Cihad
Cihad
عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَ ضِيَ اَللَّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - " مَنْ مَاتَ وَلَمْ يَغْزُ, وَلَمْ يُحَدِّثْ نَفْسَهُ بِهِ, مَاتَ عَلَى شُعْبَةٍ مِنْ نِفَاقٍ" رَوَاهُ مُسْلِمٌ .
«Ebu Hüreyre radıyallahü anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki; Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Her kim harb etmeden ve harbetmeyi gönlünden geçirmeden ölürse nifakın bir şubesi üzerinde ölür; buyurdular. Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.
وَعَنْ أَنَسٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: " جَاهِدُوا اَلْمُشْرِكِينَ بِأَمْوَالِكُمْ, وَأَنْفُسِكُمْ, وَأَلْسِنَتِكُمْ" رَوَاهُ أَحْمَدُ, وَالنَّسَائِيُّ, وَصَحَّحَهُ اَلْحَاكِمُ .
Enes radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem: — Müşriklerle mallarınız, canlarınız ve dillerinizle mücâhede edin; buyurmuşlardır.» Bu hadîsi Ahmed ile Nesaî rivayet etmişlerdir. Hâkim onu sahîhlemiştir.
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا قَالَتْ: قُلْتُ: يَا رَسُولَ اَللَّهِ ! عَلَى اَلنِّسَاءِ جِهَادٌ? قَالَ: "نَعَمْ. جِهَادٌ لَا قِتَالَ فِيهِ, اَلْحَجُّ وَالْعُمْرَةُ" . رَوَاهُ اِبْنُ مَاجَه . وَأَصْلُهُ فِي اَلْبُخَارِيِّ .
«Aişe radıyallahü anhâ'dan rivâyet edilmiştir. Demiştir ki : — Ya Resûlallah kadınlara cihâd varmı? diye sordum: — Evet (onlara) muharebesiz cihâd hacc ile ömre var; buyurdular». Bu hadîsi İbni Mace rivayet etmiştir. Aslı Buharî'dedir.
وَعَنْ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ عَمْرِوٍ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: جَاءَ رَجُلٌ إِلَى اَلنَّبِيِّ - صلى الله عليه وسلم - يَسْتَأْذِنُهُ فِي اَلْجِهَادِ. فَقَالَ: " حَيٌّ وَالِدَاكَ?" , قَالَ: نَعَمْ: قَالَ: " فَفِيهِمَا فَجَاهِدْ" . مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
وَلِأَحْمَدَ, وَأَبِي دَاوُدَ: مِنْ حَدِيثِ أَبِي سَعِيدٍ نَحْوُهُ, وَزَادَ: "اِرْجِعْ فَاسْتَأْذِنْهُمَا, فَإِنْ أَذِنَا لَكَ; وَإِلَّا فَبِرَّهُمَا" .
«Abdullah b. Amr radıyallahü anhümâ'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Bir adam cihâd için izin istemek üzere Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem'e geldi. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem ona: — Annen, baban sağmı?» diye sordu Adam: — Evet; dedi. Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Öyle ise onlar hakkında mücâhede et; buyurdular.» Bu hadîs müttefekun aleyh'tir. Ahmed'le Ebu Dâvud, Ebu Saîd'den bunun benzerini rivayet etmişlerdir. Ebu Saîd bir rivayette şunu ziyâde etmiştir: «Dön de onlardan izin iste, eğer sana izin verirlerse ne âlâ! Vermezlerse onlara itaat eyle».
وَعَنْ جَرِيرٍ الْبَجَلِيِّ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - "أَنَا بَرِئٌ مِنْ كُلِّ مُسْلِمٍ يُقِيمُ بَيْنَ اَلْمُشْرِكِينَ" رَوَاهُ اَلثَّلَاثَةُ وَإِسْنَادُهُ , وَرَجَّحَ اَلْبُخَارِيُّ إِرْسَالَهُ .
«Cerîr-i Becelî radıyallahü anh'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem: — Ben müşriklerin arasında ikamet eden her müslümandan beriyim; buyurdular». Bu hadisi Üç'ler rivayet etmişlerdir, İsnâdı sahihtir. Buhârî mürsel oluşunu tercih eylemiştir.
وَعَنْ اِبْنِ عَبَّاسٍ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - " لَا هِجْرَةَ بَعْدَ اَلْفَتْحِ, وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّةٌ" مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«İbni Abbas radıyallahü anhümâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Fetihden sonra hicret yok, lâkin cihâd ve niyet vardır; buyurdular. Hadis müttefekun aleyh'dir.
وَعَنْ أَبِي مُوسَى اَلْأَشْعَرِيِّ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - "مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اَللَّهِ هِيَ اَلْعُلْيَا, فَهُوَ فِي سَبِيلِ اَللَّهِ" مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Ebû Mûse'l-Eş'arî radıyallahü anh'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Her kim kelimetullâhın yüce olması için harbederse işte o kimse Allah yolundadır; buyurdular.» Hadîs müttefekun aleyh'tir.
وَعَنْ نَافِعٍ قَالَ: أَغَارُ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - عَلَى بَنِيَّ اَلْمُصْطَلِقِ, وَهُمْ غَارُّونَ, فَقَتَلَ مُقَاتِلَتَهُمْ, وَسَبَى ذَرَارِيَّهُمْ. حَدَّثَنِي بِذَلِكَ عَبْدُ اَللَّهِ بْنُ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
« Nâfi' radıyallahü anh'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: Beni'l - Mustalik (kabilesi) üzerine gafil bulundukları bir sırada baskın yapmış ve harbedenleri öldürmüş; zürriyetlerini de esir almıştır. Bunu bana Abdullah b. Ömer anlattı.» Hadîs müttefekun aleyh'tir.
وَعَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ بُرَيْدَةَ, عَنْ أَبِيهِ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا أَمَّرَ أَمِيرًا عَلَى جَيْشٍ أَوْصَاهُ بِتَقْوَى اَللَّهِ, وَبِمَنْ مَعَهُ مِنْ اَلْمُسْلِمِينَ خَيْراً, ثُمَّ قَالَ: "اُغْزُوا بِسْمِ اَللَّهِ, فِي سَبِيلِ اَللَّهِ, قَاتِلُوا مِنْ كَفَرَ بِاَللَّهِ, اُغْزُوا, وَلَا تَغُلُّوا, وَلَا تَغْدُرُوا, وَلَا تُمَثِّلُوا, وَلَا تَقْتُلُوا وَلِيداً, وَإِذَا لَقِيتَ عَدُوَّكَ مِنْ اَلْمُشْرِكِينَ فَادْعُهُمْ إِلَى ثَلَاثِ خِصَالٍ, فَأَيَّتُهُنَّ أَجَابُوكَ إِلَيْهَا, فَاقْبَلْ مِنْهُمْ, وَكُفَّ عَنْهُمْ: اُدْعُهُمْ إِلَى اَلْإِسْلَامِ فَإِنْ أَجَابُوكَ فَاقْبَلْ مِنْهُمْ. ثُمَّ اُدْعُهُمْ إِلَى اَلتَّحَوُّلِ مِنْ دَارِهِمْ إِلَى دَارِ اَلْمُهَاجِرِينَ, فَإِنْ أَبَوْا فَأَخْبَرْهُمْ أَنَّهُمْ يَكُونُونَ كَأَعْرَابِ اَلْمُسْلِمِينَ, وَلَا يَكُونُ لَهُمْ . فِي اَلْغَنِيمَةِ وَالْفَيْءِ شَيْءٌ إِلَّا أَنْ يُجَاهِدُوا مَعَ اَلْمُسْلِمِينَ. فَإِنْ هُمْ أَبَوْا فَاسْأَلْهُمْ اَلْجِزْيَةَ, فَإِنْ هُمْ أَجَابُوكَ فَاقْبَلْ مِنْهُمْ, فَإِنْ أَبَوْا فَاسْتَعِنْ بِاَللَّهِ وَقَاتِلْهُمْ. وَإِذَا حَاصَرْتَ أَهْلَ حِصْنٍ فَأَرَادُوكَ أَنْ تَجْعَلَ لَهُمْ ذِمَّةَ اَللَّهِ وَذِمَّةَ نَبِيِّهِ, فَلَا تَفْعَلْ, وَلَكِنْ اِجْعَلْ لَهُمْ ذِمَّتَكَ; فَإِنَّكُمْ إِنْ تُخْفِرُوا ذِمَمَكُمْ . أَهْوَنُ مِنْ أَنَّ تُخْفِرُوا ذِمَّةَ اَللَّهِ, وَإِذَا أَرَادُوكَ أَنْ تُنْزِلَهُمْ عَلَى حُكْمِ اَللَّهِ, فَلَا تَفْعَلْ, بَلْ عَلَى حُكْمِكَ; فَإِنَّكَ لَا تَدْرِي أَتُصِيبُ فِيهِمْ حُكْمَ اَللَّهِ أَمْ لَا" أَخْرَجَهُ مُسْلِمٌ .
«Süleyman b. Büreyde'den o da babasından -radıyallahü anhümâ- işitmiş olarak rivayet olunmuştur. Babası demiştir ki: Resûlüllâh sallallahü aleyhi ve sellem bir orduya veya müfrezeye kumandan ta'yîn ettiği zaman ona yakınları hakkında Allah'tan korkmasını tavsiye eder; yanında bulunan müslümanlara da hayrı tavsiyede bulunur; sonra: — Allah'ın adîle Allah yolunda gaza edin; Allah'a küfredenlerle çarpışın. Gaza edin, fakat ganîmet hususunda hıyanette bulunmayın; hem gadiretmeyin, kimsenin bir yerini kesmeyin; hiç bir çocuğu öldürmeyin. (Kumandan!) Müşriklerden olan düşmanınla karşılaştığın zaman onları üç haslete davet et. Bunların hangisi hususunda sana icabet ederlerse hemen kabul eyle; ve kendilerini serbest bırak. Onları İslama da'vet et; eğer sana icabet ederlerse derhal kabul et. Sonra onları kendi yurdlarından muhacirler diyarında göçmeye davet eyle. Eğer kabul etmezlerse kendilerine haber ver ki, müslümanların yerlileri gibi olacaklar; Onlara ganîmet ve yağmadan bir şey verilmeyecektir. Ancak müslümanlarla birlikte mücâhede ederlerse o başka. Eğer İslâmiyeti kabul etmezlerse o halde kendilerinden cizye iste. Sana icabet ederlerse bunu onlardan kabul et. Kabul etmezlerse artık Allah'dan yardım dileyerek kendilerîle harbet. Bir kal'a ahâlisini muhasara altına alır da sana Allah ve Resulüne ahd-ü peymân vermeni teklif ederlerse bunu yapma; lâkin onlara kendi zimmetine ahd-ü peymân ver. Çünkü siz kendi ahd-ü peymâmnızı bozarsanız bu Allah'a verilen ahdi bozmanızdan ehvendir. Şayet senden kendilerini Allahın hükmüne havale etmeni isterlerse bunu da yapma. Bilâkis kendi hükmüne bırak. Zîrâ sen onlar hakkında Allah'ın hükmüne isâbet edip edemeyeceğini bilmezsin; buyururdu.» Bu hadisi Müslim tahrîc etmiştir.
وَعَنْ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - كَانَ إِذَا أَرَادَ غَزْوَةً وَرَّى بِغَيْرِهَا مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Kab b. Malik radıyallahü anh'dan rivayet olunduğuna göre Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem bir gazaya çıkmak istedimi, onu başka bir gaza (ya gidecekmiş göstermek, sureti) ile gizlermiş.» Hadîs müttefekun aleyhtir.
وَعَنْ مَعْقِلٍ; أَنَّ اَلنُّعْمَانَ بْنَ مُقَرِّنٍ قَالَ: شَهِدْتُ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - إِذَا لَمْ يُقَاتِلْ أَوَّلَ اَلنَّهَارِ أَخَّرَ اَلْقِتَالِ حَتَّى تَزُولَ اَلشَّمْسُ, وَتَهُبَّ اَلرِّيَاحُ, وَيَنْزِلَ اَلنَّصْرُ رَوَاهُ أَحْمَدُ وَالثَّلَاثَةُ, وَصَحَّحَهُ اَلْحَاكِمُ . وَأَصْلُهُ فِي اَلْبُخَارِيِّ .
«Ma'kıl'den rivayet olunduğuna göre No'man b. Mukarrin radıyallahü anh şöyle demiştir : Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'i gördüm. Günün evvelinde harbetmezse harbi güneş zevale erip rüzgârlar esinceye ve (Allah'tan) yardım ininceye kadar te'hir ederdi. Bu hadîsi Ahmed ile Üç'ler rivayet etmiştir. Hakim onu sahîhlemiştir. Aslı Buharî'dedir.
وَعَنْ اَلصَّعْبِ بْنِ جَثَّامَةَ - رضى الله عنه - قَالَ: سُئِلَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - عَنْ اَلدَّارِ مِنْ اَلْمُشْرِكِينَ. . يُبَيِّتُونَ, فَيُصِيبُونَ مِنْ نِسَائِهِمْ وَذَرَارِيهِمْ, فَقَالَ: "هُمْ مِنْهُمْ" مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Sa'b b. Cessame radıyallahü anh'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'e müşrikler diyarı (nın halkı) soruldu. Bunlara gece baskını yapılıyor; bu suretle kadınlarından ve çocuklarından bazılarını ele geçiriyorlar (denildi). Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Onlar onlardandır; buyurdular.» Hadis müttefekun aleyhtir.
وَعَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهَا; أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ لِرَجُلٍ تَبِعَهُ يَوْمَ بَدْرٍ: " اِرْجِعْ. فَلَنْ أَسْتَعِينَ بِمُشْرِكٍ" رَوَاهُ مُسْلِمٌ .
«Aişe radıyallahü anhâ'dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem: Bedir (Harbi) günü kendisine tâbi' olan (müşrik) bir adama: — Dön, ben asla bir müşrikten yardım istemem; buyurmuşlardır.» Bu hadîsi Müslim rivayet etmiştir.
وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا; أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - رَأَى اِمْرَأَةً مَقْتُولَةً فِي بَعْضِ مَغَازِيهِ, فَأَنْكَرَ قَتْلَ اَلنِّسَاءِ وَالصِّبْيَانِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«İbni Ömer radıyallahü anhümâ'dan rivâyet olunduğuna göre; Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem gazalarından birinde öldürülmüş bir kadın görmüş: Bunun üzerine kadınlarla çocukların öldürülmesini yasak etmiştir. Hadîs müttefekun aleyh'tir.
وَعَنْ عَلِيٍّ - رضى الله عنه - أَنَّهُمْ تَبَارَزُوا يَوْمَ بَدْرٍ رَوَاهُ اَلْبُخَارِيُّ . وَأَخْرَجَهُ أَبُو دَاوُدَ مُطَوَّلاً .
Ali radıyallahu anh'den rivayet olunduğuna göre kendileri Bedir harbinde mubareze yapmışlardır». Bu hadîsi Buhâri rivayet etmiştir. Ebu Dâvud onu uzun olarak tahrîc etmiştir.
وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: حَرَقَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - نَخْلَ بَنِي اَلنَّضِيرِ, وَقَطَعَ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem, Benî Nâdir'in hurmalarını yaktı; ve kesti.» Hadîs müttefekun aleyh'tir.
وَعَنْ أَنَسٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - دَخَلَ مَكَّةَ وَعَلَى رَأْسِهِ اَلْمِغْفَرُ, فَلَمَّا نَزَعَهُ جَاءَهُ رَجُلٌ, فَقَالَ: ابْنُ خَطَلٍ مُتَعَلِّقٌ بِأَسْتَارِ اَلْكَعْبَةِ, فَقَالَ: "اُقْتُلُوهُ" مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«Enes radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre; Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem, Mekke'ye başında miğfer olduğu halde girmiştir. Miğferi çıkardığı vakit kendilerine bir adam gelerek : — İbni Hatal Kabe'nin örtüsüne asılmış; demiş. Bunun üzerine Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Onu öldürün; buyurmuşlardır» Hadis müttefekun aleyh'tir.
وَعَنْ عِمْرَانَ بْنِ حُصَيْنٍ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - فَدَى رَجُلَيْنِ مِنْ اَلْمُسْلِمِينَ بِرَجُلٍ مِنْ اَلْمُشْرِكِينَ أَخْرَجَهُ اَلتِّرْمِذِيُّ وَصَحَّحَهُ . وَأَصْلُهُ عِنْدَ مُسْلِمٍ .
«İmrân b. Husayn radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem, müslümanlardan iki kişiye mukabil bir müşriki fidye vermiştir.» Bu hadisi Tirmizî tahric etmiş ve sahîhlemiştir, aslı Müslim'dedir.
وَعَنْ صَخْرِ بْنِ اَلْعَيْلَةِ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: "إِنَّ اَلْقَوْمَ إِذَا أَسْلَمُوا ؛ أَحْرَزُوا دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ" أَخْرَجَهُ أَبُو دَاوُدَ, وَرِجَالُهُ مُوَثَّقُونَ .
« Sahr b. Ayle radıyallahü anh'den rivayet olunduğuna göre Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem: — Şüphesiz ki, bir kavim müslüman olurlarsa canlarını ve mallarını korurlar; buyurmuştur. Bu hadîsi Ebu Dâvud tahrîc etmiştir. Râvîleri mevsukturlar.
وَعَنْ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعَمٍ - رضى الله عنه - أَنَّ اَلنَّبِيَّ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ فِي أُسَارَى بَدْرٍ: " لَوْ كَانَ اَلْمُطْعَمُ بْنُ عَدِيٍّ حَيًّا, ثُمَّ كَلَّمَنِي فِي هَؤُلَاءِ اَلنَّتْنَى لَتَرَكْتُهُمْ لَهُ" رَوَاهُ اَلْبُخَارِيُّ .
« Cübeyr b. Mut'im radıyallahu anh'den rivayet olunduğuna göre. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Bedir esirleri hakkında şöyle buyurmuştur: — Mut'im b. Adiyy sağ olsa da şu murdarlar hususunda benimle lâf etse bunları gerçekten ona bırakırdım.» Bu hadîsi Buharî rivayet etmiştir.
وَعَنْ أَبِي سَعِيدٍ اَلْخُدْرِيِّ - رضى الله عنه - قَالَ: أَصَبْنَا سَبَايَا يَوْمَ أَوْطَاسٍ لَهُنَّ أَزْوَاجٌ, فَتَحَرَّجُوا, فَأَنْزَلَ اَللَّهُ تَعَالَى: ﴿ وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ اَلنِّسَاءِ إِلَّا مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ ﴾ أَخْرَجَهُ مُسْلِمٌ .
«Ebu Said-i Hudrî radıyallahu anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Evtâs harbinde bir takım esirler aldık; bunların karıları vardı. Ashâb günâha girmiş olmaktan korktular. Bunun üzerine Allah Tealâ: kadınların evli olanları da size haram kılınmıştır; ancak mâlik olduğunuz cariyeler müstesna...; âyet-i kerimesini indirdi.» Bu hadisi Müslim tahrîc etmiştir.
وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: بَعَثَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - سَرِيَّةٍ وَأَنَا فِيهِمْ, قِبَلَ نَجْدٍ, فَغَنِمُوا إِبِلاً كَثِيرَةً, فَكَانَتْ سُهْمَانُهُمْ اِثْنَيْ عَشَرَ بَعِيراً, وَنُفِّلُوا بَعِيراً بَعِيراً مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«İbni Ömer radıyallahü anhümâ'dan rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem İçlerinde benim de bulunduğum bir müfrezeyi Necid taraflarına gönderdi. Bunlar birçok develeri ganimet olarak aldılar. Ganimetçilerin hisseleri on İkişer deve idi; ve develer kendilerine birer birer taksim edildi.» Hadîs müttefekun aleyh'tir.
وَعَنْهُ قَالَ: قَسَمَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَوْمَ خَيْبَرَ لِلْفَرَسِ سَهْمَيْنِ, وَلِلرَّاجِلِ سَهْمًا مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ. وَاللَّفْظُ لِلْبُخَارِيِّ .
وَلِأَبِي دَاوُدَ: أَسْهَمَ لِرَجُلٍ وَلِفَرَسِهِ ثَلَاثَةَ أَسْهُمٍ: سَهْمَيْنِ لِفَرَسِهِ, وَسَهْماً لَهُ .
«(Bu da) Ondan -radıyallahu anh- rivayet etmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem Hayber gazasında at için iki hisse, piyade için bir hisse (verilmesine) hükmetti.» Hadîs müttefekun aleyh'tir. Lâfız Buhârî'nindir. Ebu Davud'un rivayetinde : «Bir kişi ile atına üç hisse tahsis etti; iki hisse atına bir hisse de kendine.» denilmiştir.
وَعَنْ مَعْنِ بْنِ يَزِيدَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: سَمِعْتَ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يَقُولُ: "لَا نَفْلَ إِلَّا بَعْدَ اَلْخُمُسِ" رَوَاهُ أَحْمَدُ , وَأَبُو دَاوُدَ, وَصَحَّحَهُ اَلطَّحَاوِيُّ .
« Maan b. Yezîd radıyallahu anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Nefel ancak beşte birden sonra verilir; derken işittim.» Bu hadisi Ahmed ile Ebu Davud rivayet etmişlerdir. Tahavî onu sahîhlemişlerdir.
وَعَنْ حَبِيبِ بْنِ مَسْلَمَةٍ - رضى الله عنه - قَالَ: شَهِدْتُ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - نَفَّلَ اَلرُّبْعَ فِي اَلْبَدْأَةِ, وَالثُّلُثَ فِي اَلرَّجْعَةِ رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ, وَصَحَّحَهُ ابْنُ اَلْجَارُودِ, وَابْنُ حِبَّانَ, وَالْحَاكِمُ .
« Habîb b. Mesleme radıyallahu anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem'in harbe başlarken (ganimetin) dörtte biri (nı) dönüşte, üçte biri (ni) nefel olarak verdiğine şâhid oldum.» Bu hadîsi Ebu Dâvud rivayet etmiştir. Ibnü'l - Cârûd, İbni Hibbân ve Hâkim onu sahîhlemişlerdir.
وَعَنْ اِبْنِ عُمَرَ رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: كَانَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - يُنَفِّلُ بَعْضَ مَنْ يَبْعَثُ مِنْ اَلسَّرَايَا لِأَنْفُسِهِمْ خَاصَّةً, سِوَى قَسْمِ عَامَّةِ اَلْجَيْشِ مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ .
«İbni Ömer radıyallahü anhümâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem gönderdiği seriyyelerden bazısına ordunun umumuna yapılan taksimden ayrı olarak hassaten kendilerine nefel verirdi.» Hadîs müttefekun aleyh'tir.
وَعَنْهُ : كُنَّا نُصِيبُ فِي مَغَازِينَا اَلْعَسَلَ وَالْعِنَبَ , فَنَأْكُلُهُ وَلَا نَرْفَعُهُ رَوَاهُ اَلْبُخَارِيُّ . وَلِأَبِي دَاوُدَ: فَلَمْ يُؤْخَذْ مِنْهُمْ اَلْخُمُسُ . وَصَحَّحَهُ ابْنُ حِبَّانَ .
«(Bu da) Ondan rivayet olunmuştur, -radıyallahü anh- Demiştir ki: Biz gazalarımızda bal ve üzüm ele geçiriyorduk. Bunları yiyor, alıp götürmüyorduk.» Hadîsi Buhârî rivayet etmiştir. Ebu Davud'un rivayetinde: «Bunlardan beşte bir alınmıyordu denilmiştir. İbni Hibban onu sahîhlemiştir.
وَعَنْ عَبْدِ اَللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى رَضِيَ اَللَّهُ عَنْهُمَا قَالَ: أَصَبْنَا طَعَاماً يَوْمَ خَيْبَرَ, فَكَانَ اَلرَّجُلُ يَجِيءُ, فَيَأْخُذُ مِنْهُ مِقْدَارَ مَا يَكْفِيهِ, ثُمَّ يَنْصَرِفُ أَخْرَجَهُ أَبُو دَاوُدَ, وَصَحَّحَهُ ابْنُ اَلْجَارُودِ, وَالْحَاكِمُ .
«Abdullah b. Ebî Evfâ radıyallahu anhümâ'dan rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Hayber günü yiyecek ele geçirdik. Herkes gelip ondan kendine yetecek kadar alıyor, sonra çekip gidiyordu.» Bu hadisi Ebu Davud tahrîc etmiş; İbnü'l-Cârûd ile Hâkim onu sahîhlemişlerdir.
وَعَنْ رُوَيْفِعِ بْنِ ثَابِتٍ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - "مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاَللَّهِ وَالْيَوْمِ اَلْآخِرِ فَلَا يَرْكَبُ دَابَّةً مِنْ فَيْءِ اَلْمُسْلِمِينَ, حَتَّى إِذَا أَعْجَفَهَا رَدَّهَا فِيهِ, وَلَا يَلْبَسُ ثَوْباً مِنْ فَيْءِ اَلْمُسْلِمِينَ حَتَّى إِذَا أَخْلَقَهُ رَدَّهُ فِيهِ" أَخْرَجَهُ أَبُو دَاوُدَ, وَالدَّارِمِيُّ, وَرِجَالُهُ لَا بَأْسَ بِهِمْ .
«Ruveyfi' b. Sâbit radıyallahu anh'den rivayet olunmuştur. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Her kim Allah'a ve âhiret gününe îmân ediyorsa müslümanların ganimetinden bir hayvana binip de onu zaîflattıktan sonra ganimete iade etmesin. Müslümanların ganimetinden bir elbiseyi giyip de onu eskittikten sonra ganimete iade etmesin.» Bu hadisi Ebu Dâvud ile Dârimî tahrîc etmişlerdir. Râvîleri zararsızdırlar.
وَعَنْ مُعَاذٍ - رضى الله عنه - قَالَ: غَزَوْنَا مَعَ رَسُولِ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - خَيْبَرَ, فَأَصَبْنَا فِيهَا غَنَمًا , فَقَسَمَ فِينَا رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - طَائِفَةً, وَجَعَلَ بَقِيَّتَهَا فِي اَلْمَغْنَمِ" رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ, وَرِجَالُهُ لَا بَأْسَ بِهِمْ .
«Muâz b. Cebel radıyallahu anh'den rivayet edilmiştir. Demiştir ki: Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem ile birlikde Hayber'de gaza ettik ve orada bir takım koyunları ganimet aldık. Bunun üzerine, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem koyunların bir kısmını aramızda taksim etti, kalanını da ganimet mallara kattı.» Bu hadîsi Ebu Davud rivayet etmiştir. Râvîleri zararsızdırlar.
وَعَنْ أَبِي رَافِعٍ - رضى الله عنه - قَالَ: قَالَ رَسُولُ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - "إِنِّي لَا أَخِيسُ بِالْعَهْدِ, وَلَا أَحْبِسُ اَلرُّسُلَ " رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ, وَالنَّسَائِيُّ, وَصَحَّحَهُ ابْنُ حِبَّانَ .
«Ebû Râfi radıyallahu anh'den rivayet olunmuştur. Şöyle demiştir, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Hiç şüphe yok ki, ben ahdi bozmam, elçileri de hapsetmem; buyurdular.» Bu hadîsi Ebu Dâvud ile Nesaî rivayet etmişlerdir, İbni Hibbân onu sahîhlemiştir.
وَعَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - أَنَّ رَسُولَ اَللَّهِ - صلى الله عليه وسلم - قَالَ: "أَيُّمَا قَرْيَةٍ أَتَيْتُمُوهَا, فَأَقَمْتُمْ فِيهَا, فَسَهْمُكُمْ فِيهَا, وَأَيُّمَا قَرْيَةٍ عَصَتْ اَللَّهَ وَرَسُولَهُ, فَإِنْ خُمُسَهَا لِلَّهِ وَرَسُولِهِ , ثُمَّ هِيَ لَكُمْ" رَوَاهُ مُسْلِمٌ. .
«Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem: — Her hangi bir yere varır da orada oturursanız, hisseniz oradadır. Hangi beldede Allah ve Resulüne isyan ederse o beldenin beşte biri Allah ve Resulüne mahsustur. Sonra o (nun bakisi) sizin olur; buyurmuşlardır.» Hadîsi Müslim rivayet etmiştir.