Güzel ahlâka teşvik
Edep, ahlâk ve zikir
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: إِيَّاكُمْ وَالظَّنَّ, فَإِنَّ اَلظَّنَّ أَكْذَبُ اَلْحَدِيثِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . .
«Ebu Hüreyre radıyallahü anh'dan rivâyet olunduğuna göre; Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Zanndan sakının, çünkü zann, sözün en yalanıdır; buyurmuşlardır.» Hadîs müttefekun aleyh'tir.
وَعَنْ مُعَاوِيَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - مَنْ يُرِدِ اَللَّهُ بِهِ خَيْرًا, يُفَقِّهْهُ فِي اَلدِّينِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . .
«Muâviye radıyallahü anh'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : — Eğer Allah bir kimseye çok hayır (ihsan etmeyi) dilerse, onu dinde fakih yapar; buyurdular.» Hadîs müttefekun aleyh'tir.
وَعَنْ أَبِي اَلدَّرْدَاءِ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - مَا مِنْ شَيْءٍ فِي اَلْمِيزَانِ أَثْقَلُ مِنْ حُسْنِ اَلْخُلُقِ أَخْرَجَهُ أَبُو دَاوُدَ, وَاَلتِّرْمِذِيُّ وَصَحَّحَهُ . .
«Ebu'd Derdâ radıyallahü anh'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Mizanda güzel ahlâktan daha ağır bir şey yoktur; buyurdular.» Bu hadîsi Ebu Dâvud ile Tirmizî tahrîc etmişlerdir. Tirmizî onu sahîhlemiştir.
وَعَنِ اِبْنِ عُمَرَ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اَلْحَيَاءُ مِنْ اَلْإِيمَانِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . .
«İbni Ömer radıyallahü anhümâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Haya imandandır; buyurdular.» Hadîs müttefekun aleyh'tir.
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اَلْمُؤْمِنُ اَلْقَوِيُّ خَيْرٌ وَأَحَبُّ إِلَى اَللَّهِ مِنْ اَلْمُؤْمِنِ اَلضَّعِيفِ, وَفِي كُلٍّ خَيْرٌ, اِحْرِصْ عَلَى مَا يَنْفَعُكَ, وَاسْتَعِنْ بِاَللَّهِ, وَلَا تَعْجَزْ, وَإِنْ أَصَابَكَ شَيْءٌ فَلَا تَقُلْ: لَوْ أَنِّي فَعَلْتُ كَانَ كَذَا وَكَذَا, وَلَكِنْ قُلْ: قَدَّرَ اَللَّهُ وَمَا شَاءَ فَعَلَ; فَإِنَّ لَوْ تَفْتَحُ عَمَلَ اَلشَّيْطَانِ أَخْرَجَهُ مُسْلِمٌ . .
«Ebu Hüreyre radıyallahü anh'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Allah indinde, kuvvetli mü'min zaîf mü'minden daha hayırlı ve makbuldür. (Maamâfîh) Her ikisinde de hayır vardır. Sana fayda veren şeye haris ol, Allah'dan yardım dile, âciz olma. Şâyed başına bir şey gelirse : eğer şöyle yapsaydım, şöyle ve şöyle olurdu; deme. Lâkin: Allah'ın takdiri (bu imiş). O dilediğini yapar; de. Çünkü eğer (kelimesi) şeytanın işini kolaylaştırmaya yol açar; buyurdular.» Bu hadîsi Müslim tahrîc etmiştir.
وَعَنْ عِيَاضِ بْنِ حِمَارٍ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِنَّ اَللَّهَ أَوْحَى إِلَيَّ أَنْ تَوَاضَعُوا, حَتَّى لَا يَبْغِيَ أَحَدٌ عَلَى أَحَدٍ, وَلَا يَفْخَرَ أَحَدٌ عَلَى أَحَدٍ أَخْرَجَهُ مُسْلِمٌ . .
«İyaz b. Himâr radıyallahü anh'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Gerçekten Allah bana sizin mütevazi olmanız gerektiğini bildirdi, tâ ki kimse kimseye zulmetmesin; kimse kimseye öğünmesin; buyurdular.» Bu hadîsi Müslim tahric etmiştir.
وَعَنْ أَبِي اَلدَّرْدَاءِ - رضى الله عنه - عَنْ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: مَنْ رَدَّ عَنْ عِرْضِ أَخِيهِ بِالْغَيْبِ, رَدَّ اَللَّهُ عَنْ وَجْهِهِ اَلنَّارَ يَوْمَ اَلْقِيَامَةِ أَخْرَجَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ, وَحَسَّنَهُ . .
وَلِأَحْمَدَ, مِنْ حَدِيثِ أَسْمَاءَ بِنْتِ يَزِيدَ نَحْوُهُ . .
