Yeminler ve adaklar
Yeminler ve adaklar
عَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا, عَنْ رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - أَنَّهُ أَدْرَكَ عُمَرَ بْنَ اَلْخَطَّابِ فِي رَكْبٍ, وَعُمَرَ يَحْلِفُ بِأَبِيهِ, فَنَادَاهُمْ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - "أَلَا إِنَّ اَللَّهَ يَنْهَاكُمْ أَنْ تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ, فَمَنْ كَانَ حَالِفاً فَلْيَحْلِفْ بِاَللَّهِ, أَوْ لِيَصْمُتْ" مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
وَفِي رِوَايَةٍ لِأَبِي دَاوُدَ, وَالنَّسَائِيِّ: عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - لَا تَحْلِفُوا بِآبَائِكُمْ, وَلَا بِأُمَّهَاتِكُمْ, وَلَا بِالْأَنْدَادِ, وَلَا تَحْلِفُوا إِلَّا بِاَللَّهِ, وَلَا تَحْلِفُوا بِاَللَّهِ إِلَّا وَأَنْتُمْ صَادِقُونَ" .
«İbni Ömer radıyallahü anhümâ'dan Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'den işitmiş olarak rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Ömer b. Hattab'a bir kervan içinde babasına yemin ederken yetişmiş bunun üzerine: — Dikkat edin! şüphesiz Allah sizi babalarınıza yemîn etmekden nehî buyuruyor. Artık kim yemin edecekse ya Allaha yemin etsin yahud sussun; demiştir. Hadîs müttefekun aleyh'tir. Ebu Dâvud ile Nesâî'nin Ebu Hüreyre'den merfu' olarak tahrîc ettikleri bir rivayette: «Babalarınıza, annelerinize ve putlara yemin etmeyin; Allahdan başka hiç bir şeye yemin etmeyin: Allaha dahî ancak doğru söylediğiniz zaman yemin edin» buyurulmuştur.
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - " يَمِينُكَ عَلَى مَا يُصَدِّقُكَ بِهِ صَاحِبُكَ" وَفِي رِوَايَةٍ: "اَلْيَمِينُ عَلَى نِيَّةِ اَلْمُسْتَحْلِفِ" أَخْرَجَهُمَا مُسْلِمٌ .
«Ebu Hüreyre radıyallahü anh'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki; Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Yeminin arkadaşının seni tasdik edeceği şey üzerine (olmak gerek) dir; buyurdular» Bir rivayette «Yemîn, yemîn isteyenin niyetine göredir» buyurmuştur.
وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا; أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: "مَنْ حَلِفِ عَلَى يَمِينٍ فَقَالَ: إِنْ شَاءَ اَللَّهُ, فَلَا حِنْثَ عَلَيْهِ" رَوَاهُ اَلْخَمْسَةُ . وَصَحَّحَهُ اِبْنُ حِبَّانَ .
«İbni Ömer radıyallahü anhümâ'dan rivayet olunduğuna göre Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Bir kimse bir şey üzerine yemin eder de arkasından inşaallah derse ona hıns yoktur; buyurmuştur.» Bu hadîsi Ahmed'le Dörtler rivayet etmişlerdir, İbni Hibbân onu sahîhlemiştir.
وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: كَانَتْ يَمِينُ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - "لَا, وَمُقَلِّبِ اَلْقُلُوبِ" رَوَاهُ اَلْبُخَارِيُّ .
«(Bu da) ondan rivayet olunmuştur radıyallahu anh demiştir ki: Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'in yemini: — Hayır, kalpleri çeviren hakkı için; sözü idi. Bu hadîsi Buhârî rivayet etmiştir.
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا فِي قَوْلِهِ تَعَالَى: ﴿ لَا يُؤَاخِذُكُمُ اَللَّهُ بِاللَّغْوِ فِي أَيْمَانِكُمْ ﴾ قَالَتْ: هُوَ قَوْلُ اَلرَّجُلِ: لَا وَاَللَّهِ. بَلَى وَاَللَّهِ أَخْرَجَهُ اَلْبُخَارِيُّ . وَأَوْرَدَهُ أَبُو دَاوُدَ مَرْفُوعاً .
«Âişe radıyallahü anhâ'dan Teâlâ Hazretlerinin (yeminlerinizdeki lâgvdan dolayı Allah sizi muâhaze etmez.) kavl-i kerîmi hakkında rivayet olunmuştur. Demiştir ki : — Bu, bir kimsenin hayır vallahi bilâkis öyle vallahi demesidir.» Bu hadîsi Buhârî tahrîc etmiştir, Ebû Dâvud onu merfu' olarak rivayet eylemiştir.
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - "إِنَّ لِلَّهِ تِسْعًا وَتِسْعِينَ اِسْماً, مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ اَلْجَنَّةَ" مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ . وَسَاقَ اَلتِّرْمِذِيُّ وَابْنُ حِبَّانَ اَلْأَسْمَاءِ, وَالتَّحْقِيقُ أَنَّ سَرْدَهَا إِدْرَاجٌ مِنْ بَعْضِ اَلرُّوَاةِ .
«Ebu Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Şüphesiz Allahın doksan dokuz ismi vardır. Onları kim ezberlerse Cennete girer; buyurdular.» Hadîs müttefekun aleyh'dir. Tirmizi ile İbni Hibbân bu isimleri zikretmişlerdir. Tahkîk'a göre mezkûr isimlerin sayılması bazı râvîler tarafından yapılmış bir idrâctır.
وَعَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - "مَنْ صُنِعَ إِلَيْهِ مَعْرُوفٌ, فَقَالَ لِفَاعِلِهِ: جَزَاكِ اَللَّهُ خَيْراً. فَقَدْ أَبْلَغَ فِي اَلثَّنَاءِ" أَخْرَجَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ, وَصَحَّحَهُ اِبْنُ حِبَّانَ .
«Üsâme b. Zeyd radıyallahu anhümâ'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Her kime bir iyilik yapılır da iyiliği yapana: Allah sana hayır mükâfat versin; derse sena hususunda son dereceye ulaşmış demektir; buyurdular.» Bu hadîsi Tirmizî tahrîc etmiştir. İbni Hibbân onu sahîhlemiştir.
وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا, عَنْ اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - أَنَّهُ نَهَى عَنْ اَلنَّذْرِ وَقَالَ: " إِنَّهُ لَا يَأْتِي بِخَيْرٍ وَإِنَّمَا يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنْ اَلْبَخِيلِ" مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'den işitmiş olarak rivayet olunduğuna göre Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem nezretmekden nehî buyurmuş ve: — Şüphesiz o bir hayır getirmez; yalnız onunla cimri (nin elin) den mal çıkarılır; demişlerdir.» Hadîs müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ - رضى الله عنه - قَالَ: نَذَرَتْ أُخْتِي أَنْ تَمْشِيَ إِلَى بَيْتِ اَللَّهِ حَافِيَةً, فَقَالَ اَلنَّبِيُّ - صلى الله عليه وسلم - "لِتَمْشِ وَلْتَرْكَبْ" مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ, وَاللَّفْظُ لِمُسْلِمٍ. .
«Ukbetü'bnü Âmir radıyallahu anh'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Kız kardeşim Beytullah'a yalın ayak yürüyerek gitmeyi adadı; ve kendisi için Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'den fetva istememi bana emretti. Ben de fetvayı istedim. Bunun üzerine Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem : — Hem yürüsün hem binsin buyurdular.» Hadîs müttefekun aleyh'tir; lâfız Müslim'indir.
وَعَنْ اِبْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: اِسْتَفْتَى سَعْدُ بْنُ عُبَادَةَ - رضى الله عنه - رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - فِي نَذْرٍ كَانَ عَلَى أُمِّهِ, تُوُفِّيَتْ قَبْلِ أَنْ تَقْضِيَهُ ? فَقَالَ: "اِقْضِهِ عَنْهَا" مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«İbni Abbas radıyallahü anhümâ'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Sa'dü'bnü Ubâde, Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'e annesinin borcu olup ödeyemeden vefat ettiği bir nezir hakkında fetva sordu: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Onun namına o borcu sen öde! buyurdular.» Hadîs müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ ثَابِتِ بْنِ اَلضَّحَّاكِ - رضى الله عنه - قَالَ: نَذَرَ رَجُلٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - أَنْ يَنْحَرَ إِبِلاً بِبُوَانَةَ, فَأَتَى رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - فَسَأَلَهُ: فَقَالَ: "هَلْ كَانَ فِيهَا وَثَنٌ يُعْبَدُ ?" . قَالَ: لَا. قَالَ: "فَهَلْ كَانَ فِيهَا عِيدٌ مِنْ أَعْيَادِهِمْ ?" فَقَالَ: لَا. فَقَالَ: "أَوْفِ بِنَذْرِكَ; فَإِنَّهُ لَا وَفَاءَ لِنَذْرٍ فِي مَعْصِيَةِ اَللَّهِ, وَلَا فِي قَطِيعَةِ رَحِمٍ, وَلَا فِيمَا لَا يَمْلِكُ اِبْنُ آدَمَ" رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ, وَالطَّبَرَانِيُّ وَاللَّفْظُ لَهُ, وَهُوَ صَحِيحُ اَلْإِسْنَادِ. 21 - سقط من "أ" : "فقال: لا" .2 -
وَلَهُ شَاهِدٌ: مِنْ حَدِيثِ كَرْدَمٍ. عِنْدَ أَحْمَدَ .
« Sabit b. Dahhâk radıyallahü anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem zamanında bir adam Buvâne (denilen yer) de deve boğazlamayı nezretmiş. Bunun üzerine Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'e gelerek (meseleyi) ona sordu. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem: — Orada tapılan put varmı idi? diye sordu. Adam: — Hayır; dedi. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: (peki) orada (câhiliyet devri) bayramlarından bir bayram varmı idi? dedi. Adam: — Hayır; cevâbını verdi. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Nezrini îfâ et; çünkü Allah'a ma'siyete, akraba ile kat-ı alâkaya ve Âdem oğlunun mâlik olmadığı bir hususa dâir yapılan nezrin îfâsı yoktur; buyurdular.» Bu hadîsi Ebu Dâvud ile Taberânî rivayet etmişlerdir. Lâfız Taberânî'nindir; isnadı sahihtir. İmam Ahmed (in Müsned'in) de Kerdem'den rivâyeten hadîsin bir şahidi vardır.