ, وَقَالَ: لَمْ يَسْمَعْ طَارِقٌ مِنَ اَلنَّبِيِّ > .
وَأَخْرَجَهُ اَلْحَاكِمُ مِنْ رِوَايَةِ طَارِقٍ اَلْمَذْكُورِ عَنْ أَبِي مُوسَى .
«Târik b. Şihâb radıyallahü anh'den rivâyet edilmiştir ki, Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem: Cuma, her müslümana cemaatla vacip olan bir haktır. Yalnız dört kişi müstesna. Köle, kadın, çocuk ve hasta, buyurmuştur.» Bu hadîsi Ebu Dâvud rivayet etmiş; Târik, Peygamber (S.A.V.)'den işitmemiştir demiştir. Hadîsi Hâkim dahi adı geçen Tarık'ın rivâyetiyle Ebu Musa'dan tahric etmiştir.
وَعَنِ ابْنِ عُمَرَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - لَيْسَ عَلَى مُسَافِرٍ جُمُعَةٌ رَوَاهُ اَلطَّبَرَانِيُّ بِإِسْنَادٍ ضَعِيف ٍ .
«İbni Ömer'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem : Misafire cuma yoktur; buyurdu.» Bu hadîsi zayıf bir isnadla Taberânî rivayet etmiştir.
وَعَنِ اَلْحَكَمِ بْنِ حَزْنٍ - رضى الله عنه - قَالَ: شَهِدْنَا الْجُمُعَةَ مَعَ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - فَقَامَ مُتَوَكِّئًا عَلَى عَصًا أَوْ قَوْسٍ رَوَاهُ أَبُو دَاوُد َ .
«Hakem ibni Hazn radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah Sallallahü aleyhi ve sellem, ile birlikte cumada bulunduk. Bir sopaya, yahut, yay'a dayanarak ayağa kalktılar.» Bu hadîsi, Ebu Dâvud rivayet etmiştir.