«Ebu'd Derdâ radıyallahü anh'dan Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'den duymuş olarak rivayet olunduğuna göre: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Her kim din kardeşinin gıyabında onun ırzını müdâfaa ederse, Allah kıyamet gününde onun yüzünü cehennemden müdâfaa eder; buyurmuşlardır.» Bu hadîsi Tirmizî tahrîc etmiş ve hasen bulmuştur. İmam Ahmet, Esma binti Yezid'den bu hadîsin bir benzerini tahrîc etmiştir.
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - مَا نَقَصَتْ صَدَقَةٌ مِنْ مَالٍ, وَمَا زَادَ اَللَّهُ عَبْدًا بِعَفْوٍ إِلَّا عِزًّا, وَمَا تَوَاضَعَ أَحَدٌ لِلَّهِ إِلَّا رَفَعَهُ أَخْرَجَهُ مُسْلِمٌ . .
«Ebu Hüreyre radıyallahü anh'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Sadaka hiç bir malı azaltmaz. (Bir suçluyu) aff sebebîle Allah bir kulun ancak şerefini arttırır. Hem Allah için tevazu gösteren hiç bir kimse yoktur ki Allah onu (derecesini) yükseltmesin; buyurdular.» Bu hadîsi Müslim tahrîc etmiştir.
وَعَنْ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ سَلَّامٍ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَا أَيُّهَا اَلنَّاسُ! أَفْشُوا اَلسَّلَام, وَصِلُوا اَلْأَرْحَامَ, وَأَطْعِمُوا اَلطَّعَامَ, وَصَلُّوا بِاللَّيْلِ وَالنَّاسُ نِيَامٌ, تَدْخُلُوا اَلْجَنَّةَ بِسَلَامٍ أَخْرَجَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ وَصَحَّحَهُ . .
«Abdullah b. Selâm radıyallahü anh'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Ey insanlar! selâmı ifşa edin; sılâ-i rahimleri yapın; yemeği yedirin; geceleyin halk uyurken siz namaz kılın ki; selâmetle cennete giresiniz; buyurdular. Bu hadîsi Tirmizî tahrîc etmiş ve sahîhlemiştir.
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - أَكْثَرُ مَا يُدْخِلُ اَلْجَنَّةَ تَقْوى اَللَّهِ وَحُسْنُ اَلْخُلُقِ أَخْرَجَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ, وَصَحَّحَهُ اَلْحَاكِمُ . .
«Ebu Hüreyre radıyallahü anh'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem : — En ziyâde cennete girdiren şey Allah korkusu ile güzel ahlâktır; buyurdular.» Bu hadîsi Tirmizî tahrîc etmiştir. Hâkim onu sahîhlemiştir.
وَعَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اَلْمُؤْمِنُ مِرْآةُ اَلْمُؤْمِنِ أَخْرَجَهُ أَبُو دَاوُدَ بِإِسْنَادٍ حَسَنٍ . .
«(Bu da) ondan rivayet olunmuştur. -radıyallahü anh- Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Mü'min, mü'minin aynasıdır; buyurdular.» Bu hadîsi Ebu Dâvud güzel bir isnadla tahrîc etmiştir.
وَعَنِ اِبْنِ عُمَرَ -رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا- قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اَلْمُؤْمِنُ اَلَّذِي يُخَالِطُ اَلنَّاسَ, وَيَصْبِرُ عَلَى أَذَاهُمْ خَيْرٌ مِنْ اَلَّذِي لَا يُخَالِطُ اَلنَّاسَ وَلَا يَصْبِرُ عَلَى أَذَاهُمْ أَخْرَجَهُ اِبْنُ مَاجَهْ بِإِسْنَادٍ حَسَنٍ, وَهُوَ عِنْدَ اَلتِّرْمِذِيِّ: إِلَّا أَنَّهُ لَمْ يُسَمِّ اَلصِّحَابِيَّ . .
«İbni Ömer radıyallahü anhümâ'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — İnsanlar arasına karışan ve onların ezalarına sabreden mü'min insanlar arasına karışmayan ve onların ezalarına sabretmeyen mü'minlerden daha hayırlıdır; buyurdular.» Bu hadîsi güzel bir isnadla İbni Mâce tahrîc etmiştir. Hadîs, Tirmizî'de de mevcud ise de Tirmizî sahâbînin ismini zikretmemiştir.
وَعَنِ اِبْنِ مَسْعُودٍ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - اَللَّهُمَّ كَمَا أَحْسَنْتَ خَلْقِي, فَحَسِّنْ خُلُقِي رَوَاهُ أَحْمَدُ وَصَحَّحَهُ اِبْنُ حِبَّان َ .
«İbni Mes'ud radıyallahü anh'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Yâ Rabbi, beni güzel yarattığın gibi ahlâkımı da güzel eyle; buyurdular.» Bu hadîsi İmam Ahmed rivayet eylemiştir. İbni Hibbân onu sahîhlemiştir